
Av.Mahmut TANAL
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (193)
Akbelen davasında MAPEG yetkilisi, kamu yararını ve halkın hakkını değil, termik santral şirketini savunuyor. Üstelik şirketin kendi avukatından daha hararetli. Kamu görevlisinin görevi şirketin kârını değil; hukuku, doğayı ve halkın yaşam hakkını korumaktır.
Akbelen davasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı avukatı, “Biz kamuyuz” dedi. Bakanlık kamu idaresidir; ancak kamu yalnızca Bakanlık değildir. Akbelen köylüsü de kamudur. Şirketin kârı değil; toprağın, suyun, zeytinin ve yaşamın korunması gerçek kamu yararıdır.

AKBELEN’İN ANNESİ ADALETİ BEKLİYOR! Akbelen’den Danıştay 6. Dairesine gelen annemiz, duruşmayı büyük bir dikkatle izliyor. Toprağı, zeytini, suyu ve geleceği için hukuk devletine güvenmek istiyor. Kamu yararı şirketlerin kârı değil, halkın yaşam hakkıdır. Adalet, Akbelen’in hakkını ve annenin haklarını korumalıdır.
Danıştay 6. Dairesindeki duruşmada, davacı İkizköylü Ali İhsan Işık ve Av.İsmail Hakkı Atal vahim iddiaları dile getirdi: “Cami dinamitle yıkıldı. Caminin altında Roma, Bizans ve Karya dönemlerine ait, yaklaşık 6 bin yıllık arkeolojik buluntular ortaya çıktı. Alanın çevresi perdelerle kapatıldı. Bu eserlerin ne olduğunu ve bugün nerede bulunduğunu bilmiyoruz.” Bu beyanlar derhâl araştırılmalıdır. Arkeolojik buluntular kayıt altına alındı mı? Koruma kuruluna ve müze müdürlüğüne bildirildi mi? Eserler şimdi nerede? Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uygulandı mı? Akbelen’de yalnızca ağaçlar değil; tarihimiz, kültürümüz ve ortak hafızamız da tehdit altındadır. Hiçbir şirketin çıkarı, 6 bin yıllık kültürel mirasımızdan üstün değildir dediler.
Bugün dayanışma için, Akbelen köylüsüne destek olmak ve devam eden yargılamayı takip etmek üzere Danıştay’dayız. Köylünün yaşamı şirketlerin kazancına feda edilemez. Akbelen’i koruyun, köylünün sesini duyun! Kamu yararı; çiftçiyi, köylüyü, ormanı, zeytini ve yaşamı korumaktan geçer. Çünkü hiçbir hak, yaşam hakkının üzerinde değildir. Akbelen’de toprağını, zeytinini, ormanını ve yaşam alanını savunan köylülerimizin yanında olmaya; hukuki süreci ve davayı yakından takip etmeye devam edeceğiz. @ankahabera @halktvcomtr @szctelevizyonu @TvCumhuriyet @kararTV2017 @tele2haber @bizimtvcomtr @evrenselgzt @BirGun_TV #KamuYararıBiziz #Akbelen
Mahmut Tanal’dan Şanlıurfaspor İçin Destek Çağrısı https://t.co/QhFqrtyMgi
BASIN SUSTURULAMAZ. Evrensel Gazetesi’nin X hesabına “millî güvenlik” gerekçesiyle erişim engeli getirilmesi, halkın haber alma hakkına açık bir müdahaledir. Eleştirel gazeteciliği susturmak millî güvenlik değil, ifade ve basın özgürlüğü sorunudur. Anayasa’nın 26’ncı ve 28’inci maddeleri açıktır: Basın hürdür, sansür edilemez. Evrensel Gazetesi ve emekçileriyle dayanışma içindeyiz. Erişim engeli derhâl kaldırılmalıdır. Evrensel susmaz, gerçekler karartılamaz!.
BASIN SUSTURULAMAZ. Evrensel Gazetesi’nin X hesabına “millî güvenlik” gerekçesiyle erişim engeli getirilmesi, halkın haber alma hakkına açık bir müdahaledir. Eleştirel gazeteciliği susturmak millî güvenlik değil, ifade ve basın özgürlüğü sorunudur. Anayasa’nın 26’ncı ve 28’inci maddeleri açıktır: Basın hürdür, sansür edilemez. Evrensel Gazetesi ve emekçileriyle dayanışma içindeyiz. Erişim engeli derhâl kaldırılmalıdır. Evrensel susmaz, gerçekler karartılamaz!.
Biz köylülerin yanında, sesine ses olan sayın UMUT AKDOĞAN (@AKDOGANumut ) 'a dayanışması için gönülden teşekkür ederiz. Topraklarımız için adalet, Akbelen için adalet! #KamuYararıBiziz https://t.co/hPV6s2m2U0
ŞANLIURFASPOR HEPİMİZİNDİR. Şanlıurfaspor; siyasi partilerin, aşiretlerin ve kişisel hesapların üzerinde, bütün Şanlıurfa’nın ortak markasıdır. Şanlıurfaspor yöneticilerine, Büyükşehir Belediyesi ve Valilik dışında bazı belediye başkanlarının randevu dahi vermemesi şehrimiz adına üzücüdür. Şehrin takımını dinlemek bir lütuf değil, Şanlıurfa’ya karşı sorumluluktur. 5393 sayılı Belediye Kanunu, belediyelere sporu teşvik etme ve kulüplere yasal sınırlar içinde destek sağlama imkânı tanımaktadır. Belediyelerimiz bu imkânları şeffaf, adil ve kamu yararına uygun biçimde kullanmalıdır. Şanlıurfaspor’un resmî sponsoru ve sürekli geliri yoktur. Taşıma suyla değirmen dönmez! Bozova Çatak’ta çürümeye terk edilen büyük gemi bakanlık tarafından, donanımlı lokanta ve bungalovlar ile Halfeti’deki 31 yataklı otel ve lokanta; hukuki ve mali şartlar yerine getirilerek Şanlıurfaspor’a düzenli gelir sağlayacak şekilde Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsis edilmelidir. Bütün belediye başkanlarımıza ve Şanlıurfalı iş insanlarımıza çağrımdır: Kimseyi dışlamadan, hiçbir siyasi ayrım gözetmeden Şanlıurfaspor’un etrafında birleşelim. Sponsorluklarla ve kalıcı gelir kaynaklarıyla takımımıza omuz verelim. Şanlıurfaspor hepimizindir. Başarısı da Şanlıurfa’nın ortak gururu olacaktır. Bu takım hepimizin, bu arma Şanlıurfa’nındır.
Şanlıurfaspor’umuzun Adana Demirspor ile oynayacağı karşılaşmada üniversite öğrencilerimiz tribünlere ücretsiz girecek. Gençlerimizi futbolla, şehrimizle ve Şanlıurfaspor’umuzla buluşturan bu anlamlı kararı yürekten destekliyorum. Şanlıurfaspor yalnızca bir futbol kulübü değildir; bu şehrin ortak sevdası, gururu ve birleştirici gücüdür. Gençlerimizin tribünde olması takımımıza güç, Şanlıurfa’ya heyecan katacaktır. Bütün üniversiteli gençlerimize çağrımdır: Öğrenci kimliğinizi alın, tribündeki yerinizi alın. 11 Nisan Stadyumu’nu sarı-yeşile boyayalım, sesimizle takımımızın yanında olalım. 19 Eylül 2026 – Saat 19.00 Şanlıurfaspor–Adana Demirspor Haydi Şanlıurfa. Gençlik tribüne, Şanlıurfaspor zafere.
MERSİN MUT TOKİ ŞANTİYESİNDE EMEK GASPINA SON VERİN. Şanlıurfa’dan ekmek parası için Mersin Mut TOKİ şantiyesine giden işçilerimiz, taşeron firma tarafından ücretlerinin ve hak ettikleri alacakların ödenmediğini belirtiyor. İşçilerimiz, seslerini duyurabilmek ve alın terlerinin karşılığını alabilmek için şantiye binalarının çatısına çıkmış durumda. Yetkililere çağrımdır: Önce işçilerimizin can güvenliğini sağlayın. Ardından bütün ücret ve işçilik alacaklarını derhâl ödeyin. Tehdit ve baskı iddiaları hakkında soruşturma başlatın. İşçinin alın teri gasp edilemez. Hak arayan emekçi tehdit edilemez. Şanlıurfalı işçilerimiz sahipsiz değildir. Bu hukuksuzluğun sonuna kadar takipçisi olacağım.

Şanlıurfa/Haliliye’nin Sırrın bölgesindeki İmambakır Mahallesi Koç İlkokulunda öğrenci velilerine gönderilen mesajı aynen paylaşıyorum. Bir eğitim-öğretim yılı böyle mi başlar? Çocuklara söylenecek söz, “Öğretmenimiz yok, birkaç gün okula gelmeyin” midir? Okulların açılacağı tarih, öğrenci sayısı ve öğretmen ihtiyacı aylar öncesinden belliydi. Millî Eğitim Bakanlığı ve Şanlıurfa İl Millî Eğitim Müdürlüğü neden gerekli planlamayı yapmadı? Öğretmen açığının bedeli çocuklarımıza ödetilemez. Eksik öğretmenleri derhâl görevlendirin. Çocuklarımızın eğitim hakkını engellemeyin.
KONYA’DA BİR DOKUNDUK, BİN AH İŞİTTİK! @ankahabera @halktvcomtr @szctelevizyonu @TvCumhuriyet @kararTV2017 @tele2haber @bizimtvcomtr @evrenselgzt @BirGun_TV @avbulenttezcan @yukseltaskinn @nejat_turktas @yenipartiyiz @eczozgurozel https://t.co/wVUK69iGDg
Recep Tayyip Erdoğan’ın tek rakibi MİLLET’tir. Milletin tek adresi YENİ Partidir.

YENİ Parti Şanlıurfa Birecik İlçe Başkanımız Hasan Kurt’un ağabeyi Mehmet Kurt’u, tedavi gördüğü Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ziyaret ettim. Kendisine, kıymetli Başkanımız Hasan Kurt’a ve ailesine tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Mehmet Kurt’a Allah’tan acil şifalar diliyorum. En kısa sürede sağlığına kavuşmasını temenni ediyorum. @hasankurtt6363
OKULUN İLK GÜNÜNDE ÇOCUKLARIMIZ BUNU HAK ETMİYOR. Bugün eğitim-öğretim yılının ilk günü. Şanlıurfa Haliliye Dağeteği’ndeki Beyaz Kutu İlk ve Ortaokulu’nda çocuklarımızın karşılaştığı manzara ise utanç verici. Okulda şebeke suyu yok, kuyu suyu kullanılıyor. Elektrik kesildiğinde kuyu çalışmıyor; çocuklar lavaboları kullanamıyor. Üstelik okulda klima da yok. Şanlıurfa’nın sıcağında öğrenciler terden sırılsıklam olmuş durumda. Soruyorum: Çocuklarımızdan ders bekliyorsunuz ama onlara en temel insani ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir okul ortamı sağlayamıyorsunuz. Temiz ve sürekli su, hijyen, tuvalet, serin ve sağlıklı bir eğitim ortamı lüks değildir. Bunlar çocuğun temel hakkıdır! Anayasa’nın 42. maddesi eğitim hakkını güvence altına alıyor. 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu eğitimde fırsat ve imkân eşitliğini esas alıyor. Peki Şanlıurfa’daki çocuklarımız neden hâlâ en temel ihtiyaçlarla mücadele ediyor? Bir çocuğun okulunda su yoksa, elektrik kesildiğinde tuvaletini kullanamıyorsa ve Şanlıurfa sıcağında klimasız sınıfta terden sırılsıklam oluyorsa, burada eğitim sisteminin başarısından söz edemeyiz. Bugün okulun ilk günü. Çocuklarımızın heyecanla sınıfa girmesi gerekirken, biz hâlâ “Okulda su var mı, elektrik var mı, çocuklar tuvaleti kullanabilecek mi?” diye konuşuyorsak ortada ciddi bir yönetim ve planlama sorunu vardır. Şanlıurfa’nın çocukları üvey evlat değildir! Çocuklarımızın sağlığı, onuru ve geleceği için derhal çözüm istiyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı ve Şanlıurfa Valiliği başta olmak üzere ilgili tüm kurumları göreve çağırıyorum: Şebeke suyu sorununu çözün. Elektrik kesintilerinde su sisteminin çalışmasını sağlayın. Okulun hijyen koşullarını düzeltin. Sınıfları çocuklarımızın sağlığını tehdit etmeyecek hale getirin. Çünkü eğitim sadece “okullar açıldı” demek değildir. Çocukların insanca koşullarda eğitim görmesini sağlamaktır. Bugün ders zilinin çaldığı ilk gün. Şimdi soruyorum: Bu çocukların hakkını ne zaman vereceksiniz? #OkuldaSuYok
Akp milletvekilleri neden halkın karşısına çıkıp gençlerin karşısında açıkça soru almıyor? Biz Konya’da kafeye giriyoruz, gençlerin yanına oturuyoruz, kendimizi anlatıyoruz ve açıkça: Sorusu olan var mı? diye soruyoruz. Kimseyi zorlamıyoruz. Kimseye “Bizi alkışlayın” demiyoruz. Ama alkışlıyorlar… Çünkü biz sokaktan korkmuyoruz. Ama gençlerin neden suskun kaldığını da görmezden gelmiyoruz. Türkiye’de insanlar düşüncesini açıkça söylediğinde başına ne geleceğini düşünmek zorunda kalıyorsa, asıl sorgulanması gereken gençler değil, bu korku iklimidir. Akp milletvekilleri gece saatlerinde, haber vermeden bir kahvehaneye gidip gençlerin arasına karışabiliyor mu? Gidip: Ben Akp milletvekiliyim. Bana istediğiniz soruyu sorun. diyebiliyor mu? Eleştiri geldiğinde gençleri suçlamadan, vatandaşı küçümsemeden, kameraların önünde cevap verebiliyor mu? Biz yapıyoruz. Çünkü siyaset Ankara’daki makam odalarında değil, milletin arasında yapılır. Gençlerin “Nereden çıktı bu adam?” demesi bizi rahatsız etmez. Çünkü biz gençlerin karşısına çıkmaya, kendimizi anlatmaya ve onların sorularını dinlemeye devam edeceğiz. Şamil Bey, siz bizim Konya’da gençlerle konuşmamıza takılacağınıza, Akp’nin yıllardır iktidarda olmasına rağmen gençlerin neden gelecek kaygısı yaşadığını anlatın. Biz sokaktayız. Korkmadan, çekinmeden, vatandaşın gözünün içine bakarak konuşuyoruz. Siz de buyurun. Kameralar olmadan, korumalar olmadan, kürsü olmadan gençlerin arasına girin. O zaman kimin sokakla yüzleştiğini hep birlikte görürüz.
Akp milletvekilleri neden halkın karşısına çıkıp gençlerin karşısında açıkça soru almıyor? Biz Konya’da kafeye giriyoruz, gençlerin yanına oturuyoruz, kendimizi anlatıyoruz ve açıkça: Sorusu olan var mı? diye soruyoruz. Kimseyi zorlamıyoruz. Kimseye “Bizi alkışlayın” demiyoruz. Ama alkışlıyorlar… Çünkü biz sokaktan korkmuyoruz. Ama gençlerin neden suskun kaldığını da görmezden gelmiyoruz. Türkiye’de insanlar düşüncesini açıkça söylediğinde başına ne geleceğini düşünmek zorunda kalıyorsa, asıl sorgulanması gereken gençler değil, bu korku iklimidir. Akp milletvekilleri gece saatlerinde, haber vermeden bir kahvehaneye gidip gençlerin arasına karışabiliyor mu? Gidip: Ben Akp milletvekiliyim. Bana istediğiniz soruyu sorun. diyebiliyor mu? Eleştiri geldiğinde gençleri suçlamadan, vatandaşı küçümsemeden, kameraların önünde cevap verebiliyor mu? Biz yapıyoruz. Çünkü siyaset Ankara’daki makam odalarında değil, milletin arasında yapılır. Gençlerin “Nereden çıktı bu adam?” demesi bizi rahatsız etmez. Çünkü biz gençlerin karşısına çıkmaya, kendimizi anlatmaya ve onların sorularını dinlemeye devam edeceğiz. Şamil Bey, siz bizim Konya’da gençlerle konuşmamıza takılacağınıza, Akp’nin yıllardır iktidarda olmasına rağmen gençlerin neden gelecek kaygısı yaşadığını anlatın. Biz sokaktayız. Korkmadan, çekinmeden, vatandaşın gözünün içine bakarak konuşuyoruz. Siz de buyurun. Kameralar olmadan, korumalar olmadan, kürsü olmadan gençlerin arasına girin. O zaman kimin sokakla yüzleştiğini hep birlikte görürüz.
Yeni eğitim ve öğretim yılının; başta geleceğimizin teminatı öğrencilerimiz ve fedakâr öğretmenlerimiz olmak üzere velilerimize ve tüm eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum. Çocuklarımızın güvenle eğitim gördüğü, öğretmenlerimizin emeğinin karşılığını aldığı, fırsat eşitliğinin sağlandığı başarılı bir yıl olsun.