
Yavuz Ağıralioğlu
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (84)
Kamuda kadro bekleyen 138 bin taşeron işçinin sesi duyulmalıdır. Devlet adaletle yönetilir, yasalar herkese eşit uygulanır. Plansızlığın bedelini çalışanlar ödememelidir. https://t.co/UawOT8EwWm

26 Ağustos; Anadolu kapılarının Türklere açıldığı, istiklalimizin yeniden kazanıldığı tarihi bir gündür… 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve kahraman ordusuyla Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını milletimize açan irade, 26 Ağustos 1922’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman Türk ordusuyla Büyük Taarruz’u başlatarak istiklal mücadelemizi zafere taşıdı. Malazgirt’ten Büyük Taarruz’a uzanan bu kutlu yürüyüş; vatanın yalnızca toprak değil, uğruna bedel ödenen bir emanet oldğunu göstermiştir. Sultan Alparslan’ı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Malazgirt Zaferi’nin ve Büyük Taarruz’un yıl dönümü kutlu olsun.
Demokrasi; Silivri’den ya da İmralı’dan geçmez. Sadece Ankara’dan geçer. Devletinizi devlet gibi, Meclisinizi Meclis gibi yönetirseniz; hukukun, adaletin ve devlet ciddiyetinin hâkim olduğu yerde herkes haddini bilir. Bu kadar ölçüsüzlüğün sebebi; demokrasinin, adaletin ve devlet ciddiyetinin Ankara’dan hakkıyla geçirilememesidir.
25 yıldır iktidardasınız. Hâlâ yatırımcıya güven verecek bir hukuk düzenini, öngörülebilir bir ekonomiyi, istikrarlı bir yatırım iklimini kuramadınız. 2026’nın ikinci çeyreğinde Türkiye’den 0,9 milyar dolar net doğrudan yatırım çıkışı var. Aynı dönemde Türk vatandaşlarının yurt dışındaki gayrimenkul yatırımları 2,6 milyar dolara ulaşmış. Yani yabancı sermaye Türkiye’ye gelmekte tereddüt ediyor, bizim insanımız da kazandığını, biriktirdiğini dışarıya taşıyor. Sonra dönüp bize “ekonomi iyi gidiyor” diyorsunuz. İyi giden ekonomi böyle olmaz! Sermaye güven ister. Yatırımcı hukuk ister. Üretici yarınını görmek ister. Hukukun olmadığı yere yatırım gelmez. Öngörülebilirliğin olmadığı yerde üretim büyümez. Güvenin olmadığı yerde sermaye durmaz. Türkiye’nin artık yeni bir ekonomi yönetimine, yeni bir anlayışa ve yeniden güven duygusuna ihtiyacı var. Biz bunu başaracağız. Türkiye’yi sermayenin kaçtığı değil; sermayenin, doğrudan yatırımın ve üretimin yöneldiği bir ülke hâline getireceğiz.
Üniter yapı, Lozan ve Cumhuriyet kırmızı çizgimiz. Türk milleti, milli bünye ve Anayasa da kırmızı çizgimiz. pkk ile muhataplık, imralı ile muhataplık yine kırmızı çizgimiz. Biz; milletvekili yemininin, ay yıldızlı bayrağın, Cumhuriyetin ve milli bünye hattının yanında duracağız. Burada kim duruyorsa biz onlardanız; onlar da bizden…
Yol yaptınız, güzel. Köprü yaptınız, güzel. Havalimanı yaptınız, güzel. Hastaneler yaptınız, güzel. Ama vatandaş o yola çıkaracak arabayı alamıyor. Arabası olan benzine yetişemiyor. Köprüden geçerken ücretini hesaplıyor. Uçağa binmek aile bütçesinin meselesi oluyor. Hastane var, vatandaş muayene sırası bulamıyor. Biz yapılanı inkâr etmiyoruz. Biz, yapılan onca işe rağmen milletin neden zenginleşemediğini soruyoruz. Mesele yalnızca yol yapmak değil, o yolda refah içinde gidebilen bir millet inşa etmektir. Mesele yalnızca köprü yapmak değil, vatandaşın o köprüden geçerken cebini düşünmediği bir ülke kurmaktır. 25 yılın sonunda sorumuz çok basit: Yollar büyüdü, köprüler büyüdü, şehirler büyüdü… Peki milletin refahı neden büyümedi?

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) dünyaya teşriflerinin yıl dönümü olan Mevlid Kandili’miz mübarek olsun. Bu mübarek gece gönüllerimize huzur, hanelerimize bereket, milletimize birlik, dünyamıza da barış getirsin. https://t.co/TJWvVivVaM
SAYIN MEHMET ŞİMŞEK, 484 MİLYAR TL TASARRUF NEREDEN SAĞLANDI? 2024-2025 döneminde kamuda 484 milyar TL tasarruf sağlandığını söylüyorsunuz. Peki nereden? Hangi bakanlık ne kadar tasarruf etti? Makam araçlarından ne kadar? Kiralanan binalardan ne kadar? Temsil ve ağırlama giderlerinden ne kadar? Lüks ve gereksiz harcamalardan ne kadar? Mal ve hizmet alımlarından ne kadar? Yatırım harcamalarından ne kadar? Vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu hizmetlerden ne kadar? Daha önemlisi; bu 484 milyar TL gerçekten israfın önlenmesiyle mi sağlandı, yoksa kullanılmayan ödenekler ve ertelenen yatırımlar da tasarruf hesabına mı dahil edildi? Kamuda tasarruf, vatandaşın ihtiyacından kısmak değildir. Tasarruf; israfı, lüksü ve gereksiz harcamaları ortadan kaldırmaktır. O hâlde 484 milyar TL’nin hesabını kalem kalem açıklayın. Milletimiz de görsün: Gerçekten israftan mı tasarruf edildi, yoksa vatandaşın ihtiyaçları ve yatırımlar mı ertelendi?

“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.” 23 Ağustos 1921’de başlayan Sakarya Meydan Muharebesi’nin yıl dönümünde; vatanın bağımsızlığı ve milletimizin istiklali için mücadele eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet ve saygıyla anıyorum.
Enflasyonun sebebi hükûmettir.. Faizin, işsizliğin, tarımdaki daralmanın, ekonomideki bozulmanın sebebi hükûmettir. Gençlerin umudunu kaybetmesinin, ara eleman açığının, eğitimdeki sorunların sebebi hükûmettir. Sanayicinin konkordato hattına sürüklenmesinin, Türkiye’nin rekabet gücünü kaybetmesinin de… Hepsinin sebebi hükûmettir!

“Bir millet, iki devlet” ülküsünün savunucusu; kardeş Azerbaycan’ın bağımsızlığı için ömrünü mücadeleye adayan, Türk dünyasının birlik ve istikbaline büyük bir inançla bağlı olan devlet adamı Ebulfez Elçibey’i vefatının yıl dönümünde rahmet, saygı ve minnetle anıyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Siz 25. yılınızı kutluyorsunuz. Aynı gün, çocuklarımızın hayatını karartan terör örgütü mensupları da kendi sözde kutlamalarını yapıyor. 25 yıldır iktidardaysanız buna neden itiraz etmediniz? Çocuklarımızın katillerinin bu topraklarda kurşunlarını kutlamasına nasıl sessiz kaldınız?
25 yıldır iktidardasınız. Peki, dönüp geriye baktığınızda ne görüyorsunuz? Kamu borç stoku artmış. Vergi yükü artmış. Enflasyon artmış. Faiz yükü artmış. Emisyon hacmi artmış. Artmış da artmış... Ama siz hâlâ başarı hikâyesi anlatıyorsunuz. Biraz da milletin sırtındaki yükün muhasebesini yapın!
Genç kardeşim, ümitsizliğe kapılma. Emekli büyüğümüz, hangi çilelerle mücadele verdiğini biliyoruz. Asgari ücretli kardeşim, geçim derdini biliyoruz. İşçimizin, esnafımızın, çiftçimizin, memurumuzun sıkıntısını biliyoruz. Ekonomimizdeki çözülmeyi yaşıyoruz. Demografimizdeki bozulmayı görüyoruz. Ama hiç kimse unutmasın ki; biz bu milletten de ona hizmet etme aşkımızdan da asla vazgeçmeyiz. Biz, koca memleketin daha iyisi mümkün kadrolarıyız. Dün hangi partiye oy verdiğinizin, bulunduğunuz mahallenin, etnik veya dinsel aidiyetlerinizin gözümüzde hiçbir önemi yoktur. Anahtar Parti, vatan bilenlerin, millet bilenlerin; bayrak bilenlerin kavuşma noktasıdır. Bir an olsun ümitsizlik yok! Bir an olsun vazgeçmek yok! Biz buradayız.
Sözcü TV’de gazeteci Sayın Serap Belovacıklı’nın sorularını yanıtlıyorum.
Bizim bir ittifak gündemimiz yok! https://t.co/TZopP1Ay9h
Basın toplantısında gündemi değerlendiriyorum.
Yarın saat 12.00'de genel merkezimizde düzenlenecek basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunacak ve basın mensuplarının sorularını yanıtlayacağım.
Yarın saat 12.00'da genel merkezimizde düzenlenecek basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunacak ve basın mensuplarının sorularını yanıtlayacağım.

Anahtar Parti’nin temel iddialarından biri, kurumlar devletini inşa etmektir. Kurumların ve kuralların ne yapacağının önceden bilindiği, öngörülebilir bir yönetim sunacağız. Bu öngörülebilirlik sayesinde, üniversiteye giren bir genç tercih ettiği bölümün kendisine ne kazandıracağını bilecek, mezun olduğunda kariyerini planlayabilecektir. Hakkınızın yenmeyeceği, kariyerinizi ve hayatınızın geri kalanını öngörebileceğiniz bir memleket ancak kurumların güçlü, mekanizmaların ise hesap verebilir olduğu yerlerde mümkündür.