
Av.Mahmut TANAL
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (195)
Günaydınlar; Bir mahkeme savunmadan korkuyorsa, sorun savunmada değil; mahkemenin kendine duyduğu güvendeki eksikliktedir.

TRT duruşmaları canlı yayınla! https://t.co/g2gMRajANZ
ADALET SARAYLARDA DEĞİL, KARARLARDA GÖRÜLÜR! Yeni adli yılda; İktidara ayrı, muhalefete ayrı hukuk istemiyoruz. Talimatla değil kanunla karar veren hâkimler, baskıyla değil vicdanla görev yapan savcılar, savunmanın eşit ve güçlü olduğu bir yargı düzeni istiyoruz. Hukuk herkese eşit uygulanmıyorsa, orada adalet yoktur. Adalet yoksa devletin temeli sarsılır.
Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü… Bugün yalnızca barışı konuşma günü değil; barışın önündeki engellerle yüzleşme günüdür. Çünkü barış; sadece silahların susması değildir. Barış, hukukun herkese eşit uygulanmasıdır. Barış, mahkeme kararlarının eksiksiz yerine getirilmesidir. Barış, insanların düşüncesinden, kimliğinden, inancından veya siyasi görüşünden dolayı ötekileştirilmemesidir. Barış, vatandaşın devlet karşısında korkmadığı, kendisini hukuk güvencesinde hissettiği bir düzendir. Hukukun siyasete göre değiştiği, adaletin geciktiği, özgürlüklerin daraltıldığı, toplumun sürekli kutuplaştırıldığı bir yerde gerçek toplumsal barıştan söz edilemez. YENİ PARTİ işte tam da bu düzeni değiştirmek için yola çıktı. Bizim hedefimiz yalnızca bir iktidar değişikliği değildir. YENİ PARTİ; hukukun üstünlüğünü yeniden hâkim kılmak, bağımsız ve tarafsız yargıyı güçlendirmek, devletin bütün yurttaşlarına eşit davranmasını sağlamak ve Türkiye’yi yeniden huzurla buluşturmak için vardır. Biz diyoruz ki: İktidara yakın olana başka, muhalif olana başka hukuk olmayacak. Devletin kapısında herkes eşit olacak. Anayasa herkes için bağlayıcı olacak. Adalet hiçbir siyasi hesabın gölgesinde kalmayacak. Türkiye artık kavga, korku ve kutuplaşma siyasetine mahkûm değildir. YENİ PARTİ ile adaletin güçlü, hukukun üstün, özgürlüklerin güvence altında olduğu yeni bir Türkiye mümkündür. 1 Eylül’de çağrımız açıktır: Barış isteyen adaleti savunmalıdır. Huzur isteyen hukuku savunmalıdır. Demokrasi isteyen özgürlüğü savunmalıdır. Ve Türkiye’de yeni bir başlangıç isteyen herkesin yolu YENİ PARTİ’de buluşmalıdır. Çünkü adalet olmadan barış, hukuk olmadan huzur olmaz.
Günaydınlar.
Yeni Parti’nin binasının kapısını açmadan önce, ilk işimiz toprağa dokunmak olsun istedik. Çünkü siyaset; tabela asmak değil, milletin gönlünde kök salmaktır. Bu fidan nasıl kök salacaksa, Yeni Parti de ülkemize öyle kök salacak. Bu ağaç nasıl büyüyüp gölge verecekse, biz de hiç kimseyi ayırmadan milletimizin yanında olacağız. Kökümüz bu topraklarda, gücümüz milletimizde, yolumuz adalet ve demokrasidir. Bugün diktiğimiz bu fidan; adaletin, umudun, kardeşliğin ve yeni bir başlangıcın sembolü olsun. Ülkemize hayırlı olsun. Yeni bir fidan dikiyoruz. Yeni bir kapı açıyoruz. Yeni bir yol başlatıyoruz. Türkiyede artık YENİ bir dönem başlıyor!

Genel Başkanımız Özgür Özel, bu akşam Halk TV’de canlı yayın konuğu olacak. 🗓️31 Ağustos Pazartesi ⏰20.00 https://t.co/wYXYmd6VHs
ŞANLIURFA’DA KÖY ÇOCUKLARINA REVA GÖRÜLEN EĞİTİM BU MU? Görüntüler Şanlıurfa Karaköprü’deki Ağılıcık İlkokulundan. Videoda okulun hali açıkça görülüyor: Dökülen sıvalar, bakımsız duvarlar, bozuk ve düzensiz zemin, kurumuş otlar, çöpler, hayvan dışkılarının bulunduğu alanlar, çocukların eğitim gördüğü bir okula yakışmayan sağlıksız bir çevre… Ama asıl vahim olan görüntünün ötesindeki gerçek: Okulda kullanılabilir tuvalet sorunu nedeniyle öğretmenler ihtiyaçlarını gidermek için camiye gitmek zorunda kalıyor. Öğrenciler ise ders saatinde tuvalet ihtiyacı için evlerine gidip geliyor. 2026 Türkiye’sinde bir öğretmenin okuldan çıkıp cami tuvaleti araması, bir çocuğun dersini bırakıp tuvalet için evine gönderilmesi kabul edilebilir mi? Bu yalnızca Ağılıcık’ın meselesi de değildir. Tarafımıza ulaşan bilgiler, Şanlıurfa’nın kırsalındaki birçok okulda tuvalet, temizlik, su, bakım-onarım ve fiziki koşullar bakımından ciddi sorunlar bulunduğunu gösteriyor. Şanlıurfa’nın köylerinde yaşayan çocuklarımız ikinci sınıf vatandaş değildir. Şehir merkezindeki bir çocuğun temiz tuvalete, sağlıklı içme suyuna, güvenli binaya ve insanca eğitim ortamına ne kadar hakkı varsa köydeki çocuğun da aynı hakkı vardır. Anayasa’nın güvence altına aldığı eğitim hakkı ve eşitlik ilkesi, çocuğun doğduğu mahalleye veya köye göre değişmez. Milli Eğitim Bakanlığına, Şanlıurfa Valiliğine, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine soruyorum: Şanlıurfa’daki kaç köy okulunda kullanılabilir tuvalet yok? Kaç okulda öğrenciler tuvalet ihtiyacı için evlerine gönderiliyor? Kaç öğretmen bu temel ihtiyacını okul dışında karşılamak zorunda kalıyor? Kaç okulda temiz su, kanalizasyon, hijyen ve bakım-onarım sorunu bulunuyor? Bu çocuklarımız daha ne kadar bekleyecek? Makam odalarından eğitim yönetilmez. Gidin köy okullarını görün. Şanlıurfa genelindeki bütün kırsal okullar derhal tek tek denetlenmeli; tuvalet, su, kanalizasyon, temizlik, bakım-onarım ve yapı güvenliği eksiklikleri acilen giderilmelidir. Bir çocuğun tuvalete gidebilmek için dersini terk etmek zorunda kaldığı yerde eğitimde fırsat eşitliğinden söz edemezsiniz. Bu bir lüks talebi değil; insan onuru, çocuk hakkı ve eğitim hakkı meselesidir. Şanlıurfa’nın çocuklarını bu ihmale mahkûm etmeyin. Ağılıcık İlkokulundan başlayın, bütün köy okullarını ayağa kaldırın.
Günaydın. Yeni bir haftaya umutla, sağlıkla ve güzel dileklerle başlıyoruz. Tüm vatandaşlarımıza; aileleriyle birlikte sağlık, huzur, bereket ve mutluluk dolu bir hafta diliyorum. Emek verenin emeğinin karşılığını aldığı, kimsenin geçim kaygısıyla ezilmediği, çocuklarımızın geleceğe güvenle baktığı, adaletin ve dayanışmanın güçlendiği güzel günlere hep birlikte ulaşmayı temenni ediyorum. Yeni haftanın ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa barış, iyilik ve hayırlar getirmesini diliyorum. Sağlıklı, huzurlu, bereketli ve güzel bir hafta olsun.

YENİ Partimizin Genel Merkezi hazır 🧿@yenipartiyiz https://t.co/i4ZwTUj7Np
Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde yaşananın adı eğitim değil, plansızlıktır. Yüzlerce öğrenci alıyorsunuz; amfi yok, laboratuvar yok, yeterli fiziki alan yok. Sonra da tıp öğrencisini kendi fakültesinden çıkarıp Fen Fakültesine gönderiyorsunuz. Bu kabul edilemez. Kapasiteniz yetmiyorsa kontenjanı neden artırdınız? Yabancı öğrenci kontenjanlarını hangi fiziki kapasiteye göre belirlediniz? Yönetim hatanızın bedelini öğrenciye ödetemezsiniz. Dicle Üniversitesi Rektörlüğü ve YÖK derhal çözüm üretmelidir. Tıp öğrencisi kendi fakültesinde, nitelikli koşullarda eğitim görmelidir.

30 Ağustos, bu milletin esareti reddettiği; bağımsızlığından, vatanından ve egemenliğinden asla vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği gündür. Başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Büyük Taarruz’u zafere ulaştıran silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Bizlere düşen görev; Cumhuriyetimize, bağımsızlığımıza, hukuk devletine ve “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesine sonuna kadar sahip çıkmaktır. Bu vatanın tapusu millettedir. Bu Cumhuriyet sonsuza kadar yaşayacaktır. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın tam bağımsız Türkiye!

30 Ağustos, bu milletin esareti reddettiği; bağımsızlığından, vatanından ve egemenliğinden asla vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği gündür. Başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Büyük Taarruz’u zafere ulaştıran silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Bizlere düşen görev; Cumhuriyetimize, bağımsızlığımıza, hukuk devletine ve “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” i lkesine sonuna kadar sahip çıkmaktır. Bu vatanın tapusu millettedir. Bu Cumhuriyet sonsuza kadar yaşayacaktır. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın tam bağımsız Türkiye!
Değerli sanatçımız Cem Yılmaz’ın Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığını üzüntüyle öğrendim. Basına yansıyan bilgilere göre göğüs ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran Cem Yılmaz’ın ilk müdahalesinin ardından durumunun kontrol altına alındığı ve daha kapsamlı tetkik ve tedavi amacıyla Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildiği belirtiliyor. Mizahıyla, sanatıyla ve yıllardır milyonlarca insanın yüzünde oluşturduğu tebessümle ülkemizin kültür ve sanat hayatında önemli bir yere sahip olan Cem Yılmaz’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. En kısa zamanda sağlığına kavuşmasını ve sevenleriyle yeniden bir arada olmasını temenni ediyorum. Ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine geçmiş olsun. Sağlık her şeyden kıymetlidir. Acil şifalar diliyorum.
ŞANLIURFA’DA MUHTARA BU MUAMELE REVA MI? Akçakale Tatlıca Mahallesi Muhtarının, Valilik tarafından muhtarlık hizmetlerinde kullanılmak üzere tahsis edildiği belirtilen konteynerinin belediye tarafından kaldırıldığı, yerine başka bir hizmet alanı verilmediği ve ceza baskısıyla karşı karşıya bırakıldığı iddia ediliyor. Bu kabul edilemez. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 9’uncu maddesi belediyelere, mahallelerin ve muhtarlıkların ihtiyaçlarının karşılanması için destek olma sorumluluğu yüklüyor. Kanun “muhtarı kapının önüne koy” demiyor. Kanun “muhtarlığa destek ol” diyor. Muhtar belediye başkanının çalışanı değildir. Belediye başkanından talimat alan bir personel hiç değildir. Muhtar, halkın oyuyla seçilmiş kamu görevlisidir. Valiliğin tahsis ettiği belirtilen konteyneri hangi yetkiyle kaldırdınız? Hangi karara dayanıyorsunuz? Usulüne uygun tebligat nerede? Valiliğin onayı var mı? Muhtara neden alternatif bir hizmet yeri göstermediniz? “Ceza yazarız” denildiği iddiasının açıklaması nedir? Kamu gücü kimseye hesap sorma, hizaya getirme, cezalandırma veya siyasi baskı kurma aracı değildir. Belediye başkanlığı makamı kimsenin şahsi mülkü değildir. Tatlıca Mahallesi Muhtarını hizmet verecek yerden mahrum bırakmak, yalnızca muhtarı değil, o mahallede yaşayan vatandaşları cezalandırmaktır. Şanlıurfa’da kimse “Ben belediye başkanıyım, istediğimi yaparım” anlayışıyla hareket edemez. Devletin de belediyenin de sahibi millettir. Hukuka aykırı işlem varsa iptal edilir. Yetkisini kötüye kullanan varsa hesabını verir. Tatlıca Mahallesi Muhtarının mağduriyeti derhal giderilmeli, görevini yapabileceği uygun bir yer sağlanmalıdır. Şanlıurfa’da muhtara sopa gösterilmez, hizmet için destek olunur. Keyfîlik biter, hukuk konuşur. @TC_icisleri @UrfaValiligi @ankahabera @halktvcomtr @BirGun_TV @Sozcu__TV @TvCumhuriyet @evrenselgzt
Teşekkürler Kayseri… Adım adım iktidara geliyoruz! https://t.co/soChk2pDDP
YENİ PARTİ İKTİDARINDA: VİZESİZ AVRUPA, YASAKSIZ TÜRKİYE! Gençlerimiz eğitim, iş ve seyahat için Avrupa’ya gitmek istediğinde aylarca vize kuyruğunda beklemeyecek. Her yaştan insanın kültür, sanat ve eğlenceye özgürce erişebildiği; konserlerin ve festivallerin keyfî biçimde yasaklanmadığı bir Türkiye olacak. Sosyal medya susturulmayacak; farklı düşüncelere sahip herkes kendini özgürce ifade edebilecek, hiç kimse düşüncesi nedeniyle korkmayacak. Türkiye; gençlerin umutla geleceğe baktığı, emeklilerin huzur içinde yaşadığı, çalışanların emeğinin karşılığını aldığı, çocukların güvenle büyüdüğü; dünyaya açık, hukukla yönetilen ve özgürlükleri güvence altında olan bir ülke olacak.

Genel Başkanımız Özgür Özel, 29 Ağustos Cumartesi Kayseri’de! https://t.co/1ZG76MguEn

Genel Başkanımız Özgür Özel, yarın Kocaeli’de! https://t.co/8r234H6SQE
MADENCİ HAKKINI İSTİYOR, SENDİKACI TUTUKLANIYOR! Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçileri, aylardır ödenmeyen ücretleri, kıdem tazminatları ve diğer işçilik alacakları için 17 gündür direniyor. Madenciler sadaka istemiyor. Alın terlerinin karşılığını istiyor. Ancak bugün ortaya çıkan tablo vicdanları yaralıyor: Madencinin parasını ödemeyen patron serbest, madencinin hakkını savunan Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ile Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu tutuklu! Soruyorum: Madencinin ücretini ödememek suç değil mi? İşçinin tazminatını vermemek suç değil mi? Madencinin hakkını savunmak mı suç? Yer altında canını ortaya koyarak çalışan madencinin alın terinden daha kutsal hangi sermaye olabilir? Devletin görevi patronun karşısında işçiyi yalnız bırakmak değil, emeğin hakkını ve hukuku korumaktır. Bağımsız Maden-İş’in mücadelesi yalnızca birkaç sendikacının mücadelesi değildir. Bu mücadele; evine ekmek götürmeye çalışan madencinin, işçinin ve emeğiyle yaşayan milyonların mücadelesidir. Madenciyi susturamazsınız. Emeği tutuklayamazsınız. Alın terini yok sayamazsınız. Gökay Çakır ve Başaran Aksu özgürlüklerine kavuşmalı; madencilerin bütün ücret ve tazminat alacakları derhal ödenmelidir. Safımız madencinin, emeğin ve alın terinin yanıdır. #MadenciMutlakaKazanacak