
Şamil Tayyar
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (145)
İletişim Başkanlığı, dezenformasyonla mücadele kampanyası başlattı. Güvenlik kaynakları da İmralı’yla ilgili tutanakların gerçeği yansıtmadığını duyurdu. Muhalefetin tepkisini biliyoruz. Ama asıl tartışma DEM İmralı Heyeti’nin basın açıklamasından sonra başladı. Sosyal medyada dolaşan tutanaklar da PKK kaynaklı. Zira, Öcalan’ın PKK yöneticileriyle yaptığı görüntülü görüşme ekleme ve çıkarmalarla tahrif edilerek servise konmuş. Eğer, sürecin enfekte edilmesinden endişe duyuluyorsa önce DEM ve uzantılarından başlanmalı. Sözümona tabanlarına mesaj vermek için olmayanı varmış gibi gösteriyorlar. Bir de üstenci dille, tahrik ve tahrip edici üslupla sinir uçlarıyla oynayarak yol alıyorlar. Dikkate almak isteyen olursa hatırlatmış olayım.
“Bizim de bir hesabımız, planımız var” “Kan tüccarları, soykırımcılar kaybedecek” Eyvallah. Allah razı olsun🤲
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Cem Küçük soruşturması kapsamında İsmail Çanak, Serdar Özyurt ve Ahsen Melek Kocatürk hakkında yakalama kararı çıkardı. Kim bunlar diye baktım. MASAK raporuna göre; Özellikle Özyurt, Çanak ve Küçük arasında para transferi olmuş. Bir de Tahir Sarıkaya. İlginç bir detay var, aktaralım. İsmail Çanak, Küçük’e 315 bin lira, Sarıkaya’ya 4 milyon 537 bin 782 lira, Serdar Özyurt, Küçük’e 115 bin lira, Sarıkaya’ya 4 milyon 541 bin 100 lira, Emine Eke, Küçük’e 50 bin lira, Sarıkaya’ya 1 milyon 42 bin lira, Sabri Akın, Küçük’e 142 bin 500 lira, Sarıkaya’ya 300 bin lira, Güntay Irmak, Küçük’e 38 bin lira, Sarıkaya’ya 357 bin 300 lira göndermiş. Soruşturmada bu işlemler “şüpheli” bulunmuş, haber karşılığı yapıldığı düşünülmüş. Dikkat çekmek istediğim başka bir nokta var. Küçük, Sarıkaya’ya göre daha popüler ve kamuoyu etkisi daha yüksek biri. Bu transferler haber karşılığı ise neden Küçük’e çok az ödeme yapılırken, Sarıkaya’ya milyonlar aktarılıyor. Yukarıdaki rakamları tekrar dikkatlice okuyun. Sarıkaya’nın para transferi ortaya çıkarsa, o ödemenin medyadaki “statülü” kimi isimlere yapıldığı anlaşılırsa herhalde sürpriz olmaz. Sarıkaya belki de sadece aracıdır. İzleyelim bakalım, şapkadan sürpriz isim çıkacak mı?
Er şehit yakınları ve er gaziler, bir süredir Ankara’da eylem yapıyorlar. Sürekli olarak eylem alanları değiştiriliyor, kimi vakit arbede yaşanıyor. Üzülerek ifade edeyim, bu süreci iyi yönetemediğimizi düşünüyorum. Talepleri ne kadar aykırı bulunsa, muhalefetin eylemi istismar ettiği düşünülse bile herkesten fazla söz haklarının olduğu kanaatindeyim. Onlar bu vatan için sevdiklerini, bedenlerinin birer parçasını toprağa gömdüler, kalanları hayatlarına yarım devam ettiler. Rahat bırakın onları ya da muhabbetle kucaklayın.
İçişleri eski Bakanı İdris Naim Şahin’e ait koruma tahsisli 3 aracın amacı dışında kullanıldığı ortaya çıktı. Bu kirli ilişkilere nasıl bulaştığını bilmiyorum. Kamuoyundaki yaygın kanaat, FETÖ’cü olduğu veya şantaj kasedi nedeniyle FETÖ’nün neferine dönüştüğüdür. Geçmişini bilenler “şantaj” iddiasına daha çok ihtimal veriyorlar. Hal böyleyse artık bu yükten kurtulmalı ve şantajı itiraf edip oyunu bozmalıdır. Devletin bu konuda her türlü kolaylığı göstereceği kanaatindeyim. Ancak, son Kuriş hadisesinde tahsisli koruma aracının kaçırma operasyonunda kullanılması, meselenin şantaj iddiasından farklı boyutu olabileceği ihtimalini akla getiriyor. FETÖ ilişkisi hâlâ sürüyor olabilir veya şantajın ötesinde “para bağımlısı” olduğu da düşünülebilir. Sebebi ne olursa olsun çıkıp konuşmalı, her iddiaya açıklıkla cevap vermelidir. Şahin konuşmuyorsa yargı da meseleye el atabilir. Bakanlık makamı eski de olsa suç üretiyor ve üretmeye devam ediyorsa, buna kayıtsız kalamaz.
Başladık #MedyaKritik
“21 yıl 3 ay 37 gün”
İddianamesi geçen yıl Ekim ayında hazırlanan Aziz İhsan Aktaş davası, 10 ay sonra karara bağlandı. Gazeteci arkadaşlar tüm detayları paylaşıyorlar. 60 sayfalık kısa karar metninden ne anlamalıyız? Özetle. Mahkemenin “suç örgütü” iddiasını geçersiz saymasını, doğru ve yerinde buluyorum. Çünkü. Suç örgütü; birlikte suç işlemek anlamına gelmez, planlı, sürekli ve hiyerarşik suç organizasyonunu ifade eder. Davada birbiriyle bağlantılı olmayan olaylar arasındaki tek bağ Aziz İhsan Aktaş’tı. Yargılanan 7 belediye başkanı arasında ceza almayan tek kişi Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere. Suçlamalara baktığımızda en hafif dosya ona aitti, karar sürpriz değil. Örgüt lideri olmakla suçlanan Aziz İhsan Aktaş, zincirleme ihaleye fesat karıştırma suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Etkin pişmanlıktan yararlandığı için rüşvet suçundan ceza verilmedi. “Örgüt” yerine “zincirleme suç” tarifi isabetli olmuş kanımca. En fazla cezayı 21 yıl 23 ay 37 günle Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat almış, eminim sürpriz olmayan kararlardan biri de bu olsa gerek. İddianamede Aktaş’tan sonra en fazla ceza istenen isimdi. Ayrıca sanıkların çoğunluğunun ceza alması, iddianamenin büyük ölçüde iyi hazırlandığının göstergesi sayılabilir. Elbette bu değerlendirmeler, şeklidir. Suçlu/suçsuz tarifi değildir. 200 sanıklı bir davanın 10 ayda sonuçlanmasının önemini de vurgulayalım.
İlginç bir paylaşım. Malum, kendisi İBB Davası tutuksuz, Gaziosmanpaşa Belediyesi Soruşturması tutuklu sanığı. Doğrudan Yeni Partili Bülent Tezcan’ı hedef almış. Kuşadası Belediyesi Soruşturmasında şüpheli kızı ve damadının neden yurda dönmediğini soruyor. “Devlete hesap vermemeyi normal görenler benden uzak dursun” diyor. Adresini netleştiriyor, CHP’de kalacağını işaret ediyor.
Aralarında CHP’li belediye başkanlarının da olduğu 200 sanıklı Aziz İhsan Aktaş davasında 60 sayfalık kısa karar açıklandı. Kararın en dikkat çekici tarafı, “suç örgütü” iddiasından dolayı hiçbir sanığın ceza almamasıdır. Mahkeme, “örgüt kurma, yönetme, üye olma” gibi suçlamaları yetersiz bulmuş. Hal böyle olunca cezalar da beklentinin altında kalmış. Buradan çıkarılması gereken üç önemli ders var: -Şüpheli/sanık sayısı 3 ve fazla olunca otomatik örgüt kapsamına girmiyor, ilave iddialara ihtiyaç var. -Bazı sanıklar açısından alınan cezayla cezaevinde geçen süre arasındaki orantısızlık, tutuksuz yargılamanın önemini vurguluyor. -Tüm eleştirilere rağmen yargı işliyor.

Dün. Ankara Balgat’ta dönercideyiz, yanıma bir görevli geldi, dindar biriydi. Kuriş operasyonuna destek veriyordu. Bir ara gözleri doldu, komşuları olan bir hanımefendinin eşine ağlayarak anlattığı bir anektodu aktardı. O hanımefendinin eşi alkol bağımlısıymış, kendisi de hem geçimini sağlamak hem sırtını bir cemaate yaslayarak kendini güvende hissetmek istemiş. Maaş kartı işyerinde müdürdeymiş, parayı çekip bir kısmını ödüyor bir kısmını “hizmet bedeli” diye alıyormuş. Bakmış, çevresindeki herkes aynı durumda. İnanılır gibi değil. Aklıma Kuriş ailesinin serveti geldi, sormak lazım: Size sığınmış bir garibin aldığı asgari ücretin yarısını “hizmet bedeli” olarak tahsil ederken, siz kazandıklarınızın yarısını hizmete niye adamadınız? Bırakın adamayı, birer kilogramlık 206 adet külçe altını zulalara doldurdunuz. 25 yaşındaki delikanlının altına Porsche çektiniz. Yarış atıyla hobi geliştirdiniz. Aile boyu 1818 gayrimenkul işlemi yaptınız. Arsa, konut, kahvehane, lokanta, imalathane ne varsa aldınız. Mazlumu yarım taş çorbaya talim ettirdiniz, siz deveyi hamuduyla götürdünüz. Acı olanı, bunu da din adına yaptınız. Yazıklar olsun.
Laf olsun torba dolsun diye yazmışsın. Üsse saldıran uçaklar F-15, F-35 bile değil. Kaldı ki iki uçağı da tespit edebilen radar sistemi ve vurabilen füze sistemi mevcut. ABD’nin de paniği bu yüzden. Netanyahu yanlısı İsrael Yahom Gazetesi bile tehlikeyi fark etti, bir siz fark edemediniz. Bir uyuyan var ama o Türkiye değil, artık siz de uyanın.
Sadece giriş ve gelişme var. Sonuç yok. O sebeple mevzuyu bir yere bağlayamadım.
Mohamed Salah, kuşkusuz bir dünya yıldızı. Trabzonspor çok ses getiren bir transfer yaptı. En önemlisi, futbolla yatıp futbolla kalkan Trabzon’da hem taraftarla hem şehirle hem takım arkadaşlarıyla bütünleşmesi. Sempatik biri. Mütevazı. Golle de tanıştı. Yolu açık olsun.
Milliyet Yazarı Özay Şendir’in bugünkü köşe yazısı, İsrail’in son üs saldırısı sonrası Türkiye’nin savunma gücünü merak edenler için aydınlatıcı önemli bilgiler içeriyor. Özetle. Türkiye, hayalet uçağı F-35’leri tespit edebilen radar teknolojisine sahip 7 ülkeden biri. Tespitle yetinmeyip Siper 1 ve Siper 2 füzeleriyle F-35’leri düşürme kapasitesine sahip. Gerçi saldırı F-15’lerle yapıldı ama F-35 de olsa fark etmezdi. Sakin kalarak İsrail çılgınlığının dünya savaşına dönüşmesine izin vermeyen Türkiye, saldırının tekrarı halinde neler yapabileceğini dost düşman herkes gördü. Barack da zaten bu endişesini dile getiriyor, İsrail’in Türkiye’nin gücünü kavrayamadığını düşünüyor. Takdir kendilerinin. Laftan anlamayana kötek hazır. https://t.co/0u8OXMIubY @milliyet
İsrail’de hükümete yakın Hayom Gazetesi’ne göre; Netanyahu, NATO Sözleşmesini inceleyerek güya 5. Maddenin açıklarını bulmuş. Türkiye’nin Suriye ve KKTC’deki askeri varlığına yönelik saldırı NATO’ya karşı yapılmış sayılamazmış. Sahiden bunlar geri zekalı. NATO’ya sığındımızı sanıyorlar. Birilerinin bunları rüyadan uyandırması lazım, umarım “o biri”biz oluruz. İnsanlık bir virüsten kurtulur. Ve işgal ettikleri topraklar sahiplerine iade edilir.
Adalet Bakanımız @abakingurlek bugünkü açıklamasında önemli bir detaya yer veriyor. Malum, 24 Nisan 2026’da bakanlık bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kurulmuştu. Gürlek, bu birimin koordinesinde 36 dosyada 41 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olaylarının aydınlatıldığını belirtiyor. 4 ayda tarifsiz başarı. Yeniden açılan dosyalarda sonuçlar alındıkça bu sayı daha da artacaktır. Faili meçhul dosyalar aydınlatılırken, şimdiye kadar dosyaları karartan, ihmali veya kastı olan kişilerin de hesaba çekilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kimsenin yanına kâr kalmamalı.
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan İsrail’in provokasyonlarına henüz cevap vermedi. Diplomasi işletiliyor, her türlü seçenek değerlendiriliyor ama sükunet korunuyor. Akıllıca. Cumhurbaşkanımız Salı günü Malazgirt’te. Sanıyorum, İsrail’e anladığı dilden en üst düzeyden cevap o gün gelir. Bu arada ABD’nin pozisyonu da netleşir. Okkalı vuruşu bekleyin.

Iskalamışım. Bir arkadaş gönderdi. Meğer, Tahir Sarıkaya’nın yol arkadaşı Ahmet Hakan, aynı yolda beraber ıslandığı Erkan Mumcu için arabulucu olmuş. Madem çok heveslisin, madem sonuçtan çok eminsin, madem arada sen varsın, kırmayalım, CNN Türk’teki programında tartışmaya hazırım. Günü ve formatı sen belirle. Artık programdan nasıl ses çıkar birlikte görelim. Kıvırmak yok. Cevabı bekliyorum.
İsrail tehdidi, seçim odaklı piar çalışmasında öte riskler barındırıyor. Trump mesafeli dursa da Neocanlar Netanyahu’nun en güçlü motivasyon kaynağı. Türkiye, Netanyahu’nun ipini elinde tutan ABD’ye gerekli uyarıları yaptı. Bölge ülkelerini bilgilendirdi. Sahayı hareketlendirdi, tedbirlerini aldı. Gerisini onlar düşünsün.