
Zafer Şahin
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (199)
İstanbul gerçekten de nimetmiş! Müteahhit Muzaffer Beyaz ifadesinde öne çıkan iddialar: 📌Çuhadaroğlu projesinden “Ekrem Başkan istiyor” denilerek çekilmek zorunda bırakıldığını öne sürdü. 📌Terrace Park projesinde yüzde 5 ilave pay alındığını, ancak bu payın bedelinin kendisine ödenmediğini iddia etti. 📌Kapasite AVM’nin otopark işlemleri için 5 milyon Euro, Beylikdüzü’ndeki bir projenin ruhsat süreci için ise 20 milyon TL rüşvet istendiğini öne sürdü. Ödemelerin yapılmaması üzerine AVM’ye ceza kesildiğini iddia etti. 📌Beylikdüzü projesinde Adem Soytekin’e hak edişlerinin üzerinde 7 daire ve 5 dükkân verildiğini, bu dairelerden 4’ünün Murat Çalık’ın talebiyle Hasan İmamoğlu’na devredildiğini söyledi. 📌Projenin iskânı için 3 milyon dolar istendiğini ve bu ödemenin kayıtlarda “hak ediş” olarak gösterildiğini iddia etti. 📌Bakırköy Koşu Caddesi’ndeki proje için 3 milyon dolar talep edildiğini, ödeme yapılmayınca imar koşullarının ağırlaştırılacağı yönünde tehdit edildiğini anlattı. Daha sonra 1,5 milyon dolar karşılığında sorunun çözülebileceğinin söylendiğini aktardı. 📌Yargılama sırasında, Eylem 34 kapsamındaki villanın alımında 1 milyon Euro’nun elden verildiği iddiası da gündeme geldi. Bu parayı Tuncay Yılmaz’ın verdiği öne sürülürken, kaynağın açıklanamaması üzerine Hasan İmamoğlu hakkında suç gelirlerinin aklanması suçundan suç duyurusunda bulunuldu.
O AHTAPOT FETÖ MÜ? Tarih 16 Mayıs 2025.. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul merkezli yolsuzluk operasyonları için “Ahtapot’un kolları” benzetmesi yapıyor. İlginçtir bu benzetme en çok dönemin CHP üst yönetimi ve kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen cemaati yöneten Alihan Kuriş ve ekibini rahatsız ediyor! Çünkü o konuşma bir işaret fişeği. Belediyeleri, yargıyı, medyayı, siyaseti, bürokrasiyi zehirli bir sarmaşık gibi saran ve yurt dışı ağı da tespit edilen ahtapotun deşifre edildiği mesajını veriyor Cumhurbaşkanı. Hayat ileri bakarak yaşanır ama geriye bakarak anlaşılır. Bugünün Türkiye’sinde yaşananları anlamak için de filmi 15 ay geriye sarmak gerekiyor. Erdoğan, İstanbul merkezli başlayan soruşturmaları değerlendirirken meseleyi yalnızca belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla sınırlamamıştı. Çok daha geniş bir yapıdan söz etmişti: “Yapılan işlerin yolsuzluk ve haraç boyutuyla ilişkili organize suç vasfını aşarak ülke güvenliğini tehdit edecek boyutlara ulaştığı anlaşılıyor.” Asıl dikkat çekici bölüm ise devamındaydı: “Önceleri sadece kimi siyasi partileri ve siyasetçileri kapsadığı düşünülen çarpık ilişkiler ağının bürokrasiden iş dünyasına ve medyaya, kimi cemaatlerden istihbarat kuruluşlarına kadar uzandığı ortaya çıkıyor.” Bugünden geriye baktığımızda bu sözlerin üzerinde özellikle durmak gerekiyor. Çünkü 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin önündeki en büyük yanılgılardan biri, FETÖ’nün yalnızca kendi tabelası, kendi kurumları ve bilinen kadroları üzerinden varlığını sürdüreceğini düşünmek olurdu. Oysa FETÖ’nün en önemli özelliklerinden biri zaten gizlenmek, renklendirmek, başka yapılara sızmak ve gerektiğinde kendisini başka kimliklerin arkasında görünmez hale getirmekti. 15 Temmuz sonrasında örgütün açık alanı daraldı. Okulları kapatıldı, şirketlerine el konuldu, bürokrasideki kadroları büyük ölçüde tasfiye edildi, bilinen yapılanması ağır darbe aldı. Peki örgüt tamamen ortadan kalktı mı? Bence bugün sorulması gereken soru budur. Çünkü son dönemde yürütülen farklı soruşturmalarda karşımıza çıkan tablo, birbirinden bağımsız görünen yapıların arkasındaki ilişkiler ağının daha dikkatli incelenmesini zorunlu kılıyor. Belediyeler…İş dünyası…Medya…Bazı cemaat ve dini yapılanmalar…Yeni nesil suç örgütleri…Bürokrasi içindeki bağlantılar…Uluslararası ilişkiler… Erdoğan’ın 2025’te tarif ettiği ahtapotun kolları tam olarak bu alanlara uzanıyordu. İşte bugün asıl tartışılması gereken nokta burasıdır. Ahtapotun adı FETÖ mü? Bundan hiç şüpheniz olmasın. Çünkü Ahtapot’un iş tutma biçimiyle FETÖ’nün iş tutma biçimi birebir aynı! İkisi de kendi mensuplarını gerektiğinde başka siyasi kimliklerin içine yerleştiriyor. Bir dönem birbirine düşman görünen gruplarla ayrı ayrı ilişkiler kuruyor. İş dünyasında finans ağı oluşturuyor. Medyada algı alanları açıyor. Bürokraside kritik noktalara adamlarını yerleştiriyor. Dini yapıları ve STK’ları ustalıkla kullanıyor. Ve bütün bunları birbirinden bağımsızmış gibi gösteriyor!. Dolayısıyla bugün yapılan operasyonları sadece “bir belediyeye operasyon”, “bir cemaate operasyon”, “bir suç örgütüne operasyon” şeklinde ayrı ayrı okumak bizi büyük resmi görmekten uzaklaştırabilir. Belki de devletin yaptığı tam tersidir: Ahtapotun kollarını tek tek takip ederek gövdeye ulaşmaya çalışmak. Efendim.. Her şeyi de FETÖ’ye bağlamayalım! Doğru bir itiraz bu. Ama şu gerçeği de unutmamak lazım. FETÖ artık bildiğin FETÖ gibi değil. Tam da bu yüzden en az eskisi kadar, belki de eskisinden daha tehlikeli. Çünkü devlet için de millet için de en büyük tehdit, kendisini devletten saklamayı başarabilen örgüttür.
Siyasi partilerin tamamının “Milletvekili olmak isteyen gazeteci- akademisyen- güvenlik uzmanı-hukukçu” sorunu var… TV’lere çıkan birçok insan vekil olma motivasyonuyla hareket ediyor. Bu da ortaya zaman zaman göz kırptıkları siyasi partileri de zora düşüren durumlar çıkarıyor. Olabilir, herkesin gönlünde bir aslan yatar. O zaman bu durumu baştan ilan edip öyle yola devam etmek gerekir. Bence siyaseti siyasetçilere bırakmak en doğrusu. Pırıl pırıl gençler var tüm partilerde. Emek veriyorlar. Parti emekçileri var..Teşkilat-parti örgütü üyeleri var. Çekirdekten yetişme, hak ederek gelen-özellkle genç- isimlere şans verilmeli artık listelerde. Asıl amacı kariyerine bir titr daha eklemek olan, emeklilik şartları daha iyi diye vekil olmayı hedefleyen çok insan var. Meraklısına not: Benim siyaset hedefim yok. Olanlara başarılar.
Melih Göğebakan… Türkiye Today haberine göre ABD'de UBER şoförlüğü yapıyor. Kendisini Donald Trump'ın siyasi danışmanı gibi tanıtarak Türk iş insanlarını milyonlarca dolar dolandırmış! Hem de yapay zekayla hazırladığı görsellerle! Geçmişte Osmaniye'de telefonculuk yapıyormuş:) İşinde o kadar usta ki, medyaya da sahte kimliğiyle röportajlar vermiş! O şimdi gözaltında!
İdris Naim Şahin’e tahsisli 3 araçta Kuriş ağı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında dikkat çekici yeni bağlantılar ortaya çıktı. Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsis edilen 3 ayrı aracın, tahsis amacı dışında ve soruşturmanın odağındaki isimler tarafından kullanıldığı tespit edildi. ▪️ 34 SL 313: Firari Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz’ın Muğla’da yakalandığı araç. Direksiyonda Mehmet Özmen vardı. ▪️ 34 S 7815: Ömer Sipahioğlu ve eski İçişleri Bakanlığı Özel Kalem personeli Ömür Yücel tarafından kullanıldığı değerlendiriliyor. Araçla İstanbul-Bodrum-Ankara-Bursa arasında yoğun trafik yapıldığı belirlendi. ▪️ Aynı araçta, Türkiye’ye diplomatik pasaportla giriş yapan 3 Belarus vatandaşının taşındığı, bu kişilerin kullandığı değerlendirilen iki GSM hattının da Ömür Yücel adına çıkarıldığı tespit edildi. ▪️ Belarus vatandaşlarının Bursa’da başka bir araca aktarıldıkları ve 22 Ağustos’ta Minsk’e uçtukları belirlendi. ▪️ 34 RM 8677: Şahin adına tahsisli üçüncü aracın da Yücel ailesinin kullanımında olduğu tespit edildi. Daha da dikkat çekici olan ise 2011 tarihli bir ihbarın bugünkü soruşturmayla kesişmesi. 15 yıl önceki ihbarda Belarus’tan kadın getirilmesi, gizli kamera, şantaj, rüşvet ve kamu ihalelerine müdahale gibi ağır iddialar yer alıyor; organizasyonun “getir-götür işlerini Mehmet Özmen’in yaptığı” öne sürülüyordu. Bugün firari Kuriş’in yakalandığı aracı kullanan isim de Mehmet Özmen. Ömür Yücel gözaltında. 13 Ağustos’ta Almanya’ya çıktığı belirlenen Ömer Sipahioğlu aranıyor. Savcılık şimdi şu kritik sorunun peşinde: İdris Naim Şahin adına tahsis edilen bu araçlar Kuriş yapılanmasının çevresindeki isimlerin kullanımına nasıl ve neden geçti?
Maraton koşmak böyle olur:) Güzel bir hafta olsun. https://t.co/mhFHlMkOcr
Beşiktaş tepkisinde yerden göğe kadar haklı. VAR’ın tartışmalı pozisyonlarda YOK olması ligi çok tartışmalı hale getiriyor.
Birçok vekil AK Parti’ye geçiyor, geçmek için fırsat kolluyor. Ama asıl hareketlilik nasıl olur derseniz… Yeni Parti’den istifa edip AK Parti’ye geçen olursa -var demiyorum- Olursa diyorum.. İşte o zaman seyret gümbürtüyü..
Düzce’deki olayın arka planı : Yapılan araştırmalarda; olayın çıkış sebebinin, şüpheli ile mevsimlik işçiler arasında dayıbaşı olarak ifade edilen bayan arasında geçmişe dayalı iki yıllık gönül ilişkisinden kaynaklandığı, bayanın geçmişte zaman zaman şüphelinin ikametine gittiği, 2026 yılı içerisinde aralarında meydana gelen tartışmalar nedeniyle 23.03.2026, 09.04.2026 ve 19.08.2026 tarihlerinde adli işlem tesis edildiği, ayrıca söz konusu süreçte bayan tarafından KADES ihbarında bulunulduğu ve şüpheli hakkında uzaklaştırma tedbiri uygulandığı, konunun gönül ilişkisi ve kıskançlık duygularına dayandığı, münferit bir eylemden ibaret olduğu ve ideolojik bir yönünün bulunmadığı değerlendirilmektedir. 19.08.2026 günü gözaltına alınan şüpheli, 20.08.2026 günü mevcutlu olarak çıkarıldığı adli makamlarca TUTUKLANMIŞTIR.
Önemli bir açıklama..
Alparslan Kuytul soruşturmasında dikkat çeken CİMER ayrıntısı… 6 BİN CİMER BAŞVURUSU! Soruşturma yalnızca bu başvurulara da dayanmıyor; müşteki ve tanık ifadeleri ile örgütün mali yapılanması ve faaliyetlerine ilişkin tespitler de dosyada yer alıyor. Bu tablo ortadayken, soruşturmanın Kuytul’un “soru-cevap faaliyetleri” nedeniyle yürütüldüğü ve “bunları bırakırsan dosya kapanır” denildiği iddiası bir dezenformasyon çalışmasından başka bir şey değil.
Türkiye tüm imkanlarıyla seni okutsun, doktor ol. Sonra video çekip ABD güzellemesi yap! Nereye gidersen git, ne para alacaksan al..Bize ne? Sıkıldık artık bu modellerden de bu muhabbetten. https://t.co/N1vMYf1RDG
Fenerbahçe maçının özetini izledim az önce.. Lukaku’yu bu halde almak çok büyük bir yanlış olmuş. Tamam büyük golcü ama çok ağır ve her an sakatlanacak gibi bir görüntüsü var.. Fenerbahçe yine net-yüzde yüz sağlam santraforu olmadan bir sezon geçirecek. Aman Talisca’yı satmayın.
15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün kendisini gizlemek ve varlığını sürdürmek için başvurduğu en önemli yöntem “renklendirme” oldu.. Örgüt, mensuplarını kimliklerini gizleyerek farklı dini, siyasi ve toplumsal yapılara yönlendiriyor ve bu yapıların içinde kamufle ediyor. Kuytul grubuna yönelik soruşturmada ortaya çıkan irtibat ağı bu açıdan son derece dikkat çekici. Grubun üst kademesinde görevli 9 ismin irtibatlarında, FETÖ/PDY kapsamında adli işlem görmüş veya müzahir kaydı bulunan 24 farklı isim tespit edilmiş. Toplam FETÖ bağlantılı irtibat kaydı 28. Daha çarpıcısı; halen firari olan 5 kritik sorumlunun tamamının irtibat ağında FETÖ/PDY bağlantılı isimler bulunuyor. “2. adam”, eğitim, muhasebe, teknik ekip ve kitabevi sorumluları… Bu tablo tek başına örgütsel bağın hukuki kanıtı değil; ama soruşturmanın ortaya çıkaracağı sonuç önemli. 15 Temmuz sonrasında FETÖ’nün uyguladığı “renklendirme” ve başka yapılara sızarak varlığını sürdürme stratejisi düşünüldüğünde, ortaya çıkan bu irtibat haritası kesinlikle sıradan görülemez. FETÖ’nün sadece kendi tabelası altında aranması, örgütün 15 Temmuz sonrasındaki dönüşümünü gözden kaçırmak demek.
@emirhan_bilim Kıt aklını yorma lütfen.. Okuduğunu anlamak herkesin başarabildiği bir şey değil..
Pazarlamada bazen en büyük başarı, herkesin beğenmesi değil; herkesin konuşmasıdır. Seda Sayan’ı bir eğitim platformunun reklam yüzü yapma fikri tam da bu açıdan çok başarılı bir pazarlama faaliyeti olmuş. Çünkü iyi reklam sadece ürünü anlatmaz; dikkat çeker, merak uyandırır, konuşturur ve akılda kalır. Seda Sayan toplumun hemen her kesiminin tanıdığı, yüksek bilinirliğe sahip bir isim. Reklam bugün tartışılıyorsa, sosyal medyada konuşuluyorsa ve markanın adını milyonlar duyduysa kampanya daha ilk aşamada amacına ulaşmış demektir. Gerisi boş sosyal medya hezeyanı..
Gazeteci Şevket Apuhan’dan çarpıcı Ankara iddiası: ▪️Belediye başkanları Mansur Yavaş’ın özel kalemine bile ulaşmıyor. ▪️Her derdi olan AK Parti Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan’ın kapısını çalıyor. ▪️Ankara’da belediye meclisini kaybedecekler.2 belediye daha AK Partiye geçecek. https://t.co/PWOQ4L1LnY

Seçim ayarlı provakatör… Netenyahu’nun saldırganlığının sebebi işte bu anketler.. Tarzan zorda.. Türkiye’yi provoke ederek 27 Ekim’deki seçimde oylarını attırmaya çalışıyor. İsrail'de hükümet kurmak için 61 sandalye kazanmak gerekiyor. Son 8 ankette de 61’i yakalayamadı. Türkiye ile gerilimi arttırmak ve “Erdoğan ile ben mücadele edebilirim” algısına oynuyor.
Alihan Kuriş suç örgütü soruştırmasında aranan kişilerin kaçış hazırlığında kullandığı 34 SL 313 plakalı aracın kaydı eski bakan İdris Naim Şahin üzerine. Bakanlığın - devletin aracı değil. Şirket aracı üzerinden kendisi şerh işlettirmiş. Biraz önce İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatı ile de araç üzerindeki şerh kaldırıldı.
Alihan Kuriş suç örgütüne mensup kişilerin kaçış hazırlığında kullandığı 34 SL 313 plakalı aracın kaydı eski bakan İdris Naim Şahin üzerine. Bakanlığın - devletin aracı değil. Şirket aracı üzerinden kendisi şerh işlettirmiş. Biraz önce İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatı ile de araç üzerindeki şerh kaldırıldı.
