
Barış Pehlivan
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (33)
Kozinoğlu’nun telefonlarının dinlenmesini isteyen, buna karar veren, o görüşmeleri deşifre edip açık halde dava dosyasına koyan kimlerdi? Yani, gazeteciyi yapmadığı ifşadan tutuklayanlar, MİT’e asıl operasyonu çeken isimler hakkında ne yaptı ve ne yapacak? Ve sahi... O dönem Kozinoğlu’nun tutuklanmasını destekleyen, mesela “ilginç gelişmelere hazır olmalıyız” diyen iktidar medyası yazarları da sorgulanacak mı? Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼 https://t.co/ETTtwJlgQA
Bekliyoruz 👇🏼 https://t.co/QZaXv5ZsqX
Bir YouTube klasiği Tatava Yok, Fatih Erbakan’ın konuk olduğu yeni bölümüyle yayında 👇🏼 https://t.co/jg50WbNfCW https://t.co/i35N2wENoe
Şerefsiz, haysiyetsiz, alçak asalaklar.
TEMA gönüllüleri özgürlüğüne kavuşunca NATO zirvesi öncesi tutuklanan kimse kalmadı sanıyoruz. Halbuki, farklı illerde onlarca aktivist, avukat, öğrenci ve hatta çocuk halen cezaevinde. Evet, çocuk. Adı Ömer Aksu, yaşı 16, yeri Kayseri Çocuk Cezaevi. Aksu, cezaevinde insan haklarına aykırı şartlarda kalmasıyla gündeme geldi. Halbuki, öncelikli tartışılması gereken içerisinin şartları değil, o çocuğun neden içeride olduğuydu. Hâkimin tutuklama kararını, çocuğun kendisini nasıl savunduğunu ve avukatın tahliye talebini üç soruda özetlemek istiyorum… Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼 https://t.co/ih9nfHJuBv
Kaşif Kozinoğlu: “Ben toplam 34 yıl terörle mücadele ettim, gazi oldum, işitme duyumu kaybettim, tabir caiz ise kurşunlara hedef oldum. Ben Devletimin sevgisiyle çok sınandım. Ama bu davada bu işi yapan kim(ler) ise onlar sınanmalıdır. Cezaevinde yatmak devlet görevi ise kabulümdür ancak komplo sahiplerinin iddiaları ile yargısız infaz edileceksem ve başkasının suçunu üstlenmeye zorlanacaksam bunu kabul etmem mümkün değildir.”
Açın bakın davanın 34. ek klasörüne ve açın bakın dönemin gazete arşivlerine, şunu göreceksiniz: Kaşif Kozinoğlu dijital dosyalarla, deli saçması ihbar mektuplarıyla ve AKP ile FETÖ medyasının işbirliğiyle tutuklandı. Hal böyleyken o hukuk cinayetinden yadigâr kalan uygulamaları da konuşmazsak çok eksik kalır. Kaşif Kozinoğlu’nun yapamadığı savunmasından bir kesitle bitireyim… Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼 https://t.co/p1GLtPB7iZ
Anlamadığımız bir sorun vardı yayında. Yeniden başladık, bekliyoruz şimdi 👇 https://t.co/UDXrWCvTMs
43 yıl önceden bir video… 1983 genel seçimleri öncesi Anavatan Partisi lideri Turgut Özal’ın “Boğaziçi Köprüsü’nü satarım” çıkışı sonrası Halkçı Parti lideri Necdet Calp, televizyon tartışması sırasında masaya yumruğunu vurarak “Sattırmam” demişti. Tarihe geçen tartışmada şu diyalog hafızalara kazınmıştı: Özal: Satarız hem de çok iyi satarız, alan da çıkar. Calp: Satamazsınız beyefendi… Özal: Satarız, gayet rahat satarız. Calp: Lafla satarsınız! Özal: Gelirini satıyoruz sonuçta Calp: Kaç yıllık geliri satıyorsunuz, ilanihaye mi? Özal: O fiyata… Calp: Güldürmeyin…
Ve sezonun ilk Tatava Yok’u 👇🏼

Mahkeme, Deniz Göktaş’ın iddianamesini kabul etmiş ve “tutukluluğa devam” demiş. Gerekçelerden biri de “delillerin tam olarak toplanmamış olması!” :) Bari bunu yazmasaydınız 👇🏼 https://t.co/8l6ga2RhHB
CİRİT ATANLAR! Sen git Fethullah Gülen’i örgüt davasında beraat ettir. Sen git FETÖ’nün finans ayağı ile 93 kez görüş. Sen git üst düzey Fethullahçı imam ile 63 kez konuş. Sen git bunlara rağmen memleketin en üst temyiz mahkemesi Yargıtay’ın başkanı ol. Yetmesin, adın Yargıtay’ın yeni binasındaki konferans salonuna verilsin. Yetmesin, ülkenin adli yıl açılış töreni adının verildiği o yerde yapılsın. Yetmesin, orada adalet, yargı, hukuk gibi kutsal meseleler üzerine büyük büyük sözler söylensin. İsmail Rüştü Cirit olmak işte böyle bir şey!
Deniz Göktaş’ın ihbarcısını bakın nereden tanıyoruz? https://t.co/YfN1JkzWu1
Özel haberleriyle meslektaşlarına nal toplatan bir ustam vardı. Şimdi aktif gazeteciliği bırakmış, emekliliğinin keyfini sürüyor. Ziyaretine gittiğimde, balkona koyduğu televizyonun karşısında çayını içiyordu. Kanalları geçerken birinde durdu, elindeki kumandayla ünlü ekran yüzünü gösterdi. “Bu hanımefendi var ya” dedi. “Eşi, akçeli işlere karışmış” diye ekledi. Kurt gazeteci tabii kulağı delik, üşenmese yine bize haber atlatacak. Meslek büyüğümün işaret ettiği televizyoncunun eşini biliyordum. Güvenlik bürokrasisinde önemli bir koltuğu vardı. Öğrendiklerimi birkaç ayrı kaynağa daha sordum. Ve bingo! Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼 https://t.co/ktedLW7Gs8
“1964-66 dönemini öğrenci, 1966-80 dönemini gazeteci olarak yaşadığım, İstanbul’daki kayda değer tüm gençlik, öğrenci-işçi olaylarının en göbeğinden tanıklıklarımı sizlerle paylaşmanın bir toplumsal sorumluluk olduğunu hep düşündüm. Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmış, o tarihlere ilişkin haberlerin neredeyse tümünü kaleme almış, doğal olarak önünden arkasından olup bitenleri izlemeye çalışmış biri olarak, haber dilinde yeri olmayan tanıklıklar, ayrıntılarla birlikte yaşadıklarımı aktarmak görevim.” Dün kaybettiğimiz iyi insan, iyi abla ve iyi gazeteci Şükran Soner, “Bizim 68’liler” kitabının önsözünde böyle diyordu. Dün ayrıca yeni adli yılın açılış günüydü. Adaletsizliğe uğrayanların çığlığı tebriklere, vaatlere, dileklere karıştı. Bu vesileyle... Bize onurlu bir yaşamın nasıl olabileceğini gösteren Şükran ablanın kitabından, bugünkü hukuksuzluklara benzer Madanoğlu davasına dair önemli bir anısını aktarayım… Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼 https://t.co/A1SRYF5drK
B Yüzü akşamı 🫂
Ne güzel bir insandı, gazeteciydi, Cumhuriyet’ti 🖤
🥁🥁🥁
Biz inanıyoruz; bir başka yayıncılık mümkün 🫂

Bugün bayramların bayramı 🇹🇷 https://t.co/TU5hqsK6xj