
Şamil Tayyar
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (145)
İdris Naim Şahin savcılığa tam 3.5 saat ifade vermiş. Malum, çakarlı koruma aracının Hilmi Tuna Kuriş’in kaçırılmasında kullanıldığı ortaya çıkmıştı. Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, suçluyu kayırma suçlamasıyla ifadesi alınmış. İfadesi 12 sayfa tutmuş, sorgudaki 130 isim tek tek sorulmuş. Kurişleri tanımadığını söylemiş ama kaçırma olayındaki Mehmet Özmen’i tanıdığını kabul etmiş. Hakkında yurtdışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol yasağı uygulanması isteniyor. Ne diyelim? İçişleri Bakanlığı yapmış birinin bu hale düşmesi üzüntü verici. Makam sahibi herkese ders olsun.
Özgür Özel, aralarında Özlem Çerçioğlu’nun da bulunduğu AK Parti’ye geçen belediye başkanlarına haklarını helal etmediğini söylüyor. Öfkesini anlamaya çalışıyorum. Ancak. Keşke helali/haramı diğer partilerden vekil transfer ederken aklına getirseydi. Görevi bırakmadan yapılan transferlere mesafemi biliyorsunuz. Bir de madalyonun diğer yüzü var. Eğer partiniz, partiniz olmaktan çıkmış ve elinizden bir şey gelmiyorsa ne yapacaksınız? Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’yla sohbet ederken açıkça sordum, cevabı netti: “Kuşadası’nda 650 futbol sahası büyüklüğünde imar rantı için bana geldiler, karşı çıktım. Özgür Özel’e gidip anlattım. Bir şey yapmadığı gibi beni yok saymaya başladılar. Başkan olarak hem ranta izin vermemem hem hizmet etmek zorundayım. Rantla mücadele edilmiyorsa, hizmet etmem engelleniyorsa ne yapacaksınız?” Ya geçmişte? Baykal’ın da Kılıçdaroğlu’nun da böyle bir rant düzenine izin vermediğini, Özel ve İmamoğlu’yla CHP’nin değiştiğini düşünüyor. Ya şimdi? “Huzurluyum” diyor. Katılırsınız, katılmazsanız, fakat öfke saçmadan önce bir iç muhasebeye ihtiyaç yok mu? Şu sorunun cevabını arasınlar: Asıl suçlu kim?

CHP’li vekilin Alman gizli servisiyle ilgili analizi hayli ilgi çekti. CHP’den başka bir vekil aradı bu kez. Tespite destek verdi, geçen yılki Tunceli Munzur Gözeleri’ne yapılan mescite yönelik protestoyu hatırlattı. “Bu olayı araştırın daha iyi göreceksiniz” dedi. Araştırırken Gürsel Erol’un protestoya tepkisiyle karşılaştım. Bir kamu yöneticisi de şöyle dedi: “O tarihte Alman elçiliğiyle birlikte BND (gizli servis) ajanları Sivas, Malatya, Tunceli dolaşıyordu, sonrasında bu eylem oldu.” Sohbette başka ilginç bilgiler de aktardı. “Ali’siz Alevilik” veya “İslam dışı Alevilik” düşüncesini yaymaya çalışan Alman gizli servisinin kontrol ettiği derneklere bütçeden kaynak bile aktardığını söyledi. Yeni dönemde de Alevileri CHP’den kopararak marjinalleştirme çabası içinde olduğunu ifade etti. Hal böyleyse, Almanlar CHP’deki ayrışmanın göbeğindeler ve Kılıçdaroğlu’na yönelik öfkeyi de örgütlemişler. Mevzu derin. Daha çok su kaldırır.
Arif Kocabıyık tır dorsesinde yurtdışına kaçarken yakalanmış. Elinde mikrofonla ve ısrarla hakaret etmediği kimse kalmamıştı. Onun için söyleyecek çok sözümüz var. Başlasak kelimeler kifayetsiz kalır. Yine de şu görüntüleri izleyince üzüldüm. Fare gibi tır dorsesine gizlenmiş. İnsan hiç mi akıllanmaz arkadaş.
Az önce. CHP’li bir milletvekili aradı. Gökçek analizindeki “Alman gizli servisi” vurgusunu çok önemsediğini anlattı. Şöyle devam etti: “Almanlar, Türkiye’deki siyasi hareketliliği çok yakından takip ediyor. Hiç iyi niyetli değiller. Gökçek’le ilgili iddiaların doğruluğu yanlışlığı ayrıdır ama görevden ayrıldıktan 9 yıl sonra şimdi gündeme getirilmesi tesadüf değil. Biz de takip ediyoruz, Almanya’yla bağlantılı bazı Alevi derneklerinin Özgür Özel’e desteğinin arkasında da Almanların olduğunu görüyoruz.” Başka bir ifadeyle; Alman gizli servisinin sadece adli vakalar değil bazı Alevi dernekleri üzerinden sol siyasete de yön vermeye çalıştığını ifade ediyor. Olabilir mi? Bilemem ama Alman gizli servisinin Türkiye’deki siyasi dalgalanmaları yakından takip ettiği konusunda hemfikirim.
Yeni Yol hızlı davranmış. Konya Milletvekili Ali Yüksel Yeni Yol Grubuna katılmış. Milletvekili sayısı tekrar 20’ye ulaştığı için grup hukuki varlığını sürdürüyor.
Dışişleri Bakanımız @HakanFidan’ın açıkladığı gibi yeni ittifakın adı “Mekke Savunma İttifakı” oldu. İlk toplantı İstanbul’daydı. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki bu ittifak, yakın tarihin en güçlü, en etkileyici, en caydırıcı siyasi ve askeri işbirliğidir. İnşallah Mısır da katılır. Allah yardımcıları olsun. https://t.co/UblUV8P7Jh
Bursa Milletvekili Kani Torun, Yeni Yol’dan istifa etti. Muhtemelen DEM’e katılacak. Milletvekili sayısı 19’a düştüğü için Yeni Yol Grubu da dağılmış olacak. Torun’dan boşalan yere yeni vekil aranıyor, bulunamazsa yeni dönemde Yeni Yol Grubu olmayacak. Sanıyorum, seçime kadar istifa/transfer trafiği giderek yoğunlaşacak, yeni siyasi fay hatları oluşacak.
Bugün 31 Ağustos. Kuyumcu İslam Memişoğlu kehanetinin bir kez daha çöktüğü gün. Son olarak 12 Haziran’daki TV yayınında iddialı bir şekilde “Ağustos’ta altının gramı 8 bin lira olacak” demişti. Altının gramı 6 bin 862 lira. Yatırımcılara, vatandaşlarımıza tavsiyemizi tekrar edelim. Spekülatörlerden, medyumlardan uzak durun.

Hayatını kaybeden Mehdi Zana, Diyarbakır eski Belediye Başkanı. Leyla Zana’nın eşi. Kürt siyasetinin öncü isimlerinden biri. Bugün defnedildi. Cumhurbaşkanımız @RTErdogan da eşi Leyla Zana’yı arayarak başsağlığı diledi. Zana ailesinin yasına katıldı, hiçbir sorun yok. Terörist taziyesine tepki gösterdiğimizde “Kürdün yasına tahammül etmiyorlar” diye kızanlara ithaf olunur. Demek ki mesele, Türk/Kürt meselesi değil. Mesele, toprak bütünlüğümüze ve milli birliğimize atılan kurşunla ilgilidir. Teröristin ırkı, inancı, ideolojisi olmaz.

Hayatını kaybeden Mehdi Zana, Diyarbakır eski Belediye Başkanı. Leyla Zana’nın eşi. Kürt siyasetinin öncü isimlerinden biri. Bugün defnedildi. Cumhurbaşkanımız @RTErdogan de eşi Leyla Zana’yı arayarak başsağlığı diledi. Zana ailesinin yasına katıldı, hiçbir sorun yok. Terörist taziyesine tepki gösterdiğimizde “Kürdün yasına tahammül etmiyorlar” diye kızanlara ithaf olunur. Demek ki mesele, Türk/Kürt meselesi değil. Mesele, toprak bütünlüğümüze ve milli birliğimize atılan kurşunla ilgilidir. Teröristin ırkı, inancı, ideolojisi olmaz.
Alkollü yakalanınca “eski emniyet müdürünün oğlunu tanıyorum” demiş. 290 bin lira cezayı yemiş. “Tanıdık muhabbeti” ne zaman bitecek bilmiyorum ama görevini yapan polisleri tebrik ediyorum. Cezanıza sağlık. https://t.co/eQ8GYc3xYn
Yüreğinize sağlık👏
@gazetesozcu Doğrudur, çok etkilendim. Malazgirt’ten İstanbul’a, oradan Ankara ve günümüze uzanan tarihi seyir iyi özetlenmişti. Özellikle, kartalın Türk Bayrağını pençeleriyle kavrayıp yere düşürmediği sahne unutulmaz.
Melih Gökçek’in oğlu ve gelini üzerinden yurtdışına kayıtdışı para aktardığı iddiası ortalığa düştüğünde sosyal medyada özellikle muhalif hesaplar iki senaryoyu dillendirmeye başladılar. 1/Mansur Yavaş’a yapılacak operasyon öncesi Melih Gökçek’i alacaklar. 2/Mansur Yavaş iktidarla anlaştı, geçiş için Melih Gökçek’e operasyonu şart koştu. Akla ziyan, taban tabana zıt bu iki senaryodaki temel amaç, adli operasyonlara “siyasi örtü” geçirmek, zihinleri bulandırmaktı. Fakat. Bir şüpheye dikkat çekmek isterim. Malum, iddiaya konu kayıtdışı transfer iddiası, Almanya’dan başlıyor. Köln’de 70 milyon Euro’luk devasa karargah kuran Alihan Kuriş’e yönelik operasyondan sonra bu iddianın gündeme getirilmesi tesadüf olamaz diye düşünüyorum. Alman gizli servisinin süreçte rolü sözkonusu olabilir, yabana atılmasın. Kuriş’e karşı Gökçek’i yargının önüne atmayı planlamış olabilirler. Sebebi ne olursa olsun iddianın yargı eliyle araştırılması, önemlidir. Nitekim Gökçek de kendini yargıya emanet ettiğini açıkladı. “Siyasi” demedi. Kimseye “sitem” etmedi. “Türkiye ayağa kalkar” narası atmadı. Olgun davrandı, helal olsun. İzleyelim, bakalım süreç bizi nereye taşıyacak?
Teröristler için sözde şehit çadırları kuranlar, “Kürdün yası” kurnazlığına sığınmasın. Kürtler herkes gibi bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır. Ülkeyi parçalamak, milletin birliğini bozmak için için kurşun sıkan herkes teröristtir. Kökeni ve gerekçesi ne olursa olsun. PKK’nın hiçbir vakit “Kürt sorunu” olmamıştır ama Kürtlerin “PKK sorunu” olmuştur.
Özlem Çerçioğlu 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle çok anlamlı bir video paylaşmış. Dünle bugün arasında güçlü bir bağ kuruyor, geleceğe taşıyor. Hissetmeden olmaz. Başkan, AK Parti’de kendini keşfetmiş. Tebrikler👏 https://t.co/fnOQT9rhKI
Er şehit yakınları ve er gazilerin Ankara’daki eylemlerine dair yaptığım paylaşımda “rahat bırakın onları ya da muhabbetle kucaklayın” demiştim. Yoğun ilgi gördü. Bir eski vekilin küçük bir desteği bile mutlu etmişti onları. Zira muhatapsızlıktan bunalmış, çaresizce kendilerine iktidardan bir el uzanmasını bekliyorlardı. Derken Cumhurbaşkanı Başdanışmanımız @oktay_saral’ın yaptığı benzer paylaşım sonrası eylem sahasına görüntülü bağlanarak taleplerini değerlendirecekleri sözünü vermesiyle eylem geçici sonlandırıldı. Şehit yakınları ve gaziler iktidardan uzanan bu ele ve “ilgileneceğiz” taahhüdüne sımsıkı sarıldılar. Bir küçük muhabbet bile sonuç getirdi. Ve buradan çıkarmamız gereken çok ders var. Çünkü. AK Parti hiçbir dönem mazerete sığınmadı çözüm üretti. Gönüller yıkmadı inşa etti. Demek uzaklaşmışız, yakınlaşmaya ihtiyacımız var.
Artık görüntüleri paylaşmıyorum, çok rahatsız edici. Ölen teröristler için “şehit” denerek taziye çadırları kurulması, Terörsüz Türkiye Projesinin tabana yayılmasının önündeki en büyük engellerden biridir. Tepkiler çığ gibi büyüyor. Elbette ağır siyasi sonuçları da olacaktır. Duydum ki devlet de rahatsızmış, taziye çadırları kurulmaması konusunda uyarmış. İzin verilmeyecekmiş. Umarım doğrudur. Eğer sürecin enfekte edilmesi istenmiyorsa toplumun sinir uçlarıyla oynanmamalıdır. Özellikle DEM zapturapt altına alınmalıdır.
Artık görüntüleri paylaşmıyorum, çok rahatsız edici. Ölen teröristler için taziye çadırları kurulması, Terörsüz Türkiye Projesinin tabana yayılmasının önündeki en büyük engellerden biridir. Tepkiler çığ gibi büyüyor. Elbette ağır siyasi sonuçları da olacaktır. Duydum ki devlet de rahatsızmış, taziye çadırları kurulmaması konusunda uyarmış. İzin verilmeyecekmiş. Umarım doğrudur. Eğer sürecin enfekte edilmesi istenmiyorsa toplumun sinir uçlarıyla oynanmamalıdır. Özellikle DEM zapturapt altına alınmalıdır.