
Uğur Dündar
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (151)
PISA'DA TÜRKİYE'NİN BÜYÜK BAŞARISI... Bir Önceki PISA Uygulamasına Göre OECD Üyesi Ülkeler Arasında Her Üç Alanda En Fazla Puanını Artıran Ülke Türkiye Oldu 🇹🇷 ✅ PISA 2022’ye kıyasla Türkiye, PISA 2025’te fen bilimleri alanında 18, okuma becerileri alanında 16 ve matematik alanında 9 puanlık artış göstererek üç alanda da puanını en fazla artıran OECD ülkesi oldu. Bu büyük başarıda emeği olan herkesi yürekten kutluyorum.
Dün gece konukları arasında yer aldığım @halktvcomtr 'deki "Sinem Fıstıkoğlu ile Sansürsüz" programı, tüm haber kanalları arasında birinci sırayı aldı. Hem değerli meslektaşım @sinemfstk 'nu, hem de tüm konukları kutlar, bizi tercih eden Halk TV seyircilerine teşekkür ederim.. Haftaya salı akşamı yine buluşalım...

İzmir'in dağlarında çiçekler açar, Altın güneş orda sırmalar saçar. Bozulmuş düşmanlar, yel gibi kaçar, Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa; Adın yazılacak mücevher taşa... Güzel İzmir'in işgalden kurtuluşunun 104. yıldönümü kutlu olsun... https://t.co/2lWzkc5XnM
TUĞLA FABRİKASINDA KÖLE GİBİ ÇALIŞTIRILAN KÜÇÜK ÇOCUKLARI KURTARAYIM DERKEN NASIL GÖZALTINA ALINIP HAPİS CEZASI YEDİM? Yıl 2025, aylardan Ekim... Ajanslar şu haberi geçtiler: “Tekirdağ’daki bir tuğla fabrikasının gece vardiyasında çalışan 16 yaşındaki Mustafa Eti, ısınmak için kullanılan tenekeye tiner atarken parlayan alevlerde yandı. Hastaneye kaldırılan Eti, 10 günlük mücadele sonucunda kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Talihsiz işçinin cenazesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir araçla memleketi Van’ın Özalp İlçesi’ne götürülerek defnedildi. Olay kayıtlara, o yıl içinde iş kazasında ölen 68. çocuk işçi olarak geçti.” Hepsi bu kadar! Oysa ben, gazetelerin internet sitelerinde küçük bir haber olarak yer alan olayı tüylerim ürpererek okudum. Çünkü 16 yaşındaki bir çocuk, hem de gece vardiyasında, yaşının kaldıramayacağı ağırlıktaki bir işte çalıştırılıyordu. Yani bu bir kaza değil, cinayetten farksız bir durumdu. O da, akranları gibi Doğu’dan, Van’dan getirilmişti. Özetle Mustafa, ARENA’da bundan 21 yıl önce, yine Tekirdağ’da gizli kamera görüntüleriyle belgelediğimiz, benim uğrunda hapis cezası aldığım “köle çocuk”lardan biriydi. ★★★ Evet, 2005'in Eylül ayı başlarında Arena’ya ulaşan bir ihbar üzerine ekibimiz, Güneydoğu’dan getirilen 10-15 yaşlarındaki çocukların, Tekirdağ’ın Kumbağ yöresindeki tuğla fabrikalarında kaçak olarak çalıştırıldıklarını belgeledi. Görüntüler yürek yakıcıydı. Simsarlar tarafından minibüslere sardalye istifi doldurulan çocuklar fabrikalara taşınıyor ve maske gibi hiçbir koruyucu önleme gerek duyulmaksızın, fırınların en ağır işlerinde çalıştırılıyorlardı. ★★★ Çocukların gün boyu toz toprak soludukları yetmiyormuş gibi, geceleri de küçücük bedenleri, koğuşları istilâ eden tahtakurusu başta olmak üzere, her türlü zararlının kemirmesine açık oluyordu!.. Yani gerek çalışma koşulları, gerekse sosyal yaşam ortamları, hayvan bağlasanız durmayacak kadar berbattı... Henüz okul çağındaki küçük kölelerin kaçmaları da mümkün değildi. Zira onları memleketlerinden buraya getirip köle gibi çalıştıran simsarlar, daha yolculuklarının başında kimliklerine el koyuyorlardı!.. ★★★ Görüntülerdeki gerçekleri o dönem AKP’de siyaset yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu’na anlattım. İki müfettiş görevlendirdi. Müfettişlerle Kanal D binasında buluştuk. Ben onların aracına bindim, muhabir arkadaşım Serap Belet ile kameraman Murat Sis de Arena aracına geçtiler. Biz önde, onlar arkada, Tekirdağ’ın yolunu tuttuk. ★★★ Tuğla fabrikasına geldiğimizde tam görüntü almaya başlamıştık ki fabrika, jandarmalar tarafından basıldı. Ben safiyane duygularla kaçak çocuk işçi çalıştıran kişileri gözaltına alacaklarını düşünürken, onlara hiç dokunmadılar! Sadece beni gözaltına aldılar! Ayrıca kasetlerimize el koymaya kalktılar. Tabii kargaşa sırasında köle çocuklar da -her denetimde olduğu gibi- fabrikadan kırsal kesime doğru uzaklaştırıldılar! ★★★ Uzatmayayım, yol boyu süren sohbette bizi yere göğe sığdıramayan müfettişler, sanki Bakan’ın emri üzerine İstanbul’dan bizimle birlikte gelmemişler gibi, fabrikada kaşla göz arasında ortalıktan kayboldular!.. Daha sonra aleyhime açılan davada yargılanırken Bakan Başesgioğlu, bırakın lehime tanıklık etmeyi, mahkemeye iki satır yazı yazarak “Evet Uğur Dündar bana başvurdu, ben de iki müfettiş görevlendirdim. Ülkemizin önemli sorunlarından birini görüntülemek ve önlem alınmasını sağlamak amacıyla ve bilgim dahilinde hep birlikte fabrikaya gittiler. İzni ben verdim” deme gereğini bile duymadı! Çocuk simsarları ve köle tacirleri yerine ben hapse mahkum oldum! İyi mi?.. ★★★ Aradan uzun, upuzun 21 yıl geçti... Bu 21 yılda “köle çocuklar” gerçeği yok edilemez miydi? Tabii edilirdi. İstenilse bırakın 20 yılı, 20 günde tarihe mal edilebilirdi. Ama yapılmadı. Araştırma sonucunda gördüm ki, 2005’teki çekimi yaptığımız sırada sayıları 10’u bulan yöredeki fabrikalardan 8’i kapanmış. Geriye iki fabrika kalmış. Biri modern yöntemlerle çalışıyor. Diğerini ise Diyarbakırlı bir iş insanı ruhsatsız olarak çalıştırıyor. (Üretimde kullandığı sahanın toprak ruhsatı da alınmamış.) Olay da burada yaşanıyor. Kısa süre önce yaşanan başka bir kazada (!) da bir işçinin kolu kopuyor. Söz konusu fabrikada 400’e yakın çocuk işçi ve mülteci çalıştırılıyor. Bunların çoğu sigortasız. Kaçak çalışan bir fabrika Jandarma kimlik kontrolüne geldiğinde, yaşı küçük ve sigortasız köleler de çevredeki dere yataklarına saklanıyor. Sadece sigortalıların kimlikleri jandarmaya gösteriliyor. (Bu bilgiler Ekim 2025'e ait.) Bunları öğrendikçe içimden “Yazıklar olsun, bu ülkede insanın yaşam hakkı bu kadar mı ucuz” demekten kendimi alamadım. İster istemez tuğla fabrikasına girer girmez arazi olan Çalışma Bakanlığı müfettişlerini de anmadan geçemedim!
TUĞLA FABRİKASINDA KÖLE GİBİ ÇALIŞTIRILAN ÇOCUKLARI KURTARAYIM DERKEN NASIL GÖZALTINA ALINIP HAPİS CEZASI YEDİM? Yıl 2025, aylardan Ekim... Ajanslar şu haberi geçtiler: “Tekirdağ’daki bir tuğla fabrikasının gece vardiyasında çalışan 16 yaşındaki Mustafa Eti, ısınmak için kullanılan tenekeye tiner atarken parlayan alevlerde yandı. Hastaneye kaldırılan Eti, 10 günlük mücadele sonucunda kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Talihsiz işçinin cenazesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir araçla memleketi Van’ın Özalp İlçesi’ne götürülerek defnedildi. Olay kayıtlara, o yıl içinde iş kazasında ölen 68. çocuk işçi olarak geçti.” Hepsi bu kadar! Oysa ben, gazetelerin internet sitelerinde küçük bir haber olarak yer alan olayı tüylerim ürpererek okudum. Çünkü 16 yaşındaki bir çocuk, hem de gece vardiyasında, yaşının kaldıramayacağı ağırlıktaki bir işte çalıştırılıyordu. Yani bu bir kaza değil, cinayetten farksız bir durumdu. O da, akranları gibi Doğu’dan, Van’dan getirilmişti. Özetle Mustafa, ARENA’da bundan 21 yıl önce, yine Tekirdağ’da gizli kamera görüntüleriyle belgelediğimiz, benim uğrunda hapis cezası aldığım “köle çocuk”lardan biriydi. ★★★ Evet, 2005'in Eylül ayı başlarında Arena’ya ulaşan bir ihbar üzerine ekibimiz, Güneydoğu’dan getirilen 10-15 yaşlarındaki çocukların, Tekirdağ’ın Kumbağ yöresindeki tuğla fabrikalarında kaçak olarak çalıştırıldıklarını belgeledi. Görüntüler yürek yakıcıydı. Simsarlar tarafından minibüslere sardalye istifi doldurulan çocuklar fabrikalara taşınıyor ve maske gibi hiçbir koruyucu önleme gerek duyulmaksızın, fırınların en ağır işlerinde çalıştırılıyorlardı. ★★★ Çocukların gün boyu toz toprak soludukları yetmiyormuş gibi, geceleri de küçücük bedenleri, koğuşları istilâ eden tahtakurusu başta olmak üzere, her türlü zararlının kemirmesine açık oluyordu!.. Yani gerek çalışma koşulları, gerekse sosyal yaşam ortamları, hayvan bağlasanız durmayacak kadar berbattı... Henüz okul çağındaki küçük kölelerin kaçmaları da mümkün değildi. Zira onları memleketlerinden buraya getirip köle gibi çalıştıran simsarlar, daha yolculuklarının başında kimliklerine el koyuyorlardı!.. ★★★ Görüntülerdeki gerçekleri o dönem AKP’de siyaset yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu’na anlattım. İki müfettiş görevlendirdi. Müfettişlerle Kanal D binasında buluştuk. Ben onların aracına bindim, muhabir arkadaşım Serap Belet ile kameraman Murat Sis de Arena aracına geçtiler. Biz önde, onlar arkada, Tekirdağ’ın yolunu tuttuk. ★★★ Tuğla fabrikasına geldiğimizde tam görüntü almaya başlamıştık ki fabrika, jandarmalar tarafından basıldı. Ben safiyane duygularla kaçak çocuk işçi çalıştıran kişileri gözaltına alacaklarını düşünürken, onlara hiç dokunmadılar! Sadece beni gözaltına aldılar! Ayrıca kasetlerimize el koymaya kalktılar. Tabii kargaşa sırasında köle çocuklar da -her denetimde olduğu gibi- fabrikadan kırsal kesime doğru uzaklaştırıldılar! ★★★ Uzatmayayım, yol boyu süren sohbette bizi yere göğe sığdıramayan müfettişler, sanki Bakan’ın emri üzerine İstanbul’dan bizimle birlikte gelmemişler gibi, fabrikada kaşla göz arasında ortalıktan kayboldular!.. Daha sonra aleyhime açılan davada yargılanırken Bakan Başesgioğlu, bırakın lehime tanıklık etmeyi, mahkemeye iki satır yazı yazarak “Evet Uğur Dündar bana başvurdu, ben de iki müfettiş görevlendirdim. Ülkemizin önemli sorunlarından birini görüntülemek ve önlem alınmasını sağlamak amacıyla ve bilgim dahilinde hep birlikte fabrikaya gittiler. İzni ben verdim” deme gereğini bile duymadı! Çocuk simsarları ve köle tacirleri yerine ben hapse mahkum oldum! İyi mi?.. ★★★ Aradan uzun, upuzun 21 yıl geçti... Bu 21 yılda “köle çocuklar” gerçeği yok edilemez miydi? Tabii edilirdi. İstenilse bırakın 20 yılı, 20 günde tarihe mal edilebilirdi. Ama yapılmadı. Araştırma sonucunda gördüm ki, 2005’teki çekimi yaptığımız sırada sayıları 10’u bulan yöredeki fabrikalardan 8’i kapanmış. Geriye iki fabrika kalmış. Biri modern yöntemlerle çalışıyor. Diğerini ise Diyarbakırlı bir iş insanı ruhsatsız olarak çalıştırıyor. (Üretimde kullandığı sahanın toprak ruhsatı da alınmamış.) Olay da burada yaşanıyor. Kısa süre önce yaşanan başka bir kazada (!) da bir işçinin kolu kopuyor. Söz konusu fabrikada 400’e yakın çocuk işçi ve mülteci çalıştırılıyor. Bunların çoğu sigortasız. Kaçak çalışan bir fabrika Jandarma kimlik kontrolüne geldiğinde, yaşı küçük ve sigortasız köleler de çevredeki dere yataklarına saklanıyor. Sadece sigortalıların kimlikleri jandarmaya gösteriliyor. (Bu bilgiler Ekim 2025'e ait.) Bunları öğrendikçe içimden “Yazıklar olsun, bu ülkede insanın yaşam hakkı bu kadar mı ucuz” demekten kendimi alamadım. İster istemez tuğla fabrikasına girer girmez arazi olan Çalışma Bakanlığı müfettişlerini de anmadan geçemedim!
@denizaydogdu01 @halktvcomtr @sinemfstk Efsaneleşen ARENA'yı yapabileceğimiz iklimin gideli çok oldu!
@denizaydogdu01 @halktvcomtr @sinemfstk Ne dedi mesela?
Bu akşam saat 20.00-22.00 arasında @halktvcomtr 'de çok izlenen "Sinem Fıstıkoğlu ile Sansürsüz" programının konuğu olacağım. Bekleriz... @sinemfstk
@goldenourh Ben diyorum otoyol, siz diyorsunuz Ankara'nın kafeleri... Dam üstünde saksağan misali! Ne alaka?
Ben yapımcı değilim, oyuncu da değilim. Sadece çok alkışlanan ARENA sahnesinde Uğur Dündar olarak yer alıyorum. Para işlerinden anlamam. Biz de bilet fiyatlarının düşük olmasını ve isteyen herkesin gelebilmesini isteriz. Ama sadece dekorların maliyeti 15 milyon TL. Buna 90 kişilik oyuncu kadrosunun maliyetini de ilave edin... Yani her şey, her zaman dışarıdan göründüğü gibi değil!!!
Pazar gecesi Ankara Oran Açıkhava Tiyatrosu'nda sahnelenen Gırgıriye Müzikali'nden dönüyoruz. Saat 02.00 sularında Kuzey Anadolu Otoyolu'nda bir araç seli, tıpkı İstanbul'un kalabalık saatlerindeki trafiği gibi... Oysa petrolün varil fiyatı 100 dolara dayanmış. Bu rakam, iğneden ipliğe her şeye zam demek. Yani karayolu taşımacılığı ateş pahası... Ama Türkiye'nin tercihi bu. Böyle yapmak yerine demiryolu ve denizyolu taşımacılığı güçlendirilseydi, şimdi enflasyonla mücadele daha kolaylaşırdı.

Avrupa Şampiyonu olan Filenin Sultanları... Gururumuzsunuz... https://t.co/nXwGJfFysQ
Tiyatromuzun ulu çınarı Müjdat Gezen Usta'nın size bir mesajı var... https://t.co/DqqJJEK2KT

Gırgıriye Müzikali bu akşam Ankara Oran Açıkhava Tiyatrosu'nda... Bekleriz... https://t.co/IWnR3EWRSS
Derbinin özeti: Kötü oynadık ve yenildik. Beşiktaş iyi oynadı ve kazandı. Nokta.
Bu akşamki derbinin özeti: Kötü oynadık ve yenildik. Beşiktaş iyi oynadı ve kazandı. Nokta.
@ceyhunfersoy Gecikerek de olsa, çok teşekkür ederim değerli kardeşim. Sevgilerimle.
@yigitdincer Bu bilgi doğru değil.
@BayBilenTurk Teveccühünüze çok teşekkür ederim. Ancak bize yakışan genç değerlerimizin önünü açmaktır. Sevgi ve saygılarımla,
@aylaozaygen Halk TV'yi izliyorum, vardı.