
Ümit Özdağ
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (173)
Yıllarca PKK terör örgütüyle mücadele etmiş, bacaklarını, kollarını, gözlerini, iç organlarını vermiş gazilerimize Ankara'da yaşatılanlar çerçevesinde gündeme getirmek istiyorum. Dün sabah bir şafak operasyonuyla Güvenpark'tan çıkartıldılar, Gazi Uyum Evine götürüldüler. Oradan İçişleri Bakanlığı'na gitmek isteyince Bilkent’te yolları polis tarafından kesildi. Saatlerce bacakları ellerinde, asfaltın üzerinde beklediler. Akşam, Genel Başkan Yardımcımız, Emekli Kurmay Albay Sayın Fikret Bayır'ın, Genel Başkan Yardımcımız Gazi Emniyet Müdürü Fatih Eryılmaz’ın da girişimleriyle ve ikna çabalarıyla, Gazi Uyum Evine geri döndüler. Önce içeriye alınmayacaklarına dair ifadeler kullanıldı. Yine Fikret Bey'in girişimleri ve görüşmeleri sonunda Millî Savunma Bakanlığı, gazilerimizin orada geceyi geçireceklerini ifade etti. Ama sorun çözülmedi. Bu insanların sorununu çözmek zorundasınız. PKK'lıları hapishanelerden serbest bırakırken gazileri yerlerde süründüremezsiniz.
Zafer Partisi Atatürk’ün emaneti olan Türkiye Cumhuriyetini tavizsiz savunma mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.@zaferpartisi
Bugün bu basın toplantısına gelirken Sözcü gazetesine yeni girmiş bir haberi gördüm ve okudum. DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Faik Öztürk ve Öcalan'la hapis yatan Veysi Aktaş, Taksim'de bir otelde basın mensuplarıyla bir toplantı yapmışlar ve bu açıklamalar çerçevesinde DEM Partililer, Öcalan'a verilecek görevi duyurmuşlar. Öcalan, bu yasada bahsi geçen iki komisyondan birisinin alt komisyonunda görev yapacakmış. O komisyonun başkanlığını yapacak anlaşılan. Evet, nihayet Bahçeli'nin çok istediği şey oldu ve Abdullah Öcalan'a bir statü bulundu.
Nasıl olur Suriye’yi fethetmedik mi? @zaferpartisi
Milli Eğitim Bakanlığı bir genelge yayınlamış. "Bu genelgede, Türkiye Yüzyılı vizyonu ve devletimizin hedefleri doğrultusunda, Gazi Meclisimizin ortak iradesiyle kabul edilen 'Millî Dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanunla ortaya konulan millî duruş…" Sayın yetkililer, Sayın Bakan, yasa bu. Çocuklara bu yasayı niye öğretiyorsunuz? Bu yasa PKK affı yasası. Bakın, maddelere bakalım. Birinci madde, 'Bu kanunda geçen örgüt, PKK, KCK terör örgütünü ve bağlı bütün oluşumlarını, kurul bu kanunun yedinci maddesi uyarınca oluşturulacak kurulu ifade eder' diye devam ediyor. İnanılır gibi değil. Ne yaptığınızın farkında mısınız? Atatürk'ü unutturmak için elinden geleni yapan Milli Eğitim Bakanlığı, İstiklal Harbi'nin, Kurtuluş Savaşı'nın adını bile yasaklayan bakanlık, şimdi bizi burada Atatürk'e dayanarak diyor ki: 'Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, gerektiğinde vatan için tek bir kişi gibi, tek vücut olmuş olmak lazım, azim ve kararlılıkla çalışmasını bilen bir millet elbette büyük geleceğe layık ve aday olan bir millettir sözleriyle temeli atılan maarif vekâletinin’. Evet, maarif vekâletinin temeli bu düşünceyle atıldı. Ama bugün gelmiş olduğu noktada bu düşünceden tamamen koptuğu, tarikat ve cemaatlerin denetimine girdiği, millî eğitimi terk ettiği açık bir gerçektir.
Zafer Partisi Ağustos 2021’de kurulduğu günden bu yana Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların vatanlarına dönmesi gerektiğini savundu. Biz bu savunmayı yaptığımız için Arap düşmanı olmakla, ırkçı olmakla suçlandık. 'Suriyelileri ateşin içine mi atacaksınız?' diye sürekli bizi suçladılar. Bugün savaşın bitmesinin üzerinden epey zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ milyonlarca Suriyeli Türkiye'de. Ve 6 Haziran'da Türkiye'nin Şam Büyükelçisi, Türkiye'deki Suriyelilerin artık dönmeyeceğini ve Türkiye'ye entegre edileceğini söyledi. Bunu hemen takip eden günlerde İçişleri Bakanı, Suriyelilerin artık işe girmek için izin almayacağını söyledi ve arkasından o da Suriyelilerin Türk toplumuna entegre edileceğini söyledi. Entegre etmek, vatandaşlık vermek demektir. Gördünüz mü? Size yalan söylendi. Türk milletine yalan söylendi.
İdlib'de Ebu Zuhur Hava Üssü, İsrail uçakları tarafından sekiz kez vuruldu. Burası Türkiye'ye kuş uçuşu 70 kilometre uzaklıkta. Eğer bir savaş uçağını kullanıyorsanız 70 kilometreyi üç dakikada kaydedersiniz. Yani Türkiye'ye üç dakika uzaklığa kadar İsrail uçaklarının geldiğini, fütursuzca bombardıman yaptığını ve bu bombardımandan sonra İsrail Başbakanı Netanyahu'nun 'Türkiye'ye önce uyarı yolladık, anlamayınca bombaladık' dediğini görüyoruz. İsrail Hava Kuvvetleri, sistematik bir bombardımanla Suriye'nin bütün limanlarını, bütün hava kuvvetlerini, bütün cephaneliklerini havaya uçurarak Suriye ordusunu veya o ordudan geriye kalanları ve HTŞ’nin oluşturduğu yapıyı adeta bir Kalaşnikof ordusuna dönüştürdü. Piyade tüfeklerinden başka bir şey olmayan. Ve sonra Golan'daki su kaynaklarını işgal etti. Güneyde Dürzi bölgesinde istediği gibi hareket ediyor. Desteklediği PKK'ya özerk bölge oluşturulmasında ciddi girişimleri oldu. 2025'te Türkiye'nin Palmyra'da üslenmeyi düşündüğü, İHA ve SİHA yerleştirmeyi düşündüğü üssü bombaladı. Ve burada AK Parti geri adım attı. Ve şimdi Türkiye'ye kuş uçuşu 70 kilometre olan, üç dakikalık uçuş mesafesinde olan bir yeri bombalıyor ve Türkiye'ye mesaj veriyor. Açık açık tehdit ediyor. 'Buralarda uçamazsın' diyor. Ve Suriye'de insani amaçla köprü yapan Türk istihkâm birliklerinin üzerinde İsrail F-35'leri uçuyor. Birliklerimiz aşağıda hava koruması olmadan iş yapıyorlar. Ve İsrail, Suriye hava sahasını dilediği gibi kullanıyor. Buradan İran'a yapılan saldırıları gerçekleştirdi ve artık bu ülkenin topraklarını da sadece kendi etki alanı olarak görüp Türkiye'nin kendi sınır bölgesinde, Suriye sınır bölgesinde dahi etkin olamayacağını söylüyor. Evet, bu Netanyahu'nun saldırgan faşist politikalarına karşı Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan çok sert bir kınama gelmiş. Herhalde buna Netanyahu çok gülmüştür. Çok gülmüştür. Gülmekten belki ölür de Netanyahu'dan kurtuluruz. Politikanız bu mu? İsrail'in Suriye'de gerçekleştirdiği bu stratejik hamlelere ve tehditlere vereceğimiz cevap sadece Dışişleri Bakanlığı'nın bu açıklamasıyla mı sınırlı kalacak? Bunu merakla izliyoruz.
Zafer Partisi Genel Merkezi'nde düzenlediğimiz Türk Milleti Toplantısı'nda Gündemi Değerlendiriyorum. https://t.co/gpxOWgOidZ

Kıymetli Sincanlılar, Bugün (20 Ağustos Perşembe) gün boyu sizlerle bir arada olacağım. 14.00 - Sincan Şoförler Odası Ziyareti 14.30 - Esnaf Ziyareti (Atatürk Cad. - Merkez Dolmuş Durağı - Lale Cad. - Vatan Cad. - Ankara Cad. ) https://t.co/kSzeZ45h6j
İşte O Gazilerimizin Hikayeleri.... https://t.co/A2V7pgUJQZ
Hasan Hoca çok rahatsızlık vermiş anlaşılan …x hesabı ele geçirilmiş. Uluslararası ilişkiler ile ilgili sağlıklı yorumlarını dinlemek için yeni hesabımı takip edin.
Yapılan görüşmelerden sonra gazilerimizin rehabilitasyon merkezine alınması kabul edilmiş. Bazı gazilerimizde bir başka askeri sağlık tesisinde geceleyecek. Aklı selim hakim oldu.
Bilkent’te polis tarafından muhasara altına alınarak İçişleri Bakanlığına gitmeleri engellenen Gazilerimiz eylemi sonlandırarak rehabilitasyon evine dönme kararı aldılar. Ancak ne yazık ki, Milli Savunma Bakanlığı Gazilerimizin rehabilitasyon evine alınmasını yasaklamış. Güven Park’a İçişleri Bakanlığı sokmuyor. Rehabilitasyon evine Milli Savunma Bakanlığı. Gazilere bir yer gösterin. Aşağıdaki videoda Güven Park’a ve rehabilitasyon evine alınmayan bir bacağı olmayan gazimizin vücudunu görüyorsunuz. @zaferpartisi @tcsavunma @TC_icisleri
İçişleri Bakanı ile bir telefon görüşmesi yaptım ve kendisine; gazilerimizi İçişleri Bakanlığı'na davet edip bir kahve ikram etmesi konusunda ricada bulundum. Bu insanları geri çevirmeniz, yollarından döndürmeniz mümkün değil. Burada ortaya çıkacak manzaralardan Türkiye'nin bir fayda görmesi mümkün de değil. 'Arkadaşlarımızı davet edin ve görüşün,' dedim. Dört defa görüştüğünü ifade etti. Ben de 'Bir defa daha görüşün, bir defa daha davet edin,' dedim ve 'Düşüneceğim,' dedi. Anlaşılan şu ana kadar düşündü mü, düşünmedi mi, sonuçlandırdı mı, sonuçlandırmadı mı bilmiyorum ama ortaya çıkan manzara ne yazık ki bu işi polisiye tedbirlerle bitirme niyetinde oldukları doğrultusunda. Bu insanlara gösterilen bu şefkatsizlik hayret verici bir şey. Bu insanlar Türkiye'nin birliği, devletin dirliği için savaşmış, terörle mücadele etmiş, vurulmuş, gazi olmuş, uzuvlarını kaybetmiş insanlar. Bu insanları yıldırmanızın mümkün olmadığını son 37 günde yaşananlardan görmüş olmanız lazım. Ama hâlâ ısrarla sanki geri adım atacaklarmış gibi davranıyorlar ve yok saymaya devam ediyorlar. Bunun Türkiye'ye bir hayrı yok. Bu insanlar geri adım atmayacaklar.
Sayın Bakan, Gazilerimizi İçişleri Bakanlığı'na davet edin ve gönüllerini alın. Hangi yasa, gazilerimizin basın açıklaması yapmasını engeller? Bu Gaziler hepimizin evladı... https://t.co/8ezY8zjmy1
Gazilerimiz Bilkent’ten sesleniyor https://t.co/TMMNbccLxb
Gaziler Bilkent’te polis çemberi içinde konuşuyorlar. Sayın İçişleri Bakanı gazilerimize bir kahve ikram edin. Yoksa gazileri polis sürükleyerek kaldırmak zorunda kalacak. @zaferpartisi @TC_icisleri https://t.co/zirqzSwk8l
37 günden bu yana Güvenpark'ta onur haklarını isteyen gazilerimiz, bu sabah 05.00 sularında 500 polis eşliğinde Güvenpark'tan çıkarılarak rehabilitasyon merkezine götürüldü. Daha sonra İçişleri Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak isteyen gazilerimiz burada da engellendi. Bu Gazilerimizden neden bu kadar korkuyorsunuz? Bu insanlar hayatlarını devlet ve millet yaşasın diye verdiler. Kollarını, bacaklarını verdiler. Onların bir basın açıklaması yapmasını neden engelliyorsunuz?
@milliyetciFB Varol Fenerbahçe varolun Ne mutlu Türk’üm diyen bütün takımlar
Gazilerimizin Bilkent’te yaptığı açıklama https://t.co/Uefw2lADIK