
Yavuz Ağıralioğlu
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (83)
Bunca yıllık iktidarınızda 1 trilyon dolara yakın faiz ödediniz. Türkiye’nin yıllık faiz yükü 20 milyar dolarlardan tam 60 milyar dolarlara dayandı. Yıllık 40 milyar dolarlık ek yükün muhasebesini neden yapmıyorsunuz? 25. yılınızı kutlarken biraz da ödediğiniz faizin hesabını yapın.
“Enflasyon düşüyor” diyorsunuz. Millet de size soruyor: Nerede düşüyor? Yıllık enflasyon %31,51. Gıda %33,79. Ulaştırma %35,08. Konut, elektrik, gaz ve yakıt %39,77 artmış. Şimdi siz millete diyorsunuz ki: “Temel mal enflasyonu %15,9’a geriledi.” İyi de millet istatistik satın almıyor! Ekmek alıyor, et alıyor, süt alıyor. Çocuğunun beslenme çantasını dolduruyor. İşe gidiyor, evine kira ödüyor, elektrik ve doğal gaz faturası ödüyor. Geçen yıl 1.000 liraya aldığı gıda sepetine bugün yaklaşık 1.338 lira veriyor. Sonra çıkıp “Enflasyon düşüyor” diyorsunuz. Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi değildir! Fiyatların artmaya devam ettiği, sadece artış hızının yavaşladığı anlamına gelir. Kira enflasyonu düşünce kira ucuzlamıyor. Gıda enflasyonu düşünce market ucuzlamıyor. Vatandaşın cebinden çıkan para azalmıyor. Bir de dünyaya bakalım. Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon %3,3. Türkiye’de gıda enflasyonu %33,79. Aradaki farkı kim ödüyor? Emekli ödüyor. Asgari ücretli ödüyor. Esnaf ödüyor. Çocuğunun sofrasından kısmak zorunda kalan anne, baba ödüyor. Sayın Şimşek; Siz “fiyat istikrarı” diyorsunuz, millet market fiyatına bakıyor. Siz “enflasyon düşüyor” diyorsunuz, millet “Maaşım neden yetmiyor?” diye soruyor. Siz grafik gösteriyorsunuz, millet fiş gösteriyor! O yüzden artık millete rakamların arkasından bakmayın. Markete bakın! Pazara bakın! Emeklinin cüzdanına bakın! Asgari ücretlinin sofrasına bakın! Ekonomi yalnızca tabloda yazan rakam değildir. Ekonomi, bir babanın çocuğunun istediğini alabilmesidir. Bir emeklinin, kasabın önünden başını eğmeden geçebilmesidir. Bir ailenin, ayın sonunu borçlanmadan getirebilmesidir. Enflasyon düşüyor olabilir. Peki 25 yılın sonunda milletin hayat pahalılığı neden hâlâ düşmüyor?
Bir memleketin en büyük sermayesi, “Ben yapabilirim” diyebilen gençleridir. Biz ülkemizin geleceğinin girişimcilik ekosisteminin gelişmesinden geçtiğine inanıyoruz. Erişim engelleriyle, yurt dışından alışverişin yasaklanmasıyla; dünyadaki imkânlara erişimin kısıtlandığı bu atmosferde hangi teşvik verilirse verilsin istenen sonucun alınamayacağının görülmesi gerekiyor. Bizim vazifemiz; o cesaretin önünü açmak, iyi fikirle doğru sermayeyi buluşturmak, girişimciyle yatırımcı arasındaki güveni büyütmektir. Biz girişimcimizin daha yolun başında bürokrasiye takılmadığı, sermayeye ulaşabildiği, ürettiğini satabileceği pazarlara erişebildiği bir düzen kuracağız. Kamuyu iyi fikirlerin önünde duvar değil, kapı hâline getireceğiz. Genç girişimcilerimizin ilk müşteriye, yatırıma ve dünyaya ulaşmasını kolaylaştıracağız. Yatırım yapanın da emeğini ve sermayesini hukukla, öngörülebilirlikle ve güvenle koruyacağız. Girişimcimiz “Ben yaparım” desin, yapsın. Biz onun önünü Türkiye’de açalım; o da ürettiği teknolojiyle, kurduğu markayla, yaptığı ihracatla dünyanın dört bir yanında Türkiye’nin önünü açsın.
Öğretmenlerimiz, memleketin dört bir yanında bizim evlatlarımızı yetiştiriyor; çocuklarımızı geleceğe hazırlıyor. Peki biz onların evlatlarına, onların ailelerine karşı vazifemizi yapıyor muyuz? Aile birliği mazeretiyle tayin isteyen öğretmenlerimizi kontenjan yetersizliği sebebiyle eşinden, çocuğundan ayrı bırakmak devlete yakışmaz. Öğretmeninden fedakârlık bekleyen devlet, öğretmeninin ailesini de gözetmek zorundadır. Daha önce defalarca uygulanan il emri yeniden hayata geçirilmeli; aile birliği nedeniyle tayin hakkını kullanamayan öğretmenlerimizin mağduriyeti giderilmelidir. Aileyi korumak sözle olmaz. Öğretmenimizin yuvasını bir araya getirecek iradeyi göstermek hem Millî Eğitim Bakanlığımızın hem de devletimizin vazifesidir.
Bizim dinimiz var, imanımız var, vatanımız var, bayrağımız var. Devletimiz var… Okullarımız, öğretmenlerimiz, hastanelerimiz, yollarımız var. Kültürümüz, sazımız, sözümüz, şiirimiz, türkülerimiz var bizim. Bunca imkâna rağmen kendi insanımızı elinde kalaşnikof olan bir katiller topluluğuna mı kaptırdık? Yanlışlarımız var bizim! Bu yanlışları muhasebe ederiz elbet ama bu muhasebede muhatabımız terör örgütü değildir...

Devleti yaşatan adalettir; adaletin teminatı ise hukukun üstünlüğüdür... Yeni adli yıldan da beklentimiz makamın, mevkinin, gücün değil hukukun üstün olduğu; vatandaşın hakkına güvenle ulaşabildiği bir Türkiye’dir. Adalet teşkilatımıza başarılar diliyor, yeni adli yılın milletimize huzur ve güven getirmesini temenni ediyorum.
Anahtar Parti, planla ve çalışmayla geliyor. Dinliyoruz, anlıyoruz… Parmak sallamadan sarıp sarmalamaya, “benden, senden” demeden “hepimiz beraberiz” demeye geliyor. Şırnak'ın da İzmir'in de, Adana’nın da Tekirdağ’ın da, Rize'nin de Yozgat'ın da partisiyiz. Biz 86 milyonun partisiyiz.
TÜİK diyor ki Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte %2,3 büyümüş. İyi de kardeşim, kim büyüdü? Esnaf mı büyüdü? Siftah bekliyor. Sanayici mi büyüdü? Sipariş bekliyor. Genç mi büyüdü? İş bekliyor. Emekli mi büyüdü? Ay sonunu bekliyor. Vatandaş mı büyüdü? Pazarda etikete bakıp alacağını eksiltiyor. Yatırım %0,6 artmış. İnşaat %1,9 küçülmüş. İhracat %3,4 gerilemiş. Ticaretin, ulaştırmanın, konaklamanın, yeme içmenin büyümesi %0,5’te kalmış. Piyasa %2,9 beklemiş, onu bile tutturamamışsınız. Sonra milletin karşısına geçip: “Büyüdük!” Nerede büyüdünüz? Kim büyüdü? Ekonomi yalnızca TÜİK tablosunda büyüyorsa, milletin sofrasında küçülüyorsa; biz buna refah diyemeyiz. Büyüme dediğin; Vatandaş pazara gittiğinde zeytini, peyniri, tereyağını hesabını yapmadan alabiliyorsa büyümedir. Fabrikada makine sayısı artıyor, yeni işçiler işe giriyorsa büyümedir. Esnafın dükkânı iş yapıyor, kasası doluyorsa büyümedir. Turist geliyor, para harcıyor, o para esnafa, çalışana, memlekete yayılıyorsa büyümedir. Emekli yalnızca hayatta kalmaya çalışmıyor, torununa harçlık verebiliyor, memleketini gezebiliyor, insanca yaşayabiliyorsa büyümedir. Millet küçülürken devletin istatistiği büyümüş; bununla övünülmez! 25 yıldır bu ülkeyi yönetiyorsunuz. Hâlâ milletin karşısına çıkıp “Ekonomi büyüyor.” diyorsunuz. Millet de size çok basit bir şey soruyor: “Madem ekonomi büyüyor, benim hayatım niye küçülüyor?”

Bir memleketin yarınları; gençlerinin yüzündeki umut, insanlarının birbirine duyduğu güven kadar güçlüdür. Bu toprakların her köşesinde görüyoruz ki milletimiz yorulmuş olabilir ama umudunu kaybetmemiştir. Biz de Türkiye’yi yeniden güvenin ve huzurun ülkesi yapmak için çalışıyoruz. Çünkü inanıyoruz; bu memleketin yarınları bugünden daha güzel olacaktır...
Zafer Bayramı’mızda bu güzel şampiyonluğu milletimize armağan eden genç voleybolcularımızı gönülden kutluyorum. Ay yıldızlı formayla bizlere yaşattığınız gurur için teşekkürler. Başarılarınız daim olsun gençler!..

Biz devletin, milletin varlığını koruyacağız. Anayasa’yı koruyacağız, Cumhuriyet’i koruyacağız, milletimizi koruyacağız, millî bünyeyi koruyacağız, demokrasimizi koruyacağız... Milletvekili yemini hattında duracağız! Ay yıldızlı al bayrak hattında duracağız, Cumhuriyet hattında duracağız, millî bünye hattında duracağız. Burada kim duruyorsa biz onlardanız, onlar da bizden.
30 Ağustos; Türk milletinin vatanından ve istiklalinden asla vazgeçmeyeceğinin tarihe vurulmuş mührüdür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve zaferimizin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve hürmetle anıyorum. Zafer Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷
Anahtar Parti olarak sonuna kadar müstakil kalacağız. https://t.co/ng5y9hU8cj
YERLİ ESNAF KENDİ MEMLEKETİNDE ÜVEY EVLAT OLMAYACAK! Kendi memleketinde dükkân açan, yatırım yapan, istihdam sağlayan insanımız; yabancı markadan daha ağır şartlarda ticaret yapmak zorunda kalmayacak. Bugün bazı AVM’lerde yabancı markalar gelsin diye kira avantajları, teşvikler sağlanıyor; bizim esnafımız, bizim girişimcimiz ise yüksek kirayla, aidatla, türlü maliyetle baş başa bırakılıyor. Sonra dönüp soruyoruz: Bizden neden dünya markası çıkmıyor? Nasıl çıksın? Daha kendi memleketinde kendi markana nefes aldırmıyorsun. Kazandığını yatırıma, üretime, istihdama değil; kiraya, aidata harcatıyorsun. Sonra da bu insanlardan dünyayla rekabet etmelerini bekliyorsun. Olmaz! Biz buna razı değiliz. AVM’lerde kira ve aidat sistemini adil, makul ve şeffaf hâle getireceğiz. Yerli markalarımızın kendi ülkesinde dezavantajlı hâle getirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Ama bizim meselemiz yalnızca AVM’lerdeki markalarımız değildir. Mahallesinde kepenk açan esnaf da bizim meselemizdir. Küçük işletmesiyle ayakta kalmaya çalışan vatandaşımız da bizim meselemizdir. Üreten, yatırım yapan, yanında insan çalıştıran, kendi markasını kurmaya çalışan girişimcimiz de bizim meselemizdir. Devletin vazifesi, güçlünün önünü daha da açıp kendi insanını rekabetin insafına terk etmek değildir. Devlet, çalışanının da üreteninin de yatırımcısının da arkasında duracaktır. Biz istiyoruz ki esnafımız kazansın. Esnaf kazanınca çalışanı kazansın. Girişimcimiz büyüsün. Yerli markalarımız güçlensin. Türkiye'nin markaları dünyanın caddelerinde, dünyanın alışveriş merkezlerinde yerini alsın. Türkiye, 85 milyonluk büyük bir pazar olarak yabancı markaların iştahını kabartan bir ülke olmakla yetinemez. Biz pazar olmakla yetinmeyeceğiz; marka olacağız! Kendi insanımız üretecek. Kendi markamız büyüyecek. Dünyaya biz satacağız. Bu memleketin alın teri, bu memleketin sermayesi, bu memleketin müteşebbisi kendi vatanında üvey evlat muamelesi görmeyecek. Yerli esnafımız kendi memleketinde sahipsiz kalmayacak. Türkiye’nin alın teriyle büyüyen markaları, yarının dünya markaları olacak.
Allah kerimdir, böyle de kalmaz evelallah. https://t.co/0tUMf36xX5
Kendi seçmenlerine verdiği sözü unutan, milletinin değil teröristin sorunlarını konuşan siyaset karşısında milleti ve devleti savunmaya devam edeceğiz. Parti yönetimlerinin sorumsuzluğuna seçmeni kurban vermeyeceğiz. https://t.co/nB8QMOWvnX
KRT TV ekranlarında yayınlanan Özel Röportaj programında Şevval Şirin ve Cem Özkeskin’in sorularını yanıtlıyorum.
Geç olsun, güç olmasın https://t.co/AfKEhdSLmY
Bu akşam saat 20.00'de KRT TV ekranlarında Şevval Şirin ve Cem Özkeskin’in sunduğu Özel Röportaj programının canlı yayın konuğu olacağım. https://t.co/0V6eEqdH7d
Kamuda kadro bekleyen 138 bin taşeron işçinin sesi duyulmalıdır. Devlet adaletle yönetilir, yasalar herkese eşit uygulanır. Plansızlığın bedelini çalışanlar ödememelidir. https://t.co/UawOT8EwWm