
Tuncer BAKIRHAN
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (32)
Barış Annelerinin de Cumartesi Annelerinin de Şehit ve Gazi ailelerinin acılarını da paylaşıyoruz. Trabzon’un acısı da Siirt’in acısı da Urfa’nın acısı da eşittir, birdir. Acının şehri, kimliği, tarafı olamaz. https://t.co/Qkir1RX7iz
Yeni Özgür Politika Gazetesi’nin gündeme ve 6 Eylül’de gerçekleştireceğimiz kongreye ilişkin sorularını yanıtladım.

Ji ber wefata Mehdî Zana gelek xemgîn im. Serê malbatê, heval û hogiran sax be. Mehdî Zana têkoşerê demên herî zor û zehmet bû. Ji bo doza gelê xwe berdêlên giran da, jiyana xwe di vê rêyê de derbas kir. Cihê wî bihuşta nûranî be. Diyarbakır eski Belediye Başkanı, Kürt siyasetinin değerli isimlerinden Mehdi Zana’yı tedavi gördüğü hastanede ziyaret etmiş, bir an önce sağlığına kavuşmasını ve yeniden aramızda olmasını dilemiştik. Ne yazık ki bugün acı haberini aldık. Mehdi Zana, Kürt siyasi tarihinin en zorlu dönemlerinde mücadele etmiş, inandığı değerler uğruna ağır bedeller ödemiş bir isimdi. Başta ailesi ve yakınları olmak üzere, tüm sevenlerine ve Kürt halkına başsağlığı diliyorum.

Urfa’da Barış ve Demokratik Toplum buluşmalarımız kapsamında halkımızla bir araya geldik. Urfa’nın Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla ve tüm halkları ve inançlarıyla bu sürece desteği tamdır. Şimdi Barış ve Demokratik Toplum sürecini, Türkiye’nin demokratik geleceğini kuracak güçlü bir zemine taşıma zamanıdır. Kapılarımızı daha fazla açacak; kadınlara, gençlere, emekçilere ve toplumun tüm kesimlerine ulaşacağız. Hedefimiz yalnızca büyümek değil; Türkiye’nin demokratik geleceğinde kurucu bir güç olmaktır. Urfa’nın da bu sürece büyük katkılar sunacağına inanıyorum.

Vedat Türkali; “Barıştan başka çaremiz yok” derken, yalnızca bir temenniyi değil, halkların ortak geleceğine dair güçlü bir iradeyi dile getirdi. Vedat Türkali’nin yıllar önce söylediği bu söz, bugün de barış ve demokratik toplum mücadelemizin temel hakikatlerinden birini anlatıyor. Barıştan ve demokrasiden hiç vazgeçmeyen Vedat Türkali’yi ölüm yıl dönümünde sevgi, saygı ve özlemle anıyorum. Türkali’nin cesareti ve barış ısrarı; demokratik toplum ve barış mücadelemizde yaşamaya devam edecek.
Bir televizyon kanalında Arap Alevilere yönelik “hepsi kurşuna dizilse yeridir” diyen şahsı ve zihniyetini kınıyorum. Şahıs hakkında derhal soruşturma açılması çağrısında bulunuyorum. Soykırım arzusu taşıyan bu ırkçılığa hep birlikte dur dememiz gerekiyor. Bu dil ve zihniyet birlikte yaşam umudunun en büyük düşmanıdır. Bu vesileyle medya kuruluşlarına yayın politikaları, içerikler ve katılımcılarıyla ilgili politikalarını gözden geçirme çağrısı yapıyorum. Arap Alevileri başta olmak üzere ırkçılığın hedefi olan, ezilen her kimlik ve inancın yanında olmaya devam edeceğiz.

İstanbul’da halkımızla bir araya geldik. Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan acıları, taziyeleri paylaştık; Edirne’deki acı da bizim, Hakkari’deki acı da bizim dedik. Bu sürecin en büyük kazanımı, iki yıldır hiçbir annenin evladını bu topraklarda yitirmemesidir. Çerçeve yasa, Kürt meselesini şiddet ve inkar zemininden hukuk ve siyaset zeminine taşıyan bir adımdır. Yolun başındayız ama geri dönüş yok. Servis edilen metinlerle sabotaj yapmak isteyenlere, barış karşıtlarına rağmen bu süreci kararlılıkla sahiplenerek yürüteceğiz.

Yeni yayın hayatına başlayan, Alevilerin hak ve hakikat mücadelesine önemli katkılar sunacağına inandığımız Sercem TV’yi ziyaret ettik. Alevi toplumunun sesi, sözü ve hakikat arayışının görünür kılınması açısından kıymetli bir yayıncılık anlayışı ortaya koyacaklarına inanıyoruz. Başta basın emekçileri olmak üzere tüm Sercem TV ailesine yayın hayatlarında başarılar diliyor, çalışmalarının hayırlı olmasını temenni ediyoruz.
Zonguldak ve Düzce’de mevsimlik fındık işçisi olarak çalışan Kürt yurttaşlarımıza yönelik ırkçı saldırıları kınıyorum. Aralarında çocukların da bulunduğu mevsimlik tarım işçilerinin kimlikleri nedeniyle hedef alınması, tehdit edilmesi ve şiddete maruz bırakılması asla kabul edilemez. Yetkili makamları, saldırıların tüm boyutlarıyla soruşturulması, sorumluların hukuk önünde hesap vermesi ve mevsimlik işçilerin can güvenliğinin derhal sağlanması için gerekli adımları atmaya çağırıyorum.
Diyarbakır eski Belediye Başkanı, Kürt siyasetinin değerli isimlerinden Mehdi Zana’yı tedavi gördüğü hastanede ziyaret ettik. Sağlık durumu hakkında bilgi aldık. Mehdi Zana, Kürt siyasi tarihinin en zorlu dönemlerinde mücadele etmiş, bedel ödemiş bir isimdir. En kısa zamanda sağlığına kavuşmasını ve yeniden aramızda olmasını temenni ediyorum. Sayın Zana’ya acil şifalar diliyorum.
Bölgedeki gelişmeler ile Türkiye’deki Barış ve Demokratik Toplum sürecini Rudaw’a değerlendirdim. 📍 Bu ülkede kimse öbürünün kaygısını ve acısını hafife alma lüksüne sahip değil. 📍İktidara düşen, barışı kalıcı kılacak siyasal iklimi oluşturmak ve üzerine düşen adımları zamanında atmaktır. 📍Muhalefete düşen, barışı ve demokrasiyi birbirinin ön koşulu saymaktan vazgeçmesidir. 📍Bizler de kurucu bir akılla hareket etmek zorundayız. 📍Sayın Öcalan’ın rolünü oynayabileceği bir Barış ve Siyasallaşma Kurulu bir an önce kurulmalı. Sayın Öcalan’ın gerçek anlamda devrede olabilmesinin yolu budur. 📍Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin rolü tali değil, çok önemlidir. 📍Suriye’de Kürtlerin haklarını kazanması Türkiye tarafından da desteklenmelidir. 📍İran, kendi topraklarında yaşayan Kürtler başta olmak üzere farklı halkların, farklı inançların demokratik haklarını tanımalı. 📍Ulusal birlik, herkesin aynı düşünmesi değil, farklı düşünenlerin ortak meselelerde birlikte davranabilmesidir. 📍Kürtlerin kendi arasındaki birlik ve huzur bölgedeki istikrarı güçlendirir. Bu, herkesin kazanacağı bir zemindir. 📍6 Eylül’de kongre yapacağız. 7 Eylül’den itibaren büyük bir dönüşüm kongresinin hazırlığını yapacağız. Eskisi gibi devam edemeyiz, yeni bir dil ve yeni bir yol lazım.

10 yıl önce, bugün… İnsanların en mutlu anında, karanlık IŞİD örgütü bir Kürt düğününü kana buladı, düğün evini cenaze evine çevirdi. Beybahçe Katliamı’nda 40’ı çocuk olmak üzere 56 yurttaşımız hayatını kaybetti. Aradan 10 yıl geçti; ancak adalet hâlâ yerini bulmadı, katliamın tüm sorumluları ortaya çıkarılmadı. Beybahçe Katliamı’nı bir kez daha lanetliyor, hayatını kaybedenleri saygıyla anıyor; ailelerinin ve yakınlarının acısını paylaşıyorum. Bu katliamla yüzleşmek, yalnızca geçmişin hesabını sormak değil; hakikat, adalet ve gerçek bir barışın yolunu açmaktır.