
Şamil Tayyar
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (144)
Cumhurbaşkanımızın Rize’de yaptığı “Yaklaşan seçimleri başarıyla atlatacağına inanıyorum” açıklamasını, “erken seçim sinyali” gibi yorumlayanlar oldu. Parti Sözcümüz @omerrcelik de ifade etti, gündemde erken seçim yok. Açıkçası ben de partinin hiçbir köşesinde erken seçim fısıltısı duymadım. Bir ara 2027 Ekim/Kasım ihtimali konuşuluyordu ama bir süredir Nisan 2028 ihtimalı satın alınmış durumda. Hatta genel merkezden bir arkadaşım, “Seçimin ilk turu 2 Nisan, ikinci turu 16 Nisan’da olur” şeklinde tahminde bulundu, “yaz bir kenarda kalsın’ dedi. Yüksek ihtimal ama siyasette kesin konuşmamak gerektiğini öğreneli çok vakit geçti. İşte bu aşamada bir önerim var. Daha önce söylemiştim, tekrar edeyim. Sonuçta seçim ne zaman olacaksa olsun, mevcut şartlarda seçim kararını şimdiden almakta fayda var. 18 Nisan 1999 seçim kararı 9 ay önceden alınmıştı. Şimdi de olabilir. Partiler ona göre hazırlıklarını sürdürür, baskın veya erken seçim kaygısı ortadan kalkar, siyasetin stresi azalır, polemikler biter, normalleşme başlar. Bence denenmeli.
Adalet Bakanımız @abakingurlek sonrası hayatımızın her alanına dokunan çok önemli operasyonlar yapılıyor. Kamuoyundan da ciddi destek görüyor. Adalet Bakanlığıyla senkronize çalışan İçişleri Bakanımız @mustafaciftcitr ‘nin de hakkını teslim etmek gerek. Burada bir önemli detaya dikkat çekmek isterim. Yargı ve güvenlik güçlerinin önüne gelen mevzular “sonuç” bölümüdür. Bahis, şike, uyuşturucu kullanımı, organize suç, fahiş fiyat uygulaması gibi. Eğer, “sebepler” ıskalanırsa “sonuçlar” üzerinden yürütülen mücadele yetersiz kalır, iyileşme geçici olur, bataklıkta sinek avlamaya benzer. Sebep/sonuç ilişkisi iyi kurulmalı, öncelikle suç üreten sebeplerin üzerine gidilmeli, testi kırılmadan müdahale edilmelidir. Mücadele topyekun olmalıdır.
Kurtlar Vadisi Dizisi yeniden gündemde, senaryosu tartışılıyor. Bu vesileyle küçük bir hatıramı nakledeyim. 2016 yılı başıydı. Umre ziyaretimiz sırasında Medine’de bir beyefendi yanıma yaklaştı, kendini tanıttı, “size kırgınız” dedi. Aradan yıllar geçti, ismini unuttum, Kurtlar Vadisi Dizisi’nden biriydi. Az sonra Polat Alemdar rolündeki Necati Şaşmaz da yanımıza geldi, neden kırgın olduklarını anlattı. Güya ben bir açıklamamda “Kurtlar Vadisini ben yazıyorum” demişim. Güldüm, işin aslını anlattım. Bir konferans sonrası izleyicilerden biri “Kurtlar Vadisini izliyor musunuz?” diye sormuştu. “İzlemiyorum” demiştim. Çok şaşırdılar. Gerçekten Kurtlar Vadisini yayın saatinde hiç izlemedim. Tartışmaya konu bölümleri sonradan inceledim. Cevaba bir espriyle şöyle devam etmiştim: “İzlemiyorum çünkü yaşıyorum.” “Yaşıyorum” ifadesi “yazıyorum” olarak aksettirilmiş. Neyseki durumu düzelttik, kırgınlığı giderdik. Bu vesileyle dizi hakkında bir de küçük not düşeyim. Diziyi bir bütün olarak değil dönemsel analize tabi tutmakta fayda var. Konjonktürel derin iktidar gücü ve yayınlanan kanalın siyasi tercihlerine bağlı olarak senaryo konseptini değiştirdiler. Tek bir Kurtlar Vadisi yok.
“Ailem Güvende” operasyonu kapsamında aranan Emre Tanış yakalanmış. Kim bu? LGBT aktivistiymiş. Erkek mağdurları para karşılığı iş insanlarına pazarlıyormuş. Operasyonda emeği geçen herkese👏 https://t.co/ASvVMIdt4F
Kilis’te neler oluyor? Önce kronolojiye bakalım. CHP’li Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen istifa etti, AK Parti’ye geçecekti hakkındaki iddialar nedeniyle işlem donduruldu. AK Parti İl Başkanı Serhan Diyarbakırlı, sosyal medyaya düşen bir ses kaydı sonrası istifa etti. AK Parti Milletvekili Ahmet Salih Dal’ın ağabeyi Mehmet Salih Dal bir kamu ihalesine müdahil olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Başka mevzular, bu olaylar arasında bağ kuranlar var. Ve şehir çok gergin. AK Parti Genel Merkezi, Kilis’e mutlaka el atmalı, tüm iddiaları araştırmalı, hazırlayacağı raporu doğrudan Cumhurbaşkanımıza sunmalıdır. Yoksa Kilis elden gidiyor.
Mahmut Tanal, Konya’da cafe ziyareti yapmış, Yeni Parti ekibini tanıtmış. Gençler oralı değil, “nerden çıktı bu adam” modundalar. Tanal ısrarlı, konuşması bitince gençlere yöneliyor: “Sorusu olan var mı?” Çıt yok. Sokakla yeni yeni yüzleşiyorlar. https://t.co/U39S6D5vvE

Hayatımda ilk defa böyle bir durumla karşılaşıyorum. AK Parti Burdur Milletvekilimiz Adem Korkmaz, Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan’ın kendisini tehdit ettiğini iddia ederek, can güvenliğinin olmadığı gerekçesiyle Ankara Valiliğinden koruma talep etmiş. Hadiseyi tüm yönleriyle ayrıntılı olarak araştırdım. Bir defa ortada bir ölüm tehdidi kesinlikle yok. Olamaz da zaten. Ama gerginlik var. Haliyle, sorunu içeride çözmek yerine koruma talebi çok abartılı olmuş, maksadı fazlasıyla aşmış. Siyaseten de hoş bir tablo değil. Böyle bir tablonun oluşmaması için birinci derece sorumluluk vekil arkadaşımıza aittir. Çünkü her olumsuzluğun bir siyasi maliyeti vardır. Cumhurbaşkanımızın hukukunu düşünerek hareket etmek zorundalar. Nihai aşamada faturayı Cumhurbaşkanımız ödüyor. Biraz sağduyu,
Gökçek dosyasını anlattığın için değil anlatmadığın için hedeftesin. Kamera önünde “hırsız” deyip savcılıkta “sus pus” olduğun için hedeftesin. “Neden sessiz kaldın” diyenlere cevap vermek yerine hakaret ettiğin için hedeftesin. Melih Gökçek adliye giderken oğlu Osman Gökçek’i arayıp pazarlık yapmak istediğin için hedeftesin. Almanya’daki bilgileri bir internet sitesinden aldığın iddiası yalan çıktığı için hedeftesin. Ve Haluk Levent’in saadet zincirine halka olduğun için hedeftesin. Ve diğer yalanların. (Hedeften kasıt eleştiri)
Fuhuş ve LGBT operasyonuna dair MASAK raporları, tehdidin uluslararası boyutunu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Tahmin ettiğimiz ama resmi raporlarla somutlaşan bu gerçeklik üzerinde herkes düşünmelidir. Bakın, operasyona konu dernek ve şirketlerin bankacılık transferlerindeki 45 bin 135 işlemde 13 bin 40 para girişi, 32 bin 95 para çıkışı olmuş. 2021-2026 arasında uluslararası şirketlerden 209 ayrı para transferi gerçekleştirilmiş. En fazla para 1 milyon 570 bin 692 dolarla Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneğine aktarılmış. Hak Eşitlik Varoluş İçin Derneğine 762 bin 939 dolar, Pozitif Yaşam Derneğine 518 bin 525 dolar gönderilmiş. Ve ödemeler devam ediyor. Transferler arasında ABD Dışişleri Bakanlığı, Fransa Büyükelçiliği, Hollanda ve Almanya bağlantılı kamu kurumları, ILGA Europe, European Endowment for Democracy, German Marshal fund gibi uluslararası vakıf ve kuruluşlar yer alıyor.
İstanbul Valisi @gul_davut ‘ü uzun yıllardır tanırım. İşinin ehli, hakkaniyetli, çözüm odaklı, herkese kapısı açık ve tipik bürokrat kalıplarının dışında örnek valilerimizdendir. Mitingde kendisini açık hedef gösteren Özgür Özel’e verdiği cevapla valimizin bir özelliğini daha keşfettim. Meğer kelimelerle de arası çok iyiymiş. Üsküdar’daki başkan vekilliği seçimi anlatırken paranteze aldığı şu ifadeye bayıldım: “sizinkilerin Gülten’in G’sini 6, Ziya’nın Z’sini 2 olarak okuduğu seçim” Ve nakavt.
Adalet Bakanımız @abakingurlek ‘in açıkladığı “Ailem Güvende” operasyonu, diğer operasyonlardan çok farklı bir içerikte. Çok önemsedim. 5 il merkezli, 11 ili kapsayan operasyonda 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletmeye adli işlem yapılıyor. Operasyona konu dernek, şirket ve şahısların ortak özellikleri, fuhuş ve LGBT faaliyetleri. Ayrıca, bu faaliyetler için sağlanan yurtdışı fonlar da operasyon kapsamında. Elinize sağlık, devam👏
Bunlar ne yiyor ne içiyor? İnsan hiç mi akıllanmaz, hiç mi olup bitenlerden ders çıkarmaz. Neyse, devletin gücüyle tanışmış sonunda, umarım akıllanır. Hadsizi devletin gücüyle tanıştıranlara👏
12 Eylül askeri darbesinin üzerinden tam 46 yıl geçti. Öncesinde bir darbe bir muhtıra, sonrasında bir postmodern darbe, bir konvansiyonel darbe bir muhtıra yaşadık. Ve arada sayısız ilintili operasyonlar. Darbe geleneği, Osmanlı’dan Cumhuriyete kalmış kötü bir miras. 36 Osmanlı sultanından 12’sinin darbe ve entrikayla hâl edildiğini düşünürsek. Bu coğrafyada darbe riski her daim mevcuttur. Süreçlere baktığımızda darbecilerin şu üç iklimde yeşerdiğini görüyoruz: 1/Siyasi istikrarsızlık ve güvenlik sorunu. 2/Toplumsal barışın ve gelir dağılımının bozulması. 3/Vesayetçi zihniyetin devlette kadrolaşması. O vakit darbe üreten sistemin geçmişten ders alınarak yeniden yazılımına ihtiyaç var. Şeffaf, denetlenebilir, güvenlikli, çoğulcu, demokratik ve müreffeh bir sistemi kurmalıyız. Başkanlık modeli, bu amaca yönelik önemli bir adımdır. İlave tedbirlerle eksiklikler giderilmelidir.
Deprem sürecinde Haluk Levent’in yönlendirmesiyle Kızılay karşıtı kampanyaya katıldığı ortaya çıkan zübük Murat Ağırel’e yargının kör ve sağır kalmasına şaşıran dostlar var. Şaşılacak bir durum yok aslında. Daha önce yazmıştım. Şimdi o çevrimiçi kullanımda, muhalif görünümlü bir Truva atı. Paylaşımlarını takip edin. Raf ömrü dolmadan olmaz. Biraz sabır.
Dün akşam. Üst yargıdan bazı dostlarla sohbetimiz oldu. Söz dönüp dolaşıp Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’ndeki “Mutlak Butlan” davasına geldi. Sohbetten anladıklarımı şöyle özetleyebilirim. Dosyayı görüşecek üyeler başlangıçta psikolojik baskı altındaymış. Çünkü, verecekleri karar ne olursa olsun siyasi sonuçları itibarıyla ağır bir karar olacak. Özgür Özel ve arkadaşlarının CHP’den istifası, dosya üzerindeki baskıyı kaldırmış. Çünkü, verecekleri kararların istifa sonrası siyasete pek etkisi olmayacak. Ağırlıklı yorum, davanın konusuz kaldığı yönünde. Mutlak butlan kararı bozulsa bile Özel istifa ettiği için başkanlığa geri dönemeyecek. Tedbir kalkacağı için CHP yönetiminin yasal süre içinde kurultaya gitmesi gerekecek. Peki karar bozulur mu? Pek sanmıyorum. Davanın sahibi de kalmadı sayılır. Karar ne zaman çıkar? Ekim ayında kararın çıkması bekleniyor. Aksilik oldu, terslik oldu, en geç Kasım’da kararın çıkmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Deprem sürecinde Kızılay’ı itibarsızlaştırma kampanyasını Haluk Levent’in “dost” gazeteciler aracılığıyla yaptırdığı ortaya çıktı. AHBAP’ın Satınalma Müdürü Deniz Şimşek itiraf etmiş. Bilin bakalım bu dezenformasyon sürecinde kimler var? Haluk Levent’e “Torosların Yiğidi” diyen Murat Ağırel mesela. İyi bir özet olmuş @Abese_irca 👏 https://t.co/asNIC2aFal
Şimşekler Suç Örgütüne yönelik 11 ilde 97 şüpheliye şafak baskını yapılmış. Bu örgüt, Adana merkezli. Yöneticisi Halim Şimşek yurtdışında firari. Yağma, haraç, işkence, öldürme gibi bir dizi suçun failleri olarak görülüyor. Hep söylüyoruz, ülkenin her köşesinde böyle irili ufaklı suç örgütü var. Millete kan kusturuyorlar. Şimdi tek tek devletin gücüyle tanışıyorlar. Tebrikler👏
Mansur Yavaş’ın “kontrollü kriz yönetimi”, başlangıçta kendisine avantaj sağlasa da giderek köşeye sıkıştırmaya başladı. Arafta kalmayı yeğlerken, Yeni Parti’nin de CHP’nin de öfkesini üzerine çekti. Hele CHP Grup Sözcüsü Faik Öztrak’ın “büyük hayal kırıklığı” ifadesi, parti yönetiminden Yavaş’a yükselen en sert tepki oldu. Artık iplerin koptuğu anlaşılıyor. Muhtemeldir, Yavaş, yakın tarihte CHP’den istifa edebilir. İstifa etmese bile ihracı gündeme gelebilir. CHP, Yavaş’ı artık yük olarak görüyor. AK Parti’ye geçer mi? Şu anda gündemde yok ama her türlü sürprizin yaşandığı süreçte AK Parti’ye geçerse kimse şaşırmaz herhalde. Bağımsız da kalabilir. Son olarak Yavaş’la ilgili kanaatimi paylaşayım: Sürekli irtifa kaybediyor. Emekliliği düşünmüyorsa işi her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Başından beri aynı fikirdeyim. Çözüm sürecinde Öcalan ne kadar görünür hale gelirse toplumsal reaksiyon o şiddette artar. Hele silahlar bırakılmadan bu görünürlülük artarsa süreç bile enfekte olabilir. Geniş kitleleri ikna etmek daha da zorlaşabilir. Siyasi maliyeti ağırlaşabilir. Bu uyarım, bir kenarda kalsın.
Madem Devlet Bey, Gazeteci Nagehan Alçı’ya Abdullah Öcalan için İmralı’da bahçeli ev inşa edildiğini açıkladı, biz de biraz açalım. Mevzudan uzunca süredir haberdardık, bilgiyi aktarana sözümüzden hiç gündeme getirmedik. Artık söz hükmünü yitirdi. Devlet Beyin açıkladığı “bahçeli ev” dubleks bir villa. 250 metrekare kapalı alanı var. İki katı kadar bahçesi. Hem barınma hem çalışma ofisi olarak planlanmış. Her türlü teknik altyapısı mevcut, görüntülü telefon ve internet imkanı var. Öcalan henüz yerleşmedi ama villanın ofis şartlarından ihtiyaç halinde yararlanıyor. Öcalan’ın statü konusundaki ısrarlı talebi Cumhurbaşkanımızdan döndü, silah bırakma işlemi kesinleşmeden adım atmak istemiyor. Doğrusu da bu.