
Şamil Tayyar
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (146)
Artık görüntüleri paylaşmıyorum, çok rahatsız edici. Ölen teröristler için taziye çadırları kurulması, Terörsüz Türkiye Projesinin tabana yayılmasının önündeki en büyük engellerden biridir. Tepkiler çığ gibi büyüyor. Elbette ağır siyasi sonuçları da olacaktır. Duydum ki devlet de rahatsızmış, taziye çadırları kurulmaması konusunda uyarmış. İzin verilmeyecekmiş. Umarım doğrudur. Eğer sürecin enfekte edilmesi istenmiyorsa toplumun sinir uçlarıyla oynanmamalıdır. Özellikle DEM zapturapt altına alınmalıdır.
Nihayet beklenen oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İçişleri eski Bakanı İdris Naim Şahin’in ifadesine başvuruyor. Kendisine tahsisli çakarlı üç aracı amacı dışında kullanılıyordu. Özellikle birisi Hilmi Tuna Kuriş’in kaçırılma girişiminde kullanılmıştı. Savcılığın bu kararını geç ama doğru buluyorum. Dilerim, vesile olur, Şahin kendini AK Parti’den koparan “kaset” iddialarına da açıklık getirir. Eğer bir şantaja maruz kalmışsa yıllar sonra olsa da yüzleşmesi faydalı olur. Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın 2019’da “paçasını terör örgütlerine kaptırmış” dediği Şahin, böylece kendini de özgürleştirebilir. Bakalım, bu sorgudan sürpriz çıkacak mı?
Murat Karayılan, terör örgütü PKK’nın ölüm listesini açıklamış. İddiasına göre; 1976-2026 arasında 25 bin 922 PKK’lı ölmüş. Kayıtdışı ölümlerle bu sayısı 27 bine ulaşıyormuş. Burada üzerinde durulması gereken bir önemli noktaya dikkat çekmek isterim. Diyarbakır, Van, Yüksekova, Cizre ve Mardin doğumlu 230 PKK’lının ölümünü yeni açıklandı. Bu bağlamda taziye programları yapılıyor. Karayılan’a göre; Ölmüş 520 PKK’lının kimlik bilgileri henüz yayınlanmadı. Bunlar terörle mücadelede mi öldürüldü, örgüt içi infaz mı bilmiyoruz. İşin ilginç tarafı, PKK’nın bu ölen teröristlerle ilgili aileleri şimdiye kadar bilgilendirmemeleri, yaşıyormuş gibi davranmaları, kimi ailelere yardım etmeleri. Bu süreçte PKK’nın ikiyüzlülüğünü mensuplarının aileleri de acı bir şekilde öğrenmiş oldu.
Mehmet Akif Ersoy şikayetçi olmuş. Avukat Erel Muallaoğlu, Yavuz Küçükyeşil, Erkan Uzun ve Hacı Eşiyok hakkında soruşturma açılmış. Meğer bu zatlar Ersoy’a “tahliye” ve “berat” garantili anlaşma önermişler. Anlaşmaya da yüksek ölçekli fatura çıkarmışlar. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı iddiayı soruştururken, uzun süredir pek rastlamadığımız bir yöntemle teknik takibe aldıkları şüphelilere suçüstü yaptılar. Müşteki vekil avukatın üzerine gizli ses ve görüntü kayıt cihazı yerleştirilerek şüphelilerle yapılan görüşmeler kayıt altına alındı. Helal olsun. Durumdan vazife çıkaran herkese ders olsun.
Mehmet Akif Ersoy şikayetçi olmuş. Avukat Erel Muallaoğlu, Yavuz Küçükyeşil, Erkan Uzun ve Hacı Eşiyok hakkında soruşturma açılmış. Meğer bu zatlar Ersoy’a “tahliye” ve “berat” garantili anlaşma önermişler. Anlaşmaya da yüksek ölçekli fatura çıkarmışlar. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı iddiayı soruştururken, uzun süredir pek rastlamadığımız bir yöntemle teknik takibe aldıkları şüphelilere suçüstü yaptılar. Müşteki vekil avukatın üzerine gizli ses ve görüntü kayıt cihazı yerleştirilerek şüphelilerle yapılan görüşmeler kayıt altına alındı. Helal olsun. Durumdan vazife çıkaran herkese ders olsun.
Başladık #MedyaKritik
Akşam üzeri Muharrem İnce aradı. “Devlet domates salatalık satmaz” lafıma takılmış. Sohbet derinleşince anladık ki domates tarlasından çıkınca aramış. “Devlet üretir satar ama marketçilik yapmaz. Gıda, İHA, SiHA kadar stratejik üründür” dedi. Kesinlikle katılıyorum. Benim de kastım, devletin marketçilik yapamayacağına dairdi zaten. Devam etti. Köyde kışlık domatesini topladığını anlatırken, kimi köylülerin üretmek yerine kahvehanede vakit geçirmesine sitemliydi. “Bir zihniyet değişikliğine de ihtiyaç var” dedi. Güzel bir sohbet oldu.
Bir süredir tartışma gündeminde. Yeni Anayasa’da ne var? Hangi aşamada? Takvim nasıl işleyecek? AK Parti Genel Başkan Yardımcımız Hayati Yazıcı’yla sohbet ettik. Yeni Anayasa hazırlıklarının son aşamaya geldiğini ve Cumhurbaşkanımızla istişareden sonra takvimin işleyeceğini anlattı. Bir sistem değişikliğinin düşünülmediğini ama verimliliği arttıracak önerilerin değerlendirildiğini aktardı. Şu cümlesi çok önemli: “Anayasa yapmak milletin hakkıdır. Millet temsilcileri aracılığıyla anayasayı yapar ve nihayetinde kararı yine kendi verir. Bunun adı referandumdur.” Yani? Yeni Anayasa meclisten kaç oyla geçerse geçsin halk oyuna sunulması gerektiğini söylüyor. 12 Eylül Anayasasını yapan darbecilerin bile referanduma gittiğini hatırlatıyor. Kesinlikle aynı kanaatteyim.
Gerçekçi olalım. İster beğenin ister beğenmeyin, başarılı bulun bulmayın, Mansur Yavaş’ın kamuoyu algısı yüksek. Muhalefetin kayda değer cumhurbaşkanı adaylarından biri. Fakat. İzlediği kontrollü denge siyaseti, başlangıçta işe yaradı artık irtifa kaybettiriyor. Özellikle Yeni Parti/CHP arasında savrulması, iki partiyi de idare etmesi, “öngörülemez siyasetçi” algısını güçlendiriyor. Bu da ciddi bir güven problemi demek. Son olarak CHP Sözcüsü Müslim Sarı’nın “Mansur Bey CHP içinde siyaset yapmaya karar vermiştir” sözüne Yavaş’ın alelacele yalanlama geçmesi de güven sorununun ne kadar derin olduğunu gösteriyor. CHP içinde siyaset yapmayacaksanız gidersiniz, kalacaksanız CHP için ter dökersiniz. Hem ayranım ekşimesin hem yoğurdum dökülmesin. Olmaz. Görünen o ki Mansur Bey’in en büyük rakibi kendisi, kendi elleriyle altını oyuyor.

Bu arkadaş AK Parti Denizli Gençlik Kolları Başkanıydı. Pahalı saat hediyesiyle ismi tartışma gündemine gelince istifa etti. Daha doğrusu istifası istendi, o da gereğini yaptı. Peki, CHP’li belediye operasyonlarında milyon dolarlar, villalar ortalıkta uçuşurken kör ve sağır rolü oynayanlar, acaba utanırlar mı? Bir tarafta hediye saate bedel ödeten diğer tarafta rüşveti kutsayan siyasal anlayış. Biri neden kazanıyor diğeri neden kaybediyor, herkes hesabını yapsın.
Çok vahim bir iddia. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 kez Adli Tıp Kurumu’ndan otopsi videosunu istiyor, her seferinde ‘video yok’ deniyor. Mezarın açılmasına karar verilince bir anda video savcılığa ulaştırılıyor. O da tahrip edilmiş şekilde. Ceza dosyalarında çok kritik misyonu olan Adli Tıp Kurumu’nun bu devirde hâlâ “suç örtme” cesaretini göstermesi, ciddi sorundur. 15 Temmuz’dan sonra değiştirdiğimizi düşündüğümüz bu kurum belli ki mutasyona uğramış, revizyonla düzeltilmesi mümkün gözükmüyor. Herhalde yıkıp yeniden inşa etmek, bırakın uzmanları, güvenlik görevlisine, hizmetliye kadar değiştirmek gerek.
Aylin Hanım. İçişlerinize karışmak istemem ama “Özgür Özel’in liderliğinde iktidara koşuyoruz” derken CHP’de kalmaya ısrar etmek, “Truva atı” iddiasını teyit etmiyor mu? Kılıçdaroğlu’nun yanında kalıp Özel’in türküsünü söylemek, hangi siyasi teoriyle açıklanabilir? Kavga edeceksiniz edin, milleti aptal yerine koymayın.
Kendi sahasında 1-1 kaldığı Lyon’u deplasmanda 2-1 mağlup ederek Şampiyonlar Ligi vizesini alan Fenerbahçe’yi kutluyorum. 18 yıllık hasret bitti. Şampiyonlar Ligi’nde iki takımımız oldu. Yolunuz açık olsun.
Başladık #MedyaKritik
Tarım Kredi’den bir dostumuz aradı, son paylaşımla ilgili uzun bir sohbetimiz oldu. Diğer zincir marketlerin 10-15 yılda geldiği yere 4 yılda ulaştıklarını, bilançosu düşük şubeleri kapatırken daha iyi lokasyonda ve büyük şubeler açtıklarını söyledi. Şirket statüsünde olduklarını, ekip başında profesyonel isimlerin olduğunu aktardı. Hızlı büyümenin getirdiği artışın zarar olarak yansıdığının altını çizdi. Doğrudur. Hiç bir itirazım yok. Hüseyin Aydın Beyi de Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünden tanırım, işin ehli biridir. İtirazım, iktisadi modele. Ben de olsam kamuda marketçiliğe çağ atlatamam. Özetle diyorum ki devlet donates salatalık satmasın. Asli işlerine odaklansın.
Tarım Kredi KOOP Market, bu yılın ilk 6 ayında 1 milyar 91 milyon lira zarar etmiş. Bu zarar, geçen yılın aynı döneminde yaklaşık 2 milyar liraymış. 30 şubesini de kapatmış. İşin özü şu: Devlet domates, salatalık satmaz. İHA, SİHA üretip satsın. Önce zihniyet değişecek. Devletin fonksiyonu yeniden tanımlanacak, özel girişimin önü açılacak, denetim ve rekabet şartları oluşturulacak.
Başkanım, gerçekten çok stratejik bir yol. Eskişehir yoluyla birlikte Bilkent Şehir Hastanesini de Konya Yoluna, Gölbaşı’na bağlıyor. Marjinal grupların tepkileri nedeniyle güzergahı açılmış yolu 9 yıldır bekletiyorlar. Geçenlerde birkaç kamyon gördüm, başlamışlar herhalde. Emeğinize sağlık.
Hani diyorum ya PKK gibi DEM de silah bıraksın. Sürece en fazla zehirli dilleri zarar veriyor. Tülay Hatimoğulları’na bakın. Farklı illerde terör örgütü mensupları için “şehit” törenleri düzenleyip “bölücü” mesajlara devam ediyorlar. “Dört parça Kürdistan coğrafyası” diyerek hem Türkiye hem bölge ülkeleri için “ayrıştırıcı dil” kullanmaya devam ediyorlar. Toplumun sinir uçlarıyla oynayıp tahrik ediyorlar. https://t.co/B9tLrQkZQW
Ahmet Arif Denizolgun’un şüpheli ölümü üzerindeki sır perdesi aralanıyor. Yeni bilirkişi raporu, cinayet şüphesini arttırdı. 10 yıl önceki “beyin kanaması sonucu ölüm” raporunda objektif delil olmadığı belirtildi. Yeni tespitlere göre; Denizolgun’un göğsüne basılarak, ağız ve burnu kapatılarak nefessiz kalması sonucu ölme ihtimali ağırlık kazandı. Zehirlenme ihtimali de değerlendiriliyor. Eski ve yeni tüm deliller, Adli Tıp Kurumu 1. ve 5. İhtisas Kurulunca ortak ele alınıp nihai karar verilecek. Cinayet ihtimali, Kuriş operasyonunun seyrini değiştirir. Cemaatte iktidar değişikliğinin cinayetle tesis edilmesinin hiçbir dini gerekçesi olamaz.
Başladık #MedyaKritik