
Şamil Tayyar
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (144)
Bir çeşit terapi herhalde. https://t.co/L6BtidYbJ2
İçişleri Bakan Yardımcımız @turanbulent haklı olarak soruyor: 3 sene sonra taziye mi olur? https://t.co/PCS8VTCZA0
Hep yazıyorum, tekrar edeyim. Siyasi tarihimizde belki de ilk kez 17.1 milyon emekli, iktidarı değiştirecek kitlesel güce kavuştular. Çoğunluğu örgütlü, öfkeli ve kararlı gözüküyor. Bugün. Betimar’ın sahibi Gürkan Duman aramıştı, araştırmayı bir de emekliler yönünden konuştuk. Emeklilerin hızla iktidardan uzaklaştığını kabul ediyor. Hatta Yeni Parti’ye oy verenlerin yüzde 40’ının emekli olduğunu söylüyor. Tabi bu bir ciddi reaksiyon ve konjonktürel ama aynı zamanda iktidar için hem yüksek risk hem avantaj. Sorun çözüldüğünde emeklilerin siyasi tercihi oy dağılımını kökten değiştirebilir. Şimdi bu ölçekte olmasa da köprü ve otoyolların işletme hakkının devri iktidar için ciddi bir riski içinde barındırıyor. Çözüm sürecinin seyri de siyasi paradigmaları derinden etkileme potansiyeline sahip. Siyasi hararet artarken bir iki gözlemimi paylaşmak istedim.
2 Boğaz köprüsü, 8 otoyol ve 2 çevre yolu özelleştirme kapsamına alındı. Bu karar, ne anlama geliyor? Özelleştirme deyince akla ilk olarak mülkiyet satışı geliyor ama bu kapsamdaki köprü ve yolların mülkiyeti değil satış hakkı 30 yıl süreyle devredilecek. Bu işletmelerin mevcut haliyle toplam yıllık geliri 600 milyon dolar, yarısı işletme ve bakım masraflarına gidiyor. Özelleştirme İdaresi, bu kararla geliri değil hizmet kalitesini, verimliliği arttırmayı, bakım ve yatırımları hızlandırmayı amaçladıklarını söylüyor. Kanaatime gelince. İdare için gerekli hatta zorunlu uygulama olabilir. Ancak, özelleştirme sonrası köprü ve yol tarifeleri rutin artışın üzerine çıkarak fahiş hale gelirse kamuoyuna izahı zor olur. Ağır siyasi sonuçlar doğurur. Kaldı ki karara baktığımızda özelleştirme işlemlerinin 31 Aralık 2031 sonuna kadar tamamlanması gerekiyor. Yani uygulamanın sonuçlanması için 5 yıldan fazla süre var. Hayat pahalılığının gündemin zirvesinde olduğu süreçte; vatandaş için “ek külfet” olarak görülebilecek bir uygulamayı izah etmenin zorluğuna dikkat çekmek isterim.
Osman Gökçek de Murat Ağırel’e açık açık sormuş, lafı eğip bükmeden cevap verin. Melih Gökçek’in adını sayısız yolsuzluk iddiasında geçirdiğiniz halde savcılıkta bu iddiaları neden gündeme getirmediniz? Bu riyakârlığın sebebi nedir?
@aslnoguzhannn Oğuzhan Bey, Murat Ağırel, “bende bile yok” diyor. Siz “bir bende bir Ağırel’de var” diyorsunuz. Hanginiz doğru söylüyor?
Tahkir edici, kaba ve yaralayıcı üsluptan uzak kalmaya çalışıyorum ama muhalif görünümlü azgınlarla anladıkları dilden konuşmak dışında bir seçenek kalmıyor. Osman Gökçek’le bir kardeşliğim var, o da AK Parti’de yol arkadaşlığıdır. Hiçbir dönem ciddiye aldığım biri olmadın. Çünkü: Gazeteci kisvesi altında ve muhalif görünümle espiyonaj faaliyeti yürüttüğünü biliyorum BND işi bir kenarda kalsın, uygun vakitte sorarlar. Şu anda sistemin içinde kullanımdasın, raf ömrün dolduğunda kapını çalarlar. İfade tutanağına gelince. Hani Ahmet Gökçek’le ilgili bilgileri aldığını söylediğin site var ya, girdim, oradaydı. Sen bu mavrayı bırak. Dışarıda ahkam keserken savcılıkta Melih Gökçek’in isminden niye hiç söz etmedin? Melih Başkan savcılık yolundayken Osman Gökçek’i arayıp hangi konuda yardım istedin?

Betimar genelde isabetli anket yapan kuruluşlardan biri. Muhalefetteki dağınıklık, AK Parti’nin yelkenlerini şişirmişe benziyor. Yüzde 35.4’le ilk sırada, en yakın rakibi Yeni Parti’yle arayı açmış vaziyette. Bence anketteki sürpriz İYİ Parti oylarında. Yüzde 9.3’le üçüncü sırada. Çözüm sürecindeki öfkeli milliyetçi kitlenin İYİ Parti’ye meylettiğini anlıyoruz. CHP’nin yüzde 7’lik baraj sorunu ise devam ediyor.
Doğrudur. Önce iğneyi kendimize batırmak gerek. Yöneticiler imtina ederse sadece personeli teste tabi tutmak, samimiyetten uzak olur. Tebrik ederiz.
Melih Gökçek 2 saate yakın kaldı savcılıkta. Tüm sorulara cevap verdi. İlginçtir. Soruşturmanın açılmasına yol açan Murat Ağırel’in ifadesine baktım, Gökçek’le ilgili tek satır suçlama yok. Oysa ekranlarda ve adliye önünde doğrudan Gökçek’i suçlayan ifadeleri mevcut. Soru şu: Ağırel, adliye dışındaki iri cümleleri adliye içinde neden kurmadı?
@celaleddin_gul Bir din adamına eziyeti, şiddeti kutsayan ifadeler hiç yakışmamış. Doğru olanı, paylaşımı silip özür dilemektir.

Dün. İslahiye İlçe Başkanlığımızı ziyaret ettim. Hasret giderdik. Birkaç depremzede hemşerimiz akıllara durgunluk verecek bir hadise anlattılar. Teyit ettim, doğal yollarla çözümünü imkansız bulduğum için yazma ihtiyacı duydum. İslahiye’de Çakırbeyli Apartmanı deprem sonrası ağır hasarlı denilerek kaymakamlıkça yıkılmış. Hak sahiplerine yeni yapılan TOKI konutlarından verilmiş. Buraya kadar tamam. Bir iki kişi rapora itiraz ederek dava açmış, Gaziantep 3. İdare Mahkemesi’nde görülen davada hakim bilirkişi görevlendirmiş, bilirkişi yıkım gerçekleştiği için boş araziye bakarak “hafif hasarlı” raporu vermiş. İddiasını daha önceden çekilmiş fotoğraflara dayandırmış Mahkeme bu rapora itibar edip olmayan binayı “hafif hasarlı” kabul edince çarşı karışmış. AFAD da mahkeme kararını uygulamak zorunda kalmış. Hak sahipliği iptal edilince teslim edilen konutların iadesi söz konusu. Ortada bina yok, evinden çıkarılanlar gidip otursunlar. Nasreddin Hoca fıkrası gibi. Çağrım, kastı veya ihmali olanların ortaya çıkarılması dileğiyle Adalet Bakanımız @abakingurlek’e. -Bilirkişi, boş araziye bakarak nasıl rapor düzenler? -Mahkeme, bu rapora dayanarak nasıl karar verir? -İstinaf, nasıl onar?
Dün Gaziantep’teydim. Şehitkamil Belediyesi Başkanı Umut Yılmaz, Keçiören’den başlayan “uyuşturucu testi” akımına yeni bir boyut katarak destek vermiş. Belediye Başkanı, başkan yardımcıları ve belediye meclis üyelerinin kan/saç örneği alınarak uyuşturucu testi yapılmasına karar vermişler. Testin personelden önce karar vericilerden başlanmasını önemsiyorum. Dilerim, uygulama tüm kamu, belediye ve yargıda yaygınlaşır.
Millet bi alem😊 Hangi ara yaptınız? https://t.co/x2tIJvWXqy
Merkez Bankası Başkanlık Makamı, birkaç beden büyüktü. Yetmedi. Baba da hısımlar da üşüştü. Bankada kim başkan belli olmadı uzun süre. Neyse ki saltanat kayığı seferde uzun kalmadı. Komşularla mahkeme kapılarına düştüğüne göre travma sürüyor. Benden söylemesi, Gaye Hanım’ın terapiye ihtiyacı var.
Samimiyetle ifade edeyim, “yapay zeka hilesi” diye üzerinde durmadım. Meğer gerçekmiş. https://t.co/TmDw6b0QYh
Keçiören Belediyesi, personeline “uyuşturucu testi” yaptırmış. Resmi açıklamaya göre; bu testler rızaya bağlı olarak yapılmış. 171 personelin uyuşturucu testi pozitif çıkmış. Çok vahim bir durum. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, testi pozitif çıkan personelle ilgili soruşturma başlatmış. Hal böyleyse; “Bu uygulama yaygınlaştırılmalı”diye düşünüyorum. Kamuda ve yargıda çalışan tüm personelin ayrımsız uyuşturucu testine tabi tutulabilmesi için gerekiyorsa yasal düzenleme yapılmalı. Madem bir yerden başlandı ve destek görüyor, devamı gelmeli bence.
Melih Gökçek, Cuma günü savcılığa ifadeye gidiyor. Az önce konuştum, morali yerinde. “Adaletin karşısında boynumuz kıldan incedir” diyor. Olgunca bir tavır. Ya sonra? Tutuklama beklemiyorum, öyle bir niyet olsa en azından gözaltı işlemi yapılırdı diye düşünüyorum. Daha sonra? Türkçeye “Kusursuz Fırtına” olarak çevrilen George Clooney’in başrolde oynadığı “The Perfect Storm” filmini izleyenler hatırlar. Kuzey Atlantik’te iki ayrı cepheden yükselen fırtınanın bir noktada birleşerek tarifsiz bir dalgaya dönüşümüyle alabora ettiği balıkçı teknesindeki dramı anlatır. Ufukta “Kusursuz Fırtına” havası var sanki. Bugün Gökçek’e gülenler yarın ağıt yakmak zorunda kalabilir.
Gökçek ailesiyle ilgili “suç örgütü” şikayetinde bulunan Avukat Nadi Türkaslan, bir dönem Ankara’nın hızlı savcılarından biriydi. Kamuoyu onu “Deniz Feneri” soruşturmasıyla tanıdı. Soruşturma için Almanya’ya gitti, sanıyorum iki hafta Frankfurt’ta kaldı, binlerce sayfalık dökümanla döndü. Yargıda onu tanıyanlar, bu dosyadan dolayı mı bilmiyorum ama Almanya’yla ilişkilerine hep şüpheli bakmışlar. Az önce arayan yeni emekli bir hakim dostum açık açık söyledi. Alman gizli servisiyle ilintili olduğunu düşünenler bile olmuş. Bu konuda bilgim yok, ancak şu kadarını söyleyebilirim. “Deniz Feneri” dosyası, Alman gizli servisinin Kanal 7 üzerinden Milli Görüş Faaliyetlerini Almanya’da tasfiye etmeyi ve operasyonu Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’a kadar uzatmayı amaçlıyordu. Çünkü. Türkaslan’ın 2011 Ocak ayında gizli servisin örtülü desteğiyle Almanya’dan Ankara’ya getirdiği klasörlerde bu niyet çok açık ifade ediliyordu. Yeni bir Almanya menşeli hikayenin ana temasında yine Nadi Türkaslan var. Tesadüf mü sizce?
İdris Naim Şahin savcılığa tam 3.5 saat ifade vermiş. Malum, çakarlı koruma aracının Hilmi Tuna Kuriş’in kaçırılmasında kullanıldığı ortaya çıkmıştı. Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, suçluyu kayırma suçlamasıyla ifadesi alınmış. İfadesi 12 sayfa tutmuş, sorgudaki 130 isim tek tek sorulmuş. Kurişleri tanımadığını söylemiş ama kaçırma olayındaki Mehmet Özmen’i tanıdığını kabul etmiş. Hakkında yurtdışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol yasağı uygulanması isteniyor. Ne diyelim? İçişleri Bakanlığı yapmış birinin bu hale düşmesi üzüntü verici. Makam sahibi herkese ders olsun.