
Erkan BAŞ
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (16)
Ne yaşıyor olursak olalım, haksızlığa karşı etrafımızda iyi, güzel, doğru insanların olmasından daha önemli ne olabilir… Bugünler geçecek, şimdi sadece varolduğu için hedefe konulan, zulmedilen, gözaltına alınan tüm dostlarımızla birlikte eşit, adil ve huzurlu bir yaşamı kuracağız. Elbet kazanacağız, mutlaka kazanacağız…
Eşitsizlik ve adaletsizlik üzerine kurulmuş bir eğitim öğretim yılı daha… Bunca zorluğa rağmen kendisine bir gelecek inşa edebilmek ve ülkesine faydalı olmak için çabalayan tüm öğrencilerimize yürekten başarılar diliyorum. Bu yıl da her fırsatta iktidar eliyle eğitimin her geçen gün niteliksizleştirildiğini dile getireceğiz, ancak bir öğün yemek mücadelesi partimiz için bir seferberlik başlığıdır. Çünkü çocukların yeterli beslenememesi, Saray Türkiyesi'nin en vahim sonucudur. Bu sonuç siyasetin en acil gündemi haline gelene kadar kapı kapı gezerek, Meclis'te, mahkemede, sokakta sesimizi yükselteceğiz ve bu talebi kazanacağız.
Komedyeninden gazetecisine, işçisinden emeklisine, belediyesinden derneğine, şimdi de LGBTİ+ların insanca yaşama ve varolma mücadelesi yürüttüğü mecralara dönük saldırıların ortak noktası şudur: Yolunu Saray'la kesiştirmeyenleri yargıyla, sopayla, sansürle “terbiye etmek” istiyorlar. Ellerinde olsa "iktidara muhalif olma" suçunu yasalaştırıp rahatlayacaklar! Bu memleketin her bir yurttaşı, herkesi bağlayan bir hukuk ve karşılıklı saygı çerçevesinde eşit yaşam hakkına sahiptir. LGBTİ+ yurttaşlarımıza, onların derneklerine, demokratik kitle örgütlerine dönük saldırıları kabul etmiyoruz. Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalıdır, çünkü varolmak suç değildir!

Tam da Samsun’da direnen işçi kardeşlerimizle ilgili neler yapabileceğimizi konuşurken partili arkadaşlarımız hazırladığı bu videoyu yayınlamış. İşçiler ölünce değil, yaşarken de değerli olsun diye mücadele ediyoruz… Aylardır maaş alamadıkları için başlattıkları direnişi açlık greviyle sürdüren Samsun Atakum Belediyesi işçilerinin yanındayız. Onların talepleri talebimiz, mücadelesi mücadelemizdir. Tüm halkımıza işçilerle dayanışma çağrısında bulunuyorum.
Sonunda Üsküdar'ı da gasp etmeyi başardılar. 2024 Mart seçimlerinde 39 belediyenin sadece 13'ünü AKP kazanmıştı. Şimdi ikisi kayyum olmak üzere 22’sini yönetiyorlar. Bu belediyelere seçimle gelmiyorlar; hileyle, tehditle, yargı oyunlarıyla çöküyorlar! Bu belediyeleri en fazla birkaç yıllığına zorla yöneteceksiniz. Sonra ne olacak, size oy vermemiş -yine vermeyecek- olan halkı mı tutuklayacaksınız? Vatandaşı ikna odalarına mı alacaksınız? Daha da önemlisi, halk iradesini çalıp galibiyet pozu verirken ar damarınızı çatlatacak kadar iştahınızı kabartan nedir? Bu kadar yüzsüzlük karşılığında ne vadediliyor size? Çocuklarınızı komşularınızın yüzüne nasıl bakıyorsunuz ? Her şeyi geçtik, hiç aile terbiyesi de almadınız mı?
TBMM'de birlikte çalışma ve tanışma fırsatı bulduğum sevgili Selçuk Mızraklı'nın özgürlüğüne kavuşmasına çok sevindim. En başından beri siyasi bir tutsak olarak, AKP'nin yolsuzluklarını gözler önüne serdiği için cezaevindeydi. Tıpkı kendisi gibi doğruları uğruna bedel ödemeyi göze alan tüm siyasilerin özgür kalması dileğiyle, geçmiş olsun, hoş geldiniz @SelcukMizrakli
Müsabakayı büyük bir heyecanla izledim, artık başarıyı bizim için normalleştiren kadın milli voleybol takımımızı yürekten kutluyorum. Başarılarının devamını diliyorum.
“Sanki Süreyya Operası'nın önünden geçerken bir kalabalık görmüşüm, 'Ne eylemi acaba?' diye içlerine sokulmuşum ve eylem benim hakkımdaymış gibi bir gün… N'aber? Nasıl geçti haftanız? Ben bu hafta üç defa tutuklandım, hem de cezaevindeyken. Yani Karatepe'nin asi çocuğu, suç makinası, dehşet saçmaya devam ediyor! Onun dışında iyiyim, siz de iyi olun. Hepinize sevgiler, iyi ki varsınız."

Ratko Mladić bir kahraman değildir, Srebrenitsa’da binlerce Boşnak kardeşimize dönük soykırımın faillerindendir. Ölümünün ardından ona öyleymiş gibi muamele edilmesine razı değiliz! https://t.co/EE1cLrayuP

Bu sansür aklıma sevgili Ahmet Şık’ın kitabını getirdi. “İmamın Ordusu” basılmadan toplatılmaya çalışılmış, Ahmet tutuklanmış ama kitabın basılması ve okunması engellenememişti. Ahmet her zaman yaptığı gibi cesur bir gazetecilik tavrı göstermiş, o zamanlar anlattıklarını yalanlayanlar, daha sonra gerçekler birer birer ortaya çıktığında sessizliğe gömülmüştü. Baştan sona şaibeyle götürülen bir yargı sürecinde, Adalet Bakanı’nın açıkça kendisini hedef aldığı bir ortamda Ekrem İmamoğlu’nun da görüşlerini ve savunmasını yazma, yaygınlaştırma hakkı vardır. Bu iktidarın hakkı, hukuku çoktan terkettiğini biliyoruz ama baskı, sansür ve şiddet üzerine kurdukları bu düzeni nereye kadar sürdürebilecekler ki? Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacak; haklı olanlar, doğruda duranlar mutlaka kazanacak.
Sabah sendikal hakları için direnen Birleşik Metal-İş üyesi Panelsan işçisi arkadaşlarımızı ziyaret ettik, dayanışma duygularımızı ilettik. Ülkenin dört bir yanında iktidar gücünü arkasına alan patronların işçiyi köleleştirme girişimlerine karşı direnen tüm emekçilerin yanındayız, bu zorbalıklara teslim olmayacağız.
Bu ne iki yüzlülük! Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı yapılan görüşmede işçilere “tümüyle haklısınız” diyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, “işçinin hakkı patronun insafına bırakılamaz” diye açıklama yapıyor. Ey Mustafa Çiftçi, hani işçilerin haklarının ödeneceğinin garantörü sizdiniz? Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır’ı Soma’da, Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu’yu, sendika yöneticisi Eyüp Can’ı ve madenci kardeşlerim Kamil Tanrısever ile Bayram Özkiren’i eylem alanında yaka paça gözaltına alan emniyetten kim sorumlu? Siz, bir avuç para babasının “devletin gerçek sahibi biziz, bakanı da, bakan yardımcısını da, Cumhurbaşkanı Başdanışmanını da ciddiye almayız” demesinden hoşnut olabilirsiniz ama kendini bu devletin gerçek sahibi sananlarla hesaplaşacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Gözaltına alınan dostlarımızı da her bir maden işçisinin haklarını da teker teker alacağız!
Bu ne iki yüzlülük! Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı yapılan görüşmede işçilere “tümüyle haklısınız” diyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, “işçinin hakkı patronun insafına bırakılamaz” diye açıklama yapıyor. Ey Mustafa Çiftçi, hani işçilerin haklarının ödeneceğinin garantörü sizdiniz? Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır’ı Soma’da, Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu’yu, sendika yöneticisi Eyüp Can’ı ve madenci kardeşlerim Kamil Tanrısever ile Bayram Özkiren’i eylem alanında yaka paça gözaltına alan emniyetten kim sorumlu? Siz, bir avuç para babasının “devletin gerçek sahibi biziz, bakanı da, bakan yardımcısını da, Cumhurbaşkanı Başdanışmanını da ciddiye almayız” demesinden hoşnut olabilirsiniz ama kendini bu devletin gerçek sahibi sananlarla hesaplaşacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Göz altına alınan dostlarımızı da her bir maden işçisinin haklarını da teker teker alacağız!
AİHM’in Osman Kavala kararının önemli bir kısmını okudum, hukukçu arkadaşlarımızla üzerine bir ön değerlendirme de yaptık. Ne yazık ki bu karara sebep olan durum, memleket için bir utanç vesikasıdır. Bu kararın anlamı Osman Kavala ile ilgili yargılama adı verilen tüm sürecin hükümsüz olduğudur. Bu karar ortadayken tüm Gezi tutsakları için verilen kararların da hükümsüz olduğu açıktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin artık etkili bir hukuki mekanizma olmadığını, Silivri’de esir tutulan Hatay Milletvekilimiz Can Atalay ve Tayfun Kahraman örnekleri başta olmak üzere tüm Gezi tutsaklarını kapsayan diğer hukuki garabetleri de kanıt göstererek tane tane ortaya koyuyor. Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. AİHM kararlarının da Anayasa gereği uygulanması gerekir. Ama tüm bu açık hükümlere rağmen AYM kararlarını uygulamayan ve bu memleketi bu utanç vesikası karar ile karşı karşıya bırakanlar var. Osman Kavala derhal serbest bırakılmalı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Anayasa Mahkemesi kararları anayasal hükümler doğrultusunda derhal eksiksiz biçimde uygulanmalıdır.
Memleketin kaosu içinde sevgili Emrah (@EmrahKaracaytip ) ve yoldaşlarımızın gerçekleştirdiği Samandağ (@samandagbel ) mucizesini yeterince paylaşamıyoruz ama memleketin bir ucunda büyük imkansızlıklar içinde ilmek ilmek binbir emekle yeniden kurulan bir yaşam olduğunu bilmenizi isterim.
Yoğun bir mesai sürecini dün akşam tamamladık. Yaptığımız tartışmaların olumlu sonuçlarını yakında tüm Türkiye görecek ama hislerimi o zamana kadar gizleyemeyeceğim için, biraz rutin dışına çıkıp burada içimden geldiği gibi yazmak istedim. Son 4 günde iki ayrı kampta, yüzlerce parti yöneticimiz ve kadromuzla bir aradaydık. Önce genç kadrolarımızla; ardından Genel Merkez yöneticilerimiz, il başkanlarımız, sendikalarda, kitle örgütlerinde ve farklı mücadele örgütlerinde sorumluluk üstlenen yoldaşlarımızla aralıksız bir mesai yürüttük. Her gün 14-15 saati bulan yoğun toplantılarda dünyaya, ülkemize, partimize ve güncel mücadele başlıklarına dair değerlendirmeler yaptık. Sunumlar dinledik, notlar aldık, gerçek tartışmalar yaptık. Görev ve sorumluluklarımızı netleştirdik, hedeflerimizi somutlaştırdık. Sadece iddialarımızı değil; eksiklerimizi ve hatalarımızı da cesurca ortaya koyduk. Zaten öyle düşünüyordum ama artık eminim: Bu memleketi patronların, tarikatların ve Saray’ın insafına teslim etmeyecek muazzam bir insan kaynağımız var. Aklıyla, yüreğiyle, bileğiyle gözünü kırpmadan, en küçük bir kişisel hesap gütmeden bu kavgaya giren binlerce yoldaşlarımız var. Şansımız mı demeliyim, en büyük zenginliğimiz mi bilmiyorum. TİP denince pek çoğumuzun aklına üç-beş kişinin yüzü geliyor olabilir. Bunun Türkiye’de siyaseti yalnızca tek yönlü bir temsil ilişkisine indirgeyen düzenle de kuşkusuz alakası var. Ancak şunu gururla söylüyorum: Adını ve yüzünü bilmediğiniz on binlerin yarattığı Türkiye İşçi Partisi, kuruluşunun 10. yıl dönümüne yaklaşırken memleketin tarihinde yerini alacak bir büyük “İsimsizler Hareketi” haline geliyor. Sabahın kör ayazında direksiyon sallayan şoförler; market reyonlarında gençliğini bırakan, gece yarısı sağanağın altında sipariş yetiştiren motokuryeler; hastane koridorlarında nefes nefese koşturan hemşireler, hekimler, hasta bakıcılar; çocukların gözlerine umutla bakan öğretmenler; yerin yedi kat dibinde kömür kazıyan, sokaklarda tesisat çukurlarında ter akıtan işçiler; banka gişelerinde, çağrı merkezlerinde hayatı öğütülen büro emekçileri; fabrikalarda vardiyadan vardiyaya koşturanlar… İsimlerini bilmeseniz de hayatın her anında yanı başımızda olan yoldaşlarımız, bu hareketin isimsiz kahramanları, partimizin mihenk taşı, geleceğimizin kurucularıdır. Bugünlerin pek çok insanın canını sıktığını, moralini bozduğunu; halkımızın hayat pahalılığı, güvencesizlik ve geleceksizlik cenderesinde neler yaşadığını çok iyi biliyoruz. Muhalefetin içinde bulunduğu sıkışma hali ve nefes darlığı nedeniyle de kendini çaresiz, umutsuz hisseden milyonlarca yurttaşımızı görüyoruz. Ama gelin biz umuda bakalım: Direnenlere, teslim olmayanlara, yenilgiyi tatsa da yılgınlığın kapısının önünden bile geçmeyenlere! Türkiye siyasetinde hepi topu 9-10 yıllık bir geçmişe acıyı, sevinci, hataları ve başarıları sığdırdık. Ama kendimize sermayenin, karanlık odakların, yılgınlığın lekesini bile sürdürmedik. Bize güvenip yola çıkanları kimi zaman üzdük ama asla yarı yolda bırakmadık, utandırmadık, başını öne eğdirmedik. Yol yürüdükçe öğreniliyor; hata ettiğimiz, yanlış yaptığımız olmuştur ama ihanet ve teslimiyet bizim sokağımızdan bile geçmemiştir. Bugün bu kararlı yürüyüşü sürdürürken daha fazla isimsize ihtiyacımız var. Çünkü her sabaha Türkiye’de emekçilerin iktidarını kurma hedefiyle uyananların, sınıfının muazzam kuvvetini siyasi bir iradeye dönüştürmek için daha da kalabalıklaşması gerekiyor. Daha fazla imkana, kadroya, o kadroları mümkün kılacak siyasete… Halkımız devrimcilere güvensin; çünkü biz tertemiz duygularla memleketin eşitlik ve özgürlük kavgasına baş koyduk. Dünden daha büyük bir özgüvenle şu çağrıyı yapıyorum: Karşı-devrime direnmek, bu ablukayı dağıtmak ve halkın kendi kaderini kendi ellerine alacağı yolu açmak için bu kavgaya omuz verin. Biz hazırız, kararlıyız; inadımız da irademiz de her zamankinden daha güçlü… Başladığımız işi bitireceğiz! 🚩 https://t.co/BIeBYe3TSo