
AK Parti
İstatistikler belirli aralıklarla güncellenmektedir; gün içinde gerçekleşen etkileşimler anlık olarak yansımayabilir.
Paylaşım Türü Dağılımı
İçerik Türü (Metin/Görsel/Video)
Gönderiler (151)

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, programları kapsamında bulunduğu Rize'de Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesini ziyaret etti. https://t.co/utdvDEEPPC

“Biz sadece 86 milyona değil, gelecek nesillere karşı da sorumluyuz. Onun için muhalefetin ne dediğiyle, ne yaptığıyla ilgilenmiyoruz.” Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Rize’de Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni'ne katıldı. https://t.co/ioWuOVWzZj
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Dünyada şu anda hemen bir çırpıda saysam 10 tane ağır kriz alanı, ağır çatışma alanı sayarım ve bunların 3-4 tanesinin sadece bulunduğu bölgeyi değil, bütün dünyayı yıllar boyunca sarsacak potansiyele sahip olduğunu söyleyebilirim. Onun için, daha çok gerilim üretmek, daha çok kriz üretmek bir siyasi yetenek değil. Herhangi bir siyasetçi daha çok kriz üretecek, daha çok gerilim üretecek bir yaklaşım içerisine giriyorsa, çok yetenekli bir iş yapmıyordur, çok doğru bir iş yapmıyordur. Biz başından beri söylüyoruz, Yunanistan'la bütün sorunları masada çözebiliriz ve bunlarla ilgili olarak Türk diplomasisinin kabiliyetleri çok yüksektir. Burada biz komşuyuz, başkaları gider biz kalırız diyoruz. Bunu da bir eksiklik olarak söylemiyoruz, hem masada hem sahada son derece güçlü bir ülke olarak biz bunu söylüyoruz. Ama Yunanistan'ın birtakım işlevsiz ittifaklara girerek ya da kendi ülkesinin birtakım süreçlerini İsrail'e teslim ederek Türkiye'yi kuşatabileceğini zannetmesi son derece boş bir yaklaşım, altı boş bir yaklaşım. Bunun Yunanistan'a da büyük bir zararı olur. Yani bugün Netanyahu gibi bir Nazi’yle yan yana gelmeyi kabullenen siyasetçinin, herhangi bir şekilde dünyanın gidişatını okuma konusunda büyük yetersizlikleri olduğu görülür. Ve bu bir meşruiyet meselesidir aynı zamanda, hiç kimsenin meşru siyasete, meşru dünyaya inanan hiç kimsenin bunlarla yan yana gelmek gibi bir yaklaşımı olmaz. Ama bugün Netanyahu'yla ve İsrail'in bu saldırganlığıyla yan yana gelme konusunda Yunanistan Başbakanının özel bir çabası olduğu görülüyor, kuşkusuz bu Yunan halkı için de iyi bir şey değil. Bizim açımızdan baktığımızda, bunlar reddedilmesi gereken, ama herhangi bir şekilde bizim için bir tehdit teşkil eden unsurlar değil. Türkiye'nin masadaki ve sahadaki gücü tüm bu birtakım kumpasları, sözde ittifakları, eğer bir zarar verme potansiyeli varsa engelleyebilecek durumdadır. Ama yine ifade ediyorum, akıllı davranmak lazım, siyasi akılla hareket etmek lazım, siyasi sağduyuyla hareket etmek lazım. Herkes gider bu bölgede biz ve Yunanistan kalırız yine sonunda. Yunanistan'ı birtakım böyle büyük güçlerin başka hesaplarının, maceralarının arkasına sürüklemek bir Yunan siyasetçisinin yapmaması gereken bir iştir. Sonuçta bu sorunlar Türkiye ile Yunanistan arasında masada çözülmelidir.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Sayın Cumhurbaşkanımızdan pek çok belediye başkanı randevu talep etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız da kendi programlarının uygunluğuna bağlı olarak kendi takdirleriyle çeşitli zamanlarda bu randevuları vermektedir. Bildiğim kadarıyla Ahlat dönüşü Sayın Yavaş Sayın Cumhurbaşkanımızdan randevu talep ediyor, Sayın Cumhurbaşkanımızın takdiriyle de bu gerçekleşti. Sayın Yavaş'ın yaptığı açıklamada da var. Ankara'nın sorunlarını önümüzdeki dönemdeki yatırımları ifade etmişler. Sayın Cumhurbaşkanımız tabii belediye başkanlığından da geldiği için şehirleri daha ileriye götürecek projeler konusunda, şehirlerin altyapı sorunlarının çözülmesi konusunda, şehir hayatının standartlarının yükseltilmesine dönük birtakım projelerin hayata geçmesi konusunda her zaman çok hassastır. Burada da parti ayrımı gözetmeksizin çeşitli partilere mensup belediye başkanlarına zaman zaman bu randevuları verirler. Tabii Ankara başkentimiz, Ankara'nın önümüzdeki dönemdeki yatırım beklentilerinin, projelerinin Sayın Cumhurbaşkanımıza sunulmasından daha doğal bir şey yoktur. Yine tabii Sayın Yavaş'ın açıklamasında da var, NATO Zirvesi’yle Ankara'nın bütün dünyada var olan marka değeri daha çok yükseldi, daha çok duyuldu. Bununla da ilgili bir teşekkür ziyareti olduğu ifade ediliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız devletimizin başıdır, dolayısıyla devletimizin başı olarak kendisinden randevu talep eden farklı siyasi partilerden milletvekillerine de çeşitli zamanlarda vakit ayırmaktadır, belediye başkanlarına da vakit ayırmaktadır. Dolayısıyla Ankara'nın ihtiyaçları doğrultusunda yapılmış son derece doğal bir görüşmedir. Muhalefetten gelen yorumlardan bahsettiniz. Bu yorumlar çeşitli konularda yapılıyor. Ama gördüğümüz kadarıyla muhalefetin hayatında siyaset, siyasetin standartlarının yükseltmesi, iyi bir belediyecilik yapılmasıyla ilgili herhangi bir gündem olmadığı için her olaydan büyük spekülasyonlar çıkarma konusunda son derece iştahlı bir muhalefet anlayışı var. Onları kendi spekülasyonlarıyla, kendi tartışmalarıyla baş başa bırakıyoruz.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Devletlerin egemenliğine saygı, ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı ilkesi ortadan kalktığı zaman dünya vahşi bir ormana döner. Bugün devletlerin egemenliğine en büyük saygısızlığı Netanyahu ve şebekesi yapmaktadır. Devletlerin toprak bütünlüğüne saygı ilkesini en çok zedeleyen Netanyahu ve şebekesidir. Dolayısıyla orada sadece Hermon Dağı bölgesine, sadece Suriye topraklarına dönük olarak yapılan bir saygısızlık ve yanlış eylem olarak görmemek lazım, devletlerin egemenlik ilkesine ve devletlerin toprak bütünlüğü ilkesine saygı duyan herkesin ve tüm kurumların reddetmesi gereken bir yaklaşımdır. Ama görüldüğü gibi provokasyonlarını artırma konusunda özellikle seçime doğru giderken Netanyahu'nun daha ciddi sıkıntılarla dünyayı ve bölgeyi baş başa bırakacağı görülmektedir.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: OECD Eğitim ve Beceriler Direktörü Türkiye'nin PISA başarısına büyük bir övgü ifade ettiler. Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA 2025 döngüsünde Türkiye'nin elde ettiği başarıyı tebrik etti. Tabii burada Milli Eğitim Bakanımızın, Milli Eğitim Bakanlığımızın öğretmenlerimizin, yöneticilerimizin, tüm öğrencilerimizin topyekûn olarak çabalarıyla aslında dünyada geriye gidilen konularda ileriye dönük olarak bu adımın atılmış olması son derece kıymetli. Bu bakımdan mesela Türkiye'deki öğrenci performansı her üç alanda birden gelişim gösteren ve az sayıdaki örnek gösterilen performanslardan bir tanesi. Matematik, okuma, fen alanlarında ortalama sonuçların 2022 ile 2025 arasında artması son derece önemli. Burada dünyanın çeşitli yerlerindeki geriye gidişle mukayese edildiğinde bu başarılar çok daha kıymetli. Millî Eğitim Bakanımızın, Bakanlığımızın, bütün yönetici arkadaşlarımızın değerli öğretmenlerimizin, tabii ki sevgili öğrencilerimizin gayretleriyle, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hükümetlerimizin şimdiye kadar eğitim alanına yaptığı yatırımlar, destekler bu şekilde sonuçlarını vermeye devam ediyor. Bir diğer konu da, YÖK Başkanımız terörsüz Türkiye konusunda üniversitelerin üzerine düşeni yapması, akademik çalışmalar yapması, terörsüz Türkiye konusuna katkı sağlayacak şekilde birtakım çalışmaları ortaya koymasına dönük olarak üniversitelere bir yazı gönderdi. Bu tabii akademik hayatımızın bölgedeki bu büyük sorunlar, büyük altüst oluşlar, büyük kaynamalar söz konusuyken bölgenin gelecek vizyonuna katkı sağlayacak bir hareketlenme içerisine girmesi, akademik hayatımızın da buraya odaklanması bakımından son derece kıymetli bir yaklaşımdır.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Bir diğer konu arkadaşlar, Mekke Anlaşması ile ilgili olarak birtakım spekülasyonlar yapılması. Mekke Anlaşması, biz öteden beri şunu savunuyoruz: İçinde olduğumuz güvenlik örgütlerine zıt ya da alternatif güvenlik anlaşmaları yapmıyoruz. İçinde bulunduğumuz güvenlik örgütlerini tamamlayan bölgesel barışın sağlanması açısından daha pratik, daha işlevsel sonuçlar doğurabilecek yaklaşımlar sergiliyoruz. Dolayısıyla şu anda Suudi Arabistan ve Pakistan'la birlikte ilk toplantısı da yapılan Mekke Anlaşması aslında bölgedeki devletlerin, komşularımızın, kardeşlerimizin kendi iradeleriyle barışın korunmasına dönük bir inisiyatifin nasıl oluşturulacağına dair bir mikro model olarak ortaya çıkıyor. Tabii ki bundan sonra yeni katılımlar olacaktır ama henüz her şey çok yeni. İttifak bölgedeki tabii ki bütün devletlere açık ama prensiplerinin, giriş kurallarının oturması biraz daha zaman alacaktır. Olgunlaştıkça bölge barışına ve küresel barışa katkıda bulunacak, bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bir yapı olarak yoluna devam edecektir. Dolayısıyla bununla ilgili olarak birtakım spekülasyonlar yapılması, yani bu organizasyonlar şu güvenlik örgütünün alternatifi olarak yapılıyor ya da şu kişilere karşı yapılıyor gibisinden birtakım yaklaşımlar değil. Esas olan burada hedef, bölge barışının sağlanması ve bölge barışını tehdit eden unsurların bu tehdidinin ortadan kalkması. Esas mesele bölge barışının tehdit edilmemesini sağlayacak birtakım dayanışmaların ortaya koyulması.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Sürekli olarak “yerleşimci” ya da “yerleşim yerleri” diye birtakım ifadeler kullanılıyor. Daha önce de ifade ettim bunu, bunlara yerleşimci denilmesi bunu masumlaştıran bir şey. Yerleşimci değil o kişi, o “hırsız,” Filistinli ailenin toprağını çalan, Filistin'in öz vatanındaki toprağını çalan kişi. Yerleşim demek işgal demek, hırsızlık demek, utanmaz bir ikiyüzlülük demek. Bu dilin muhakkak surette değişmesi lazım. Yerleşimci diye bir şey yok, hırsız diye bir şey var, işgalci diye bir şey var ve bunu giderek dozunu artıran bir şekilde yapıyorlar. Türkiye'nin buna en güçlü şekilde karşı çıktığı zamanlarda, Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler kürsüsünden defalarca bunu ifade ettiği zamanlarda, yeterince ses çıkmıyordu ama işte dün değil evvelsi gün de gördünüz İngiltere ve Avrupa Birliği ülkeleri de benzer doğrultuda açıklamalar yaptılar. Burada şunu unutmamak gerekir: Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler kürsüsünden sorduğu bir soru var haritayı göstererek, 1948'den bu tarafa İsrail'in işgal haritasını göstererek sorduğu soru, “İsrail'in sınırları neresidir?” Bugün İsrail'in sınırlarının neresi olduğunu bilen yok. Çünkü İsrail bu belirsizlik üzerinden işgal politikasını, yerleşimci adı altında da hırsızlık politikasını sürdürmeye devam ediyor. Dolayısıyla uluslararası hukuk açısından baktığınızda İsrail'in kendi sınırlarını belli etmemesi bile aslında işte bahsettiği Arz-ı Mevud, David Koridoru’nu kuracağız gibi birtakım ifadelerle çok geniş bir işgal politikasını sürdürmeye çalıştığını gösteriyor. Dolayısıyla bugün uluslararası toplum, insanlık ittifakı sadece Gazze'yi değil, sadece Batı Şeria'yı değil, sadece Doğu Kudüs'ü değil, esasında bütün insanlığı tehdit eden bir şebekeyle karşı karşıyadır. Bu bir ülkenin meselesi, iki ülkenin meselesi ya da sadece bölge ülkelerinin meselesi değil, insanlık ittifakı dediğimiz bu değer kümesini savunan bütün insanların meselesi olarak ele alınmalıdır.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Dünyanın aynı anda birden çok bölgesinde savaşın olduğu bir dönemdeyiz. Bu da tedarik zincirlerinden tutun da küresel barış, bölgesel barış konularını doğrudan olumsuz etkileyen bir durum. Maalesef Amerika Birleşik Devletleri’nin ve İsrail'in İran'a saldırısından sonra herhangi bir barış zemini kurulamadı. Bu haksız ve hakkaniyetsiz saldırının arkasından İslamabad Mutabakat Zaptı ortaya çıkmıştı, barış için bir umut olarak bu değerlendirilmişti ve düşünülmüştü. Ama şimdi barış için bir umut olan İslamabad Mutabakat Zaptı’nın Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmalar sebebiyle tamamen işlevsiz kaldığını söylemek yanlış olmaz. Sayın Cumhurbaşkanımız savaşın başladığı andan itibaren çatışmanın daha derinleşmemesi için ve sivil kayıpların durdurulması için büyük bir inisiyatif ortaya koydu. İslamabad Mutabakat Zaptı'nın ortaya çıkmasında da Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesinin çok büyük katkıları oldu. Provokasyonlardan kaçınma ve yeniden müzakere masasına dönülmesi konusunda da Sayın Cumhurbaşkanımız diplomasi trafiğini devam ettiriyor. Bütün bir bölgeye baktığımızda sorunun kaynağı Netanyahu hükümetidir. Bugün Lübnan'da, Suriye'de, İran'da ve diğer alanlardaki bu ortaya çıkan tablo Netanyahu hükümetinin saldırganlığı ve soykırımcı politikalarının neticesi olarak ortaya çıkmıştır. En son biliyorsunuz yeni yerleşim yerleri ilan etmişlerdi fakat ilan ettikleri yeni yerleşim yerleri çok stratejik yerler, iki devletli çözümü tamamen imkânsız kılacak şekilde yeni yerleşim yerleri ifade ediyorlar, ortaya koyuyorlar, bunun ihalesini yapmaya hazırlanıyorlar. Tabii buna İngiltere ve Avrupa Birliği'nin çok güçlü bir şekilde karşı çıkması ve belki de ilk defa İsrail'in bu eylemlerinin etnik temizlik olarak onlar tarafından bu şekilde adlandırılması artık vahşetin hangi boyutlara geldiğini göstermektedir. Cumhurbaşkanımız bu İsrail saldırganlığının başladığı dönemlerde Netanyahu'nun soykırımcı şebekesine karşı en güçlü sesi, en güçlü sözü insanlık ittifakı adına ortaya koyduğunda, insanlık ittifakının son derece şahsiyetli üyeleri benzer doğrultuda açıklamalar yapıyorlardı fakat bazıları geri duruyordu ya da bazıları daha ortalama açıklamalar yapmaya çalışıyorlardı. Ama bugün geri duranların bile artık bu çizgi dışında bir açıklama yapma imkânının kalmadığını kabul ettikleri bir durumla karşı karşıyayız.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Rusya-Ukrayna savaşını yakın bir şekilde takip etmeye devam ediyoruz. Maalesef birçok masa kurma girişiminden sonra gelinen noktada Rusya-Ukrayna savaşı uzun soluklu bir yıpratma mücadelesine dönmüştür ve bir döngü içerisinde günlük taktiksel kazanımlarla iki tarafın da birbirini yoğun bir şekilde yıprattığı bir hale gelmiştir. Ve burada savaşın seyrini değiştirecek hiçbir şey olmamasına rağmen, taktiksel kazanımlar üzerinden bu yıpratma savaşı devam etmektedir. Birincisi, bu her bakımdan kötüdür. Çok sayıda insanın ölmüş olması, insan hayatının tehlikeye atılmış olması tabii ki en baştaki konudur. Onun dışında savaşın daha geniş bir bölgeye yayılma ihtimali, NATO, Avrupa Birliği çerçevesinde ortaya çıkan tartışmalar, maalesef daha ileri düzeyde silahların kullanılmasından bahsedilmesi, tabii ki Karadeniz'deki durum son derece sakıncalı bir hale gelmiştir. Hususen burada Karadeniz'deki sivil Türk gemilerinin hedef alınmasının da son derece reddedilmesi gereken bir durum olduğunu ifade ediyoruz. Şimdiye kadar Rusya kaynaklı 8, Ukrayna kaynaklı 35 Türk işletmeli gemi maalesef hedef alınmıştır. Bu savaş ortamında maalesef böyle bir tablo ortaya çıkmıştır. Bu konudaki uyarılarımızı sürdürüyoruz, bu konudaki hassasiyetlerimizi ve takibimizi en üst düzeyde devam ettiriyoruz. Ama kısır döngünün bir an evvel sona ermesi, İstanbul'da bir masa kurularak muhakkak surette artık bir sonuca varılması gerekmektedir.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Önemli olan konu şudur: Nihayetinde kahraman şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin büyük fedakârlıklarıyla, terör vasıtasıyla ülkemize verilmek istenen zararlar her zaman engellenmiştir. Türkiye, birliğini, bütünlüğünü, kardeşliğini ve ortak gelecek, kaderdaşlık, duygudaşlık dünyasını her zaman korumuştur. Bunun korunmasının bundan sonrasında çok daha kıymetli olduğunu görüyoruz. Herkesin makul bir dil kullanması gerekir. Burada da aslında çok basit bir ölçü vardır. Kullandığınız dil, meşruiyet çerçevesinde başkalarıyla köprü mü kuruyor, araya duvar mı örüyor? Eğer kullandığınız dil, meşruiyet çerçevesinde hareket ederken, meşru odakları muhatap alırken daha çok köprü kuruyorsa, kendini mağdur hisseden, dışlanmış hisseden, ötekileştirilmiş hisseden insanlarla arada daha çok köprü inşa ediyorsa, doğru bir dildir ve bugünün dünyasının ihtiyaç duyduğu dildir. Ama çok doğru şeyler söyleseniz bile araya duvar örüyorsanız, bu kesinlikle doğru sonuçlar doğurmayan bir dildir. Bir de tabii doğru şeyler söylemeyip etnik aşırılık, mezhepçi aşırılık, dini istismar eden aşırılık üzerinden çeşitli duvarlar inşa edilmeye çalışıldığı zaman, aslında bunun hiçbir etnik ya da dini gruba faydasının olmadığını, birtakım siyonist ve emperyalist hesapların muhasebe kaydı olarak ortaya çıktığını şimdiye kadar defalarca gördük. Onun için her bakımdan sağduyulu bir dil kullanmak önemlidir, kapsayıcı, kuşatıcı bir dil kullanmak önemlidir.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge sürecini yakın bir şekilde takip ediyoruz. Mecliste yüksek bir oyla kabul edilen yasadan sonra, biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında bir kurul kuruldu. Bu kurul ilk toplantısını yaptı ve birtakım alt komisyonlar belirledi. Bundan sonrasında da bu kurul, düzenli bir şekilde bu silahsızlanma, örgütün feshi ve tasfiyesi sürecini takip edecek. Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu fesih ve tasfiye süreci tamamlandıktan sonra yasadan faydalanma mümkün olacak. MGK kararıyla teyit edildikten sonra. Tabii, silahsızlandırma kapsamında ilgili kurumlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu çerçevede Iraklı muhataplarıyla yoğun bir mesai içerisindeler. Bu tabii, terörsüz Türkiye süreci, terörsüz bölge süreci iç içe olduğu için, aslında tek bir tanımı ifade ettiği için, tabii ki komşu ülkelerle, terör örgütünün bulunduğu ülkelerdeki yöneticilerle de, hükümetlerle de, yoğun bir şekilde muhataplarımızla bu çalışmaları sürdürüyoruz. Tabii, bu başlık altında en önemli konulardan bir tanesi Suriye'deki durumdu. Suriye'deki durum, Suriye'nin Esad rejiminin karanlığından çıkmasından sonra daha da kritik bir hâl almıştı. Yukarıda SDG'nin oluşturduğu yapı, güneyde ayrılıkçı bir Dürzi yapılanması, çeşitli şekillerde ortaya çıkan etnik ya da dini provokasyonlar süreci daha önemli hâle getirmişti. Gelinen noktada biz her zaman şunu söyledik: Irak için ayrı bir model söz konusu olabilir, örgütün feshi açısından İran için ayrı olabilir, Avrupa için ayrı ve Suriye için ayrı olabilir diye. Burada gelinen noktada SDG'nin feshedilmesi gerektiğini ve silahlı unsurlarının terörden arındırılarak, terörist unsurlardan ve Suriyeli olmayan unsurlardan arındırılarak Suriye'ye entegre olması gerektiğini ifade etmiştik. Şu anda SDG feshedildi, oradaki entegrasyon sürecini yakinen takip etmeye devam ediyoruz. Çünkü bunun sahada gerçekleşmesinin, yani bu fesih süreçlerinin teoride ve retorikte kalmamasının, sahada gerçekleşmesinin bölgedeki herkes için, bütün etnik gruplar için, bütün dini gruplar için son derece iyi bir geleceği inşa edeceğine inanıyoruz. Türkmen, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Alevi, Nusayri, Dürzi, Ezidi, hangi etnik gruptan ya da dini gruptan olursa olsun, hepsinin geleceği için son derece kıymetli süreçlerdir bunlar.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Hepimiz hep beraber kutladık, ama o kadar büyük bir başarı ki buradan bir kere daha Filenin Sultanlarını tebrik ediyoruz. Hepimizin göğsünü kabartan, hepimizi çok mutlu eden bir başarı elde ettiler ve bu başarıyı üst üste elde ettiler. Bütün Türkiye'yi birleştiren, ay-yıldızlı bayrağımızı gönderde dalgalandıran, hepimize son derece mutluluk veren başarılara imza atıyorlar. Bunu da çok güzel bir şekilde takım ruhuyla genç arkadaşlarımıza, genç kardeşlerimize örnek olacak ve ilham kaynağı olacak şekilde yapıyorlar, en üst standartlarda bir çaba ortaya koyuyorlar. Bütün takımın yöneticilerine, tabii ki değerli oyuncularımıza buradan bir kere daha tebriklerimizi iletiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın Külliyede kabulleri sırasında oyuncularımız çok güzel açıklamalar yaptılar. Ama özellikle genç arkadaşlarımızın, takımımızın kaptanı Eda Hanım'ın yaptığı konuşmayı dinlemesini çok öneririm. Çok kıymetli, kapsayıcı, çok zarif bir şekilde takımı, kendisini, yapmak istediklerini, gençler için sunmak istedikleri vizyonu ortaya koyan bir açıklama yaptı, son derece kıymetliydi. Bütün yöneticileri ve tabii ki Filenin Sultanlarını bir kere daha tebrik ediyoruz. Bundan sonra çok daha büyük bir başarıya imza atacaklarına, başarıların üst üste geleceğine dair hiçbir kuşkumuz yok.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Bugün partimize katılan İzmir Foça Belediye Başkanı Saniye Fıçı, Kayseri Akkışla Belediye Başkanı Mustafa Dursun, Kayseri Felahiye Belediye Başkanı Şeref Güleser, Muş Merkez Sungu Belde Belediye Başkanı Burhan Sayılgan'a AK Parti ailemize hoş geldiniz diyoruz. Partimize gerek Meclis boyutunda, gerekse belediyeler boyutunda yoğun bir şekilde katılım talebi var. Tabi bunlar partinin ilkeleri, prensipleri, gelenekleri çerçevesinde değerlendiriliyor, o değerlendirme çerçevesinde de bu kararlar veriliyor, kararlar verildikten sonra da bu toplantılarımızda bu katılımlar gerçekleşmiş oluyor. Bugün aramıza katılan belediye başkanı arkadaşlarımıza tebriklerimizi iletiyoruz, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyoruz.
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan: Biz sadece 86 milyona değil, gelecek nesillere karşı da sorumluyuz. Onun için muhalefetin ne dediğiyle, ne yaptığıyla ilgilenmiyoruz. https://t.co/rgEwuialvS
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan: Toplam değeri yaklaşık 10 milyar lira olan bu eserlerin Rize’mize, Rizeli hemşerilerime ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. https://t.co/PnfWXAtwu5

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Rize Valiliğini ziyaret etti. https://t.co/VwCcbCU7PK
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Rize’de Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni'nde konuşuyor... https://t.co/4oGAEM4m8l

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, çeşitli programlara katılmak üzere geldiği memleketi Rize'nin Güneysu ilçesinde vatandaşlara hitap etti. https://t.co/JBUH7iEtqH
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Rize'nin Güneysu ilçesinde halka hitap ediyor... https://t.co/XMFLjhqpUe