
Barış Pehlivan
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (33)
Başlıyoruz ❤️🔥
Deniz Göktaş, dün yeniden tutuklanmadan hemen önce hâkim karşısında kendisini şöyle savundu: “Üzerime atılı suçlamayı anladım. Suçu ve suçluyu övmek gibi bir niyetim yok. Televizyonlarda takip de ettiğimiz, mizah amacı ile bu sistemi anlattım. Hiciv günlük hayatı şakalar üzerinden anlatır, eleştireldir. Türkiye'nin giderek yoksun bir ülke haline gelmesi… Yöneticiler ve bakanlar da aynısını söylüyor. Komedyenim, böyle bir şey yapmam, tamamen mizahi bir eleştiri içerir. Ben önceki vermiş olduğum ifadelerimi aynen tekrar ederim. Serbest bırakılmayı talep ederim.” Belgesiyle yeni tutuklamayı anlatıyorum 👇🏼

"seküler azınlığın militanı" :) https://t.co/RmY1EJagKb
sondaki “-de” birleşik yazılır yalnız.
Akit gazetesinin misyonlarından biri de iktidarın kritik konulardaki politik risklerini önceden ölçmek ve kamuoyu tepkisini test etmek. Yani, mayınlı arazilerde atılacak adımlar için gerekli zemini hazırlayan bir laboratuvar işlevi görüyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması zamanında da Madımak katliamı sanıklarının özgürlüğüne kavuşmasında da LGBTİ+’ları suçlu ilan eden yasalar sürecinde de böyle oldu. İlk Akit “toplumsal talep” maskesiyle bir meşruiyet alanı açıyor; ardından iktidar o zemini hayata geçiriyor. Son olarak, Akit’in birinci sayfasında hedef gösterilen “tesettürlü fenomen” Fatma Soydaş’ın, kendisine ait olmayan görüntülerden sorumlu tutularak tutuklanması da bunun örneklerindendi. Ve dün... Akit’in sürmanşetinde yine benzer bir senaryonun işaret fişeği atıldı. Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼 https://t.co/7VM9rAW27e

Akit’in “karma eğitim sona ersin” sürmanşetinde görüşlerine başvurduğu iki isim daha bir hafta önce Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’le birlikteydi. MEB’e eğitim verdiler, okullara tarikat şeyhleri sokan projeyi anlattılar, bakan elinden plaket aldılar… Organize işler bunlar. 👇🏼 https://t.co/qnzX07FFcK

Akit’in bugünkü sürmanşetini arşivleyin… Yakın zamanda Milli Eğitim Temel Kanunu’ndaki karma eğitim maddesi değiştirilmek istenirse de şaşırmayın… https://t.co/je6g49Gusd
Mesleki hobilerim arasında, çok kişiye sıkıcı gelen resmi yayınları okumak da var. Mesela Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dergilerini kaçırmamaya çalışırım. Ta ki bu yaza kadar... Diyanet’in aynı adlı dergisinin temmuz sayısını maalesef yeni okuyabildim ve haberi kaçırmışım gibi hissettim. Zira... “Din Üzerine Konuşanlar” dosyasıyla çıkan dergi, satır aralarında tarikatlara ve cemaatlere çok mesaj veriyordu. İlk baktığımda, 15 Temmuz’a özel gibi düşündüm. Ama yok, Süleymancılara ve Furkancılara operasyonların hemen öncesine denk gelmesi de tesadüf değildi. Ne demek istediğimi Diyanet dergisinden alıntılarla anlatayım... Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼 https://t.co/B0GWP0q1Qh
Nihayetinde, savcının CMK’daki hakkını kullanarak üç ay içinde tahliye ettiği, “yurtdışına çıkış yasağı” ile özgürlüğüne kavuşan bir Rasim Ozan Kütahyalı gerçeği var... Bu kadar detaylı bir tahliye kararını veren savcının, Kütahyalı hakkında iddianame yazıp ceza isteyebileceğinden ise şüpheliyim. Yani, takipsizlik kararı çıkar, hatta Kütahyalı “Suçsuz yere hapiste yattım” diyerek bizim vergilerimizden tazminat kazanırsa da şaşırmam!
Neler gördü bu gözler ama yalan yok, yine de şaşırdım. Herkes “Üst mahkemeye yapılan itiraz sonucunda tahliye oldu” diye yazmıştı. Ama meğer gerçek başkaymış. Bizzat savcı, resen tahliye kararı vermiş. Rasim Ozan Kütahyalı’nın özgürlüğüne kavuşmasından bahsediyorum. Bundan üç gün önce gece saatlerinde haberi düştü, o andan itibaren de belgesine ulaşmaya çalışıyorum. Sonunda buldum… Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼 https://t.co/oF9nNNdHyY
Ahmet Kurtuluş’un ailesinin avukatları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, dönemin Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e ve İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre’ye seslenen bir mektup da kaleme aldı. Bakın o mektupta ne yazıyordu: “Vicdanlarımız kanamaktadır; çünkü bu örgüt, halen İzmir Adliyesi’nin içindeki delil ve dosyalara, Emniyet binalarının içindeki delil ve dosyalara müdahale edebilmektedir. Ahmet Kurtuluş’un ve katilinin telefonları, adli emanette veya Emniyet incelemesinde silinerek, eklemeler yapılarak suçun delilleri yok edilmekte, soruşturma farklı ve yanlış mecralara taşınarak suçu işleyen örgütün ömrüne ömür katılmak istenmektedir. O kirli ellerin sahibini şu an için göremiyoruz; ancak ipinin ucundan yakaladık ve adaletin önüne çıkarmak için sizlere bu ipin ucunu teslim ediyoruz. Bu örgütün ortaya çıkarılmasında en başta sizlere, kamuoyuna ve adli makamlara sonuna kadar güveniyoruz. Bu örgütü deşifre ediniz; bu örgütü teşhir ediniz; bu örgütü yargı önüne çıkartınız.”
Bakın, kimse yazmıyor: Serkan Kurtuluş, örgüt davasında tutuklandı. Ama sanığı olduğu ve hakkında ayrı yakalama kararı olan cinayet davasında nedense tutuklanmadı. Kurtuluş şimdi 11 Eylül’de örgüt davasının, 17 Kasım’da ise cinayet davasının duruşmasına katılacak. Ve bakalım, neler anlatacak... Öldürülen Ahmet Kurtuluş’un eşi Gülçin Kurtuluş’un yıllar önce bana söylediği şu sözlerle bitiriyorum: “Ahmet’in nerelerinin kurşunlandığını biliyor musunuz, bunun gerçekten insanlıkla alakası yok. Kafasına sık git, benim o kadar canım yanmazdı inanın. Bu nasıl bir vahşettir, kovalarla küreklerle kan temizlendi bu evden. Ben çocuklarımla beraber aynı evde sürüne sürüne ıstırap çeke çeke yaşıyorum. Ben Ahmet’in yere serildiği fayansta bir hafta yattım. Türkiye’de çok faili meçhul cinayetler oldu, hepimiz biliyoruz yıllardır. Benim belki ateşime biraz olsun su serpilecek, eğer gerçekler ortaya çıkarsa, eğer herkes hak ettiği bedeli yaşarsa...” Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼 https://t.co/nsJy32PzQ9
hukukta ceza sorumluluğu şahsidir, suçta ve cezada kanunilik ilkesi vardır, masumiyet karinesi evrenseldir. bunların hepsini ve daha fazlasını gayet iyi biliyorum. bununla birlikte burası Türkiye; madem öyle şunu merak ediyorum: Deniz Göktaş, ROK’tan daha fazla mı tutuklu kalacak?