
Zafer Şahin
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (199)
Herkes bana “Bankamatik faresi” lakaplı Arif Kocabıyık’ın bir TIR dorsesinde yurt dışına kaçarken yakalandığı anın videosunu atıyor… Düşene vurulmaz. Oh olsun falan da demiyorum. Sadece onun adına değil ama ailesi adına üzüldüm. Arkadaşlar bu insan kelli felli siyasetçiler tarafından yoğun şekilde kullanıldı. 6 ‘lı masa günlerinin sokağı sosyal medyadan kaşımak için sahaya sürülmüş onlarca sokak röportajcısından biriydi. Cehaleti, o cehaletin verdiği saldırganlığıyla herkese fütursuzca ve hiçbir seviye kaygısı taşımadan saldırdı. Saldırması için anlı şanlı belediye başkanlarının çok önemli basın danışmanları tarafından fonlandı. O kadar cahildi ki, herkesle mahkemelik oldu. İyi Parti’den vekil olmak istedi. Çünkü açılan davalardan kurtulma şansı kalmamıştı.Tabii ki yapmadılar. Bir süre sonra o çok güvendiği, sık sık resim çektirdiği genel başkanlar, parti yöneticileri , basın danışmanları telefonlarını açmaz oldu. Çünkü o artık kullanım ömrü dolmuş, mesafe konulması gereken biriydi. Bu insanı bu hale getiren ve kullanıp atan siyasetçiler, basın danışmanları asıl suçlulardır. Arif Kocabıyık onlardan daha masumdur. Allah yardımcısı olsun. Not: Dünyanın hiçbir yerinde eline mikrofon alıp sokak röportajcısı adıyla milleti birbirine düşüren tiplere izin verilmez. Bizde niyeyse göz yumuldu yıllardır.
Herkes bana “Bankamatik faresi” lakaplı Arif Kocabıyık’ın bir TIR dorsesinde yurt dışına kaçarken yakalandığı anın videosunu atıyor… Düşene vurulmaz. Oh olsun falan da demiyorum. Sadece onun adına değil ama ailesi adına üzüldüm. Arkadaşlar bu insan kelli felli siyasetçiler tarafından yoğun şekilde kullanıldı. 6 ‘lı masa günlerinin sokağı sosyal medyadan kaşımak için sahaya sürülmüş onlarca sokak röpartajcısından biriydi. Cehaleti, o cehaletin verdiği saldırganlığıyla herkese fütursuzca ve hiçbir seviye kaygısı taşımadan saldırdı. Saldırması için anlı şanlı belediye başkanlarının çok önemli basın danışmanları tarafından fonlandı. O kadar cahildi ki, herkesle mahkemelik oldu. İyi Parti’den vekil olmak istedi. Çünkü açılan davalardan kurtulma şansı kalmamıştı.Tabii ki yapmadılar. Bir süre sonra o çok güvendiği, sık sık resim çektirdiği genel başkanlar, parti yöneticileri , basın danışmanları telefonlarını açmaz oldu. Çünkü o artık kullanım ömrü dolmuş, mesafe konulması gereken biriydi. Bu insanı bu hale getiren ve kullanıp atan siyasetçiler, basın danışmanları asıl suçlulardır. Arif Kocabıyık onlardan daha masumdur. Allah yardımcısı olsun. Not: Dünyanın hiçbir yerinde eline mikrofon alıp sokak röportajcısı adıyla milleti birbirine düşüren tiplere izin verilmez. Bizde niyeyse göz yumuldu yıllardır.
@Karcos157 Ben kimseyi desteklemiyorum. Fikrimi yazdım

Kemal Öztürk tecrübeli bir gazeteci… Önemli bürokratik görevlerde de bulundu. Kötü niyetle o sözleri ettiğine inanmıyorum… Ekranda sıkça yaşanan “Sözün şehvetine kapılma” duygusuna yenik düşmüş… TV ekranında olmak, konuşmak öyle dışardan göründüğü gibi basit bir iş değil.. 80 tane dengeyi gözetecek, ağzından çıkan her cümleyi tartarak hareket edeceksin. Ve bunu Türkiye seni canlı izlerken yapacaksın.. En önemlisi… Bu ülkede insanların dini, mezhebi, etnik kökeni üzerinden TV programlarında argüman üretmeyeceksin. Üretirsen yol kazası yaparsın.
▪️”Haksız yere ihraç edildim” diyen eski hâkim Sidar Demiroğlu’nun HSK dosyasında neler var? Sosyal medyada meslekten çıkarılmasını “haksızlık” olarak nitelendiren eski hâkim Sidar Demiroğlu hakkında HSK dosyasına yansıyan çok sayıda iddia bulunuyor. HSK Başmüfettişliği, 17 ayrı eylemi inceledi. 1-Tartışmalı tahliye kararları Demiroğlu’nun İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hâkimi olduğu dönemde, uyuşturucu ve silah ticareti, yağma, yasa dışı bahis ve kasten öldürmeye teşebbüs gibi suçlardan tutuklanan bazı şüpheliler hakkında tahliye veya adli kontrol kararları verdiği belirtildi. 2-HSK raporuna göre tahliye edilen Ramazan Kentaç, Mesut Doğru, Hakan Bal ve Atila Yıldırım daha sonra yakalanamadı. Bu kişiler hakkında yeniden yakalama kararları çıkarılırken, kararlar “suçluyu kayırma” iddiası kapsamında da değerlendirildi. 3-Mehmet Fatih Boğa hakkında ise üç kez kasten öldürmeye teşebbüs suçundan iddianame düzenlenmesine rağmen, dosya henüz ağır ceza mahkemesince değerlendirilmeden tahliye kararı verildiği kaydedildi. ▪️Başka hâkimlere müdahale iddiası 4-Dosyada, Demiroğlu’nun bazı şüpheliler hakkında karar veren hâkimlerle görüştüğü iddiaları da yer aldı. Bir olayda, uyuşturucu ticareti suçundan tutuklanan bir şüpheli için hâkim Ecem Temoçin’in makamına giderek şüphelinin ailesini tanıdığını ve suç işleyebilecek biri olmadığını söylediği, dosya daha sonra kendi önüne geldiğinde ise tahliye kararı verdiği öne sürüldü. 5-Başka bir dosyada da tutuklamaya sevk edilen Hacı Ali Tarlacı hakkında görevli hâkime, dosyaya tekrar tekrar bakmasını söylediği iddia edildi. ▪️Rüşvet ve mali hareketler iddiası 6-Birleşen HSK dosyasında Demiroğlu’nun, avukat Recep Saraffoğlu aracılığıyla bazı tutuklu şüphelilerden menfaat sağlayarak tahliye kararları verdiği ileri sürüldü. Murat Karataş, Hakan Karataş, Aliya Karataş Atalay ve Mehmet Fatih Boğa hakkındaki kararlar bu kapsamda incelendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, rüşvet suçlamasıyla iddianame düzenleyerek son soruşturmanın açılmasını talep etti. 7-Bilirkişi incelemesinde ise Demiroğlu ve eşinin 2022-2023 dönemindeki gelirleriyle harcamaları, borç ödemeleri ve nakit işlemleri arasında uyumsuzluk bulunduğu belirtildi. Eşi adına alınan 2017 model Passat’ın bedeline ilişkin banka hareketi tespit edilemediği, çocukların özel okul ücretinin 225 bin liralık bölümünün elden ödendiği kaydedildi. Bu bulgular, “kaynağı açıklanamayan haksız mal edinme” iddiası kapsamında değerlendirildi. ▪️Araç dosyası ve iletişim kayıtları 8-Başka bir soruşturmada, Veysi ve Bünyamin Batmaz’la bağlantılı bir şirkete ait araçla ilgili idari para cezalarının normal tevzi sistemine alınmadan Demiroğlu’nun görev yaptığı hâkimlikte kayda geçirildiği ve iptal edildiği belirtildi. Savcılık, araç alım satımlarını, para transferlerini, telefon görüşmelerini ve taraflar arasındaki diğer bağlantıları da incelemeye aldı. ▪️HSK’nın kararı ve devam eden davalar HSK İkinci Dairesi, 16 Haziran 2026’da Demiroğlu hakkında iki ayrı dosyadan meslekten çıkarma, birleşen bir dosyadan ise kınama cezası verdi. Meslekten çıkarma kararları kesinleşene kadar tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verildi. “Suçluyu kayırma, görevi kötüye kullanma ve 3628 sayılı Kanun’a muhalefet” suçlamalarının bulunduğu dava Yargıtay 7. Ceza Dairesinde görülüyor. Duruşma 22 Eylül 2026’ya ertelendi. Rüşvet ve görevi kötüye kullanma iddialarına ilişkin diğer adli süreçler de devam ediyor. Demiroğlu ise suçlamaların somut delile dayanmadığını ve verdiği kararların yargısal takdir yetkisi kapsamında bulunduğunu savunuyor.

Yapay zeka dost görünümlü birçok insandan daha mert. Doğru neyse söylüyor… Kişisel kıskançlıklarını attıkları iftiralarla gizleyen namertleri Allaha havale etmekten başka elden gelen bir şey yok… https://t.co/yebCAU6vZw

📌Kaşif Kozinoğlu dosyası 15 yıl sonra yeniden açıldı.. FETÖ elebaşına yazdığı ve “Muhterem efendim” diye başladığı mektubunda Enver Altaylı, Kozinoğlu için neden “etkisiz hale getirilmesi” önerinde bulundu? ▪️Önce Enver Altaylı kim, onu hatırlayalım: Eski MİT mensubu, Sovyetler Birliği ve Orta Asya üzerine çalışmalarıyla bilinen bir isim. 2017’de tutuklanan Altaylı, yargılama sonunda FETÖ üyeliği ve siyasi/askerî casusluk suçlarından toplam 23 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi. ▪️Şimdi gelelim 2008 yılına… Enver Altaylı, Fetullah Gülen’e uzun bir mektup yazıyor. Mektup şöyle başlıyor: “Muhterem Efendim…” Altaylı, Gülen’e MİT içerisindeki isimlerden devletin kritik kurumlarına kadar çok sayıda konuda bilgi ve değerlendirmeler aktarıyor. Ve sıra Kaşif Kozinoğlu’na geliyor. Altaylı, Kozinoğlu’nun Özbekistan’da görev yaptığını, daha sonra terfi ettirilerek merkezi Taşkent’te bulunan ve Orta Asya istihbaratını koordine eden büronun başına getirildiğini anlatıyor. ▪️Kozinoğlu’nu, Gülen yapılanmasına ait okulların Özbekistan’da kapatılmasından sorumlu tutuyor: “Okulların kapatılma sürecinde en büyük ihanet payı adı geçen bu şahsa aittir.” Ardından Gülen’e MİT içerisinden dikkat çekici bir iddia aktarıyor: “Zatı Alilerinizin taraftarı oldukları iddia ve gerekçesi ile 20 MİT görevlisi son derece sıkı bir takibe alınmışlardır.” ▪️Ve hemen ardından mektubun en çarpıcı cümlesi geliyor: “Başbakan, Müsteşar nezdinde teşebbüste bulunarak, Kaşif Kozinoğlu’nun etkisiz hale getirilmesini ve bu 20 görevli hakkındaki izlemenin durdurulmasını temin edebilir. Ancak Başbakan'ın böyle bir inisiyatif kullanacağı kanaatinde değilim.” ▪️Aradan üç yıl geçiyor. 10 Mart 2011’de Kaşif Kozinoğlu, OdaTV soruşturması kapsamında tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderiliyor. ▪️Kozinoğlu cezaevindeyken kendi el yazısıyla notlar kaleme alıyor. Bu notlar, ölümünün yeniden soruşturulmasıyla birlikte bugün tekrar gündemde. Kozinoğlu kendisine yönelik süreci “doğrudan bir komplo” olarak nitelendiriyor. OdaTV sanıklarını tanımadığını, MİT içerisinden seçilmiş bir “günah keçisi” haline getirildiğini belirtiyor. Kendisinin ve ailesinin deşifre edilerek hedef haline getirildiğini, hakkındaki dijital delillerin kurgulandığını söylüyor. ▪️Bir tarafta 2008’de Fetullah Gülen’e “Muhterem Efendim” diye seslenen ve Kozinoğlu’nun “etkisiz hale getirilmesinden” söz eden Enver Altaylı… Diğer tarafta cezaevinden “Bana yönelik doğrudan bir komplodur” diye seslenen Kaşif Kozinoğlu… Sonra takvimler 12 Kasım 2011’i gösteriyor. Yaklaşık 8 aydır tutuklu bulunan Kozinoğlu, Silivri Cezaevi’nde fenalaşarak hayatını kaybediyor. İlk kez hâkim karşısına çıkacağı 22 Kasım’daki duruşmasına yalnızca 10 gün kalmıştı. ▪️O dönem ölümünün doğal nedenlerden kaynaklandığı açıklandı. Ancak şimdi, yaklaşık 15 yıl sonra, ölüm dosyası yeniden soruşturuluyor. ▪️Dosya Faili Meçhul birimine gönderildi. Kozinoğlu’nun cezaevindeki el yazısı notları yeniden inceleniyor. Olay günü görev yapan cezaevi yöneticileri, infaz koruma ve sağlık görevlileri dahil çok sayıda kişinin yeniden ifadesine başvurulması gündemde. Ve bütün bunlar araştırılırken, 2008 tarihli Enver Altaylı mektubundaki o cümle hâlâ ortada duruyor: “Kaşif Kozinoğlu’nun etkisiz hale getirilmesini…”
Seni ne sahadaki rakiplerin ne de Mourinho adlı karakter yoksunu ahmak tutamaz çocuk… Lütfen düzenli oynayacağın bir takıma git… https://t.co/YI6Fj6TePe
▪️Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İhtiyacımız olan Büyük Türkiye mutabakatıdır. ▪️Başkalarına bel bağlayarak değil, kendi bileğimizin gücüne inanarak bu topraklarda var olduk. ▪️Sınırlar ülkeleri fiziken ayırabilir ama kalpleri ayıramaz. ▪️Terör meselesini kalıcı biçimde çözme yolunda önemli mesafe aldık. ▪️10-15 sene önce söylediklerimiz nasıl gerçeğe dönüşüyorsa, bugün söylediklerimizin gerçekleştiğine de hep birlikte şahit olacağız.
Veli Ağbaba’ya “20 milyon TL” tehdidi: “Yeğeninin kokain borcu var” deyip İstanbul’dan Malatya’ya adam gönderdiler Veli Ağbaba ve ailesine yönelik tehdit soruşturmasının çarpıcı ayrıntıları ortaya çıktı. İfade tutanaklarına göre yurt dışı hatlarından WhatsApp üzerinden ulaşan ve kendisini “uyuşturucu satıcısı Uğur Can Gündoğmuş” olarak tanıtan kişi, Ağbaba’nın yeğeni Ahmet Can Ağbaba’ya kokain sattığını, daha önce 5 milyon TL aldığını ancak 20 milyon TL daha alacağı olduğunu iddia etti. Paranın ödenmemesi halinde aileye ait Melid Otel’e ve aile bireylerine zarar verileceği tehdidinde bulunuldu. Şahsın, “Malatya’da başka adamlarımız da var” dediği ve Doğukan Şengezen’i İstanbul’dan Malatya’ya gönderdiklerini söylediği kayıtlara geçti. Şengezen’in daha önce 10 ayrı aranma kaydıyla yakalandığı, evinden 2 Glock, uzun şarjörler, tabancayı otomatikleştiren aparat ve uyuşturucu çıktığı belirtildi. Tehdit soruşturmasının ardından düzenlenen operasyonda Şengezen dahil 4 şüpheli yakalandı ve tutuklandı. “5 milyon TL’lik önceki ödeme, kokain satışı ve 20 milyon TL borç” iddialarının gerçek olup olmadığı ayrıca soruşturuluyor.
Cemil Tugay, CHP’ye mi dönüyor? Bir süre önce CHP’den istifa eden ve AK Parti’ye geçeceği iddia edilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile ilgili kulisler hareketli. Tugay’ın 2 Eylül’de kente gelecek olan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile görüştükten sonra eski partisine dönebileceği belirtiliyor.
İzmir’deki bir haber kaynağımdan gelen bilgi…Tuncay Özkan cevap hakkını kullanmak isterse yayınlayacağım.. //////////////////////////////// İzmir’de 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarında protokolde bir kriz yaşandı. İzmir Valisi Süleyman Elban ile halkı üstü açık arabayla gelerek selamlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a protokolde tokalaşırken Yeni Parti İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’dan herkesin içinde şok sözler geldi. Tuncay Özkan’ın, CHP’den istifa ederek bağımsız kalan ve kurulan Yeni Parti’ye geçmeyen ve son dönemde AK Parti’ye geçeceği iddiaları gündemde olan Tugay’a “Protokolün olduğu yerde karşılarken el sıkıştılar bir an önce karar ver artık… Senin için iyi olmaz. Ayağını denk al” gibi sözler söylediği duyuldu. Çevredeki bazı siyasilerin gülümseyerek tepki verdiği belirtilirken Başkan Tugay’ın ise herhangi bir cevap vermediği belirtildi.

📌Film gibi bir hayat… 📌Oral Çelik ile beraber yakın tarihin birçok sırrı da toprağa gitti… ▪️Türkiye’nin yakın tarihinin en karanlık ve hala tartışılan olaylarının hemen hepsiyle yolu bir şekilde kesişen Oral Çelik, bugün hayatını kaybetti. Peki kimdi Oral Çelik? Neleri biliyordu? Hangi olayların içindeydi? Bir dönemin hikayesi… 📌MALATYA’DAN BAŞLAYAN HAYAT… 1959’da Malatya’nın Hekimhan ilçesine bağlı Girmana’da doğdu. Genç yaşlarda ülkücü hareket içerisinde yer aldı. 1970’lerin ikinci yarısında Türkiye sağ-sol çatışmalarıyla sarsılırken Çelik’in adı da Malatya’daki siyasi olaylarla birlikte duyulmaya başladı. Fakat onu Türkiye’nin yakın tarihinin en tartışmalı isimlerinden biri haline getirecek gelişmeler henüz başlamamıştı. 📌ABDİ İPEKÇİ SUİKASTI 1 Şubat 1979… Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi İstanbul’da öldürüldü. Tetikçi Mehmet Ali Ağca’ydı. Soruşturma ilerledikçe Ağca’nın çevresindeki isimler de mercek altına alındı. Oral Çelik’in adı bu dosyada gündeme gelen isimlerden biri oldu. Bu suikast, sonraki yıllarda Türkiye’nin yakın tarihinin en büyük karanlık dosyalarından biri haline gelecekti. 📌AĞCA’NIN CEZAEVİNDEN KAÇIŞI 23 Kasım 1979… Mehmet Ali Ağca, Maltepe Askeri Cezaevi’nden firar etti. Ağca’nın kaçışının arkasındaki organizasyon yıllarca tartışıldı. Oral Çelik ve Abdullah Çatlı’nın isimleri de bu süreçle bağlantılı olarak gündeme geldi. Artık hikâyenin aktörleri yalnızca Türkiye’de değildi. Avrupa’ya uzanan çok daha büyük bir ağ ortaya çıkıyordu. 📌VATİKAN VE PAPA SUİKASTI 13 Mayıs 1981… Mehmet Ali Ağca, Vatikan’daki Aziz Petrus Meydanı’nda Papa II. Jean Paul’e ateş etti. Dünya ayağa kalktı. Suikast girişiminin arkasında kim vardı? Ağca yalnız mıydı? Oral Çelik’in adı bu kez uluslararası soruşturmalarda ortaya çıktı. Ağca’nın bazı ifadelerinde Çelik olayın kilit isimlerinden biri olarak gösterildi. Çelik ise bu suçlamaları hayatı boyunca reddetti. 📌AVRUPA YILLARI 12 Eylül sonrasında uzun yıllar Türkiye dışında yaşadı. Bu dönemde de yolu yakın tarihin en tartışmalı isimleriyle kesişmeye devam etti. İsviçre’de Abdullah Çatlı ve Mehmet Şener’le birlikte yakalandı. Fransa’da “Bedri Ateş” adına düzenlenmiş sahte kimlikle yakalandı ve hapis yattı. İtalya, Fransa ve İsviçre’de farklı soruşturma ve yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldı. Yaklaşık 16 yıl Türkiye dışında yaşadı. 📌TÜRKİYE’YE DÖNÜŞ 1996’da Türkiye’ye iade edildi. Hakkındaki çeşitli dosyalar yeniden gündeme geldi. Bazı suçlamalardan beraat etti. Bazı dosyalar zamanaşımı ve hukuki süreçler nedeniyle sonuçlanamadı. Sonraki yıllarda ise bambaşka bir Oral Çelik profili ortaya çıktı. Kamuoyundan büyük ölçüde uzaklaştı. Bir dönem Malatyaspor Başkanlığı yaptı. 📌VE BUGÜN… Oral Çelik, geçirdiği beyin kanamasının ardından tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde bugün hayatını kaybetti. 67 yaşındaydı. Arkasında ise Türkiye’nin yakın tarihine ilişkin devasa bir tartışma bıraktı. Çünkü Oral Çelik’in hayatının kesiştiği başlıkları yan yana koyduğunuzda ortaya sıradan bir biyografi çıkmıyor: Abdi İpekçi suikastı… Mehmet Ali Ağca… Ağca’nın Maltepe Askeri Cezaevi’nde 12 Eylül… Papa II. Jean Paul suikastı… Soğuk Savaş’ın istihbarat savaşları… Ve yıllarca süren uluslararası soruşturmalar. Oral Çelik öldü.Ama onunla birlikte Türkiye’nin yakın tarihinin bazı sırları da toprağa gitti.
Cem Yılmaz’a geçmiş olsun. Allah şifa versin. Avrupa ve ABD’de durum ne bilmem ama erken sayılabilecek yaşta geçirilen kalp krizlerinde büyük artış var… Son 3 yılda biri 38, diğeri 42 yaşında iki arkadaş kalpten gitti. 50 yaşındaki bir diğeri zor kurtuldu. Özellikle pandemiden sonra bu hikayeleri daha çok duyar olduk. İnsanlığa o dönemde bir şey yaptılar ama muhtemelen bunu hiçbir zaman ispatlayamayacağız.
30 Ağustos sadece kazanılmış bir savaşın değil, “Bu milletin kaderini başkaları belirleyemez” iradesinin zaferidir. Bir asır önce Anadolu’yu paylaşmak isteyenlere verilen cevap neyse, bugün Türkiye’ye yön çizmeye, iradesini kuşatmaya çalışanlara verilecek cevap da aynıdır: Bağımsızlık. Güçlü devlet. Güçlü Türkiye. Coğrafya değişmedi, hesaplar bitmedi; değişen, Türkiye’nin imkânları ve gücü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
SON DAKİKA | ERSOY DOSYASINDA 4 ŞÜPHELİ DOLANDIRICILIK SUÇLAMASI İLE TUTUKLANDI Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, tutuklu gazeteci Mehmet Akif Ersoy’a “tahliye ve beraat kararı aldırma” vaadiyle para talep eden 4 şüpheli, sevk edildikleri Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandı. Şüpheliler Av. Erel Muallaoğlu, Yavuz Küçükyeşil, Erkan Uzun ve Hacı Eşiyok hakkında TCK 158/2 kapsamında, “kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık” suçundan işlem yapıldı.
Mavi kanlı, genellikle soylu, aristokrat veya asil bir aileden gelen kişi anlamında kullanılır. Kökeni Orta Çağ İspanya’sına dayanır. Soyluların açık tenlerinde damarların mavi görünmesi, onları güneşte çalışan ve daha esmer olan halktan ayıran bir özellik olarak görülmüş; zamanla “asil kan” anlamını kazanmıştır.
Nevzat Bey, biraz alıngansınız sanırım. Size Türkçe dersi vermeye çalıştığım sonucuna nasıl vardınız? Elbetteki Fransızca bir kelime olan demagoji kelimesinin yazımına biz sıradan insanlar siz mavi kanlılar gibi dikkat etmeyebiliriz. Bir harf hatasına gösterdiğiniz özen çok çarpıcı. Anadolu’yu bilirsiniz siz de. Demagoji yazamıyor bunlar azizim!! Hele bir de sosyal medya polemiklerinde hatalar eksik olmuyor. Kusura bakmayın.
Tanju altın ayakkabı aldığında bütün ülke gurur duyduk. Fransız Papen’den bile büyük bir golcümüz olmasına keyiflendik. İngilizce tali meseleydi. Bugün 38 yıl geriye gidip bu örnek üzerinden yapılan güncel çıkarım demogojinin kralıdır. Halk avcılığı zenginlerin ve politikacıların ilgi alanıdır. Biz halkın kendisiyiz.
SON DAKİKA | Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturması kapsamında, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ifadesine başvurulacağı öğrenildi. Soruşturma kapsamında, Şahin adına tahsisli olduğu belirlenen aracın, tutuklu Hilmi Tuna Kuriş’in yurt dışına kaçırılmasına yönelik girişimde kullanıldığı tespit edilmişti.
